Ümit Akçay
ABD’de ikinci Trump dönemi 20 Ocak 2025’te başladı. Bu yazıda Trump yönetiminin ilk yılını, daha çok ABD içi tartışmalara odaklanarak değerlendirdim. Bu bir yıl sonunda, Trump politikaları herhangi bir rasyonel zemine dayanıyor mu yoksa yaşananlar tamamen bir ‘çılgınlıktan’ mı ibaret sorusuna yanıt vermek için elimizde daha çok veri var. Yazıda şu görüşü açtım: Trump, yeni gelişen bir toplumsal blokun temsilcisi olarak hareket ediyor.
Ekonomik milliyetçilik ve gümrük tarifesi savaşları
2025’te ABD’nin ekonomik politikası nedir diye sorduğumuzda ilk göze çarpan özellik, stratejik yapısal hedefler ile kaotik uygulama arasında gidip gelen bir uygulama olduğudur. Stratejik yapısal hedeflerin neler olduğuna baktığımızda, yerli üretimi önceliklendirmek, ticaret açığını azaltmak ve Amerikan firmalarını gümrük vergileri aracılığıyla korumayı amaçlayan bir politika seti karşımıza çıkıyor. Trump’ın sıklıkla dile getirdiği ‘Önce Amerika’ sloganı bu çerçeveyi özetliyor.
Trump yönetiminin gümrük vergilerini artırmak için ileri sürdüğü temel gerekçe, ABD’nin küresel üretimdeki üstünlüğünü kaybetmesidir. Tarife politikası, üretim alanındaki bu gerilemeyi durdurmak ve imalatta liderliği geri almak için seçilen temel bir araç olarak görülebilir. Uygulanan karşılıklı gümrük vergileri (Tüm ithalata uygulanan yüzde 10 temel vergi ve Çin gibi ülkelere uygulanan daha yüksek oranlar), bu yeniden yapılanmayı zorlamak için seçilen mekanizmadır. Kulağa yadırgatıcı gelse de bu politika, üretimde rekabet avantajı kazanmayı ve imalatı ülke içine çekmeyi amaçlayan korumacı bir ticaret rejimini inşa etmeyi amaçlıyor.
Buraya kadar olan kısım, yapısal hedeflerle ilgiliydi. Ancak bir de bunun kaotik uygulama kısmı var. Gümrük vergilerinin ilan edilmesi, 2025 başında piyasalarda anında dalgalanma yarattı. Tarifelerin yürürlüğe girmesinden önceki ithalat artışı nedeniyle gayrisafi yurt içi hasılada (GSYİH) birinci çeyrekte daralma yaşanırken, ardından ikinci çeyrekte hızlı bir toparlanma geldi. İşsizlik oranı düşük kalsa da (yaklaşık yüzde 4 civarı), gümrük vergilerinden kaynaklanan artan girdi maliyetleri yurt içi ekonomiye sızmaya başladıkça işe alım tahminleri azaldı ve yılın ilerleyen dönemlerinde oran hafifçe yükselmeye başladı. Şu an bu yeni gümrük tarifesi politikasının sonuçlarını değerlendirmek mümkün değil. Zira Çin gibi büyük ülkelerle olan ticari ilişkiler halen süren müzakereler sonucunda netleşecek.
Trump-Musk çatışması: ‘Büyük Güzel Yasa’
Trump yönetiminin ilk yılındaki en dramatik ve beklenmedik iç çatışma, Başkan Trump ile eski ekonomi danışmanı ve kısa bir süre için Hükümet Verimliliği Departmanı (DOGE - Department of Government Efficiency) başkanı olan Elon Musk arasındaki ilişkinin kopmasıydı. Kavga, temmuz 2025’te imzalanan “Tek Büyük Güzel Yasa” (OBBBA - One Big Beautiful Bill Act) ile koptu. Bu yasa, büyük firmalara vergi indirimleri sağlarken, bahşişlerden alınan federal gelir vergisinin kaldırılması gibi geniş toplum kesimlerine ‘şirin gözükecek’ vergi indirimlerini de içeriyordu. Bu mali paket savunma sanayi sözleşmelerine daha fazla kaynak ayrılmasını ve sınır güvenliği için gerekli finansmanı artırırken, sosyal güvenlik ağlarından kesintileri içeriyordu.
