Ural ATEŞER
Öncelikle, ne Türkiye’de olanları Almanya ve "dış güçler"in eseri diye sunmaya, ne de özellikle Almanya’nın Türkiye’deki olmayan "demokrasi"yi koruma çabalarının kabardığını söylemeye niyetli değilim…
Avrupa Birliği gündeme Türkiye’deki olaylarda hükümetin tavrını eleştirerek ve bunun kabul edilemez olduğunu deklare ederek girdiğinde "işte Avrupa Birliği budur" dedim ve Avrupa Birliği’nin bir aday ülkeyi eleştirme hakkının olduğunu düşündüm… Hala öyle düşünüyorum… Çünkü Avrupa Birliği’ni bir "değerler birliği" olarak görenlerdenim… Hükümetin bu eleştirilere de ülke içinde yaptığı gibi Kasımpaşalı duruşuyla tepkisini ise en sakin