DOGE ekibi ve Musk, OBBBA’yı bütçe açığını artıran hükümleri nedeniyle alenen ‘iğrenç bir rezalet’ olarak nitelendirdi. Musk, yasanın mali kısıtlama ilkesine ihanet ettiğini ve DOGE’nin çabalarını boşa çıkardığını savundu. Başkan Trump ve ekibi ise, Musk’ın öfkesinin kişisel çıkarlara dayandığını öne sürerek misilleme yaptı. Özellikle OBBBA’nın elektrikli araç (EV - Electric Vehicle) vergi teşviklerini kaldırma veya kısıtlama hamlesinin doğrudan Tesla’yı hedeflediği bir sır değildi. Bu durum, Musk’ın sübvansiyon karşıtı söylemi ile kendi şirketlerinin (SpaceX gibi) hükümet programlarına ve sözleşmelerine olan bağımlılığı arasındaki gerilimi ortaya çıkardı.
Ancak Musk-Trump kavgasını daha geniş bir çerçeveden değerlendirdiğimizde şunu görebiliriz: Trump yönetiminin ekonomi politikası, küreselleşmenin yarattığı sanayi gerilemesi krizine ve bu krizi çözemeyen ana akım siyasetin tıkanıklığına karşı gelişen yeni bir toplumsal blok kurma girişimidir. Musk gibi figürler, sanıldığı gibi Trump yönetimi için ‘kurucu’ değildir, siyasi etkileri, yeni gelişen toplumsal bloka dahil olup olmadıklarıyla şekillenecektir.
Trump-Fed gerilimi
Trump yönetiminin ilk yılındaki ikinci önemli gerilim, Başkan ile Fed (Federal Rezerv), yani ABD Merkez Bankası arasındaki çatışmadır. Bu çatışma da ABD’de farklı toplumsal bloklar arasındaki mücadelenin ve hegemonik krizin bir yansıması olarak görülebilir.
Bu çatışmada, Fed finansal sermayenin kârlılığını ve mali disiplinini koruyan bir eski neoliberal blokun savunucusu rolündedir. Buna karşılık, Trump’ın faizleri düşürme yönündeki agresif talepleri, yeni oluşan Neo-Merkantilist Koalisyonun (yerel sanayi, savunma, enerji sektörleri) maddi çıkarlarını karşılamak için girişilen bir yeniden siyasallaştırma eylemidir. Bu hamle, eski düzenin teknokratik kalelerini yıkmayı hedefler.
Kriz ve alternatifler
Bütün bu çatışmalar, çalkantılar ve kurumsal gerilimler, yalnızca Trump’ın kişisel arzularının bir sonucu olarak değil, daha derin bir krizin yankısı olarak okunmalıdır. Trump yönetimi, temelde ABD kapitalizminin yapısal krizinin nasıl aşılacağına dair uygulanabilir bir öneri sunamayan ana akım siyasetin yaşadığı çözümsüzlük krizine verilen popülist yanıtlardan biri olarak görülebilir. Maddi temeli olan bir toplumsal bloku temsil etmektedir. Küreselleşmenin yarattığı sanayisizleşme sorununa, mali elitlerin desteklediği teknokratik para politikası cevabı yetersiz kalırken, Trumpizm bu boşluğu para politikasının yeniden siyasallaştırılması ve ekonomik milliyetçilik ile doldurmayı denemektedir.
Ancak Trumpçı yanıt, bu çözümsüzlüğe verilen tek olası tepki değildir. New York’ta yakın zamanda gerçekleşen seçimler bize, bu yapısal sorunlara cevap arayan alternatif, toplumsal ve demokratik hareketlerin de siyasette bir karşılık bulabileceğini göstermiştir.
Yazarlar
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUCHP ve Özel buna hazır olmalıydı 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENMuhafazakârlar ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
17.01.2026
5.01.2026
21.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
3.12.2025
26.11.2025
17.11.2025
2.11.2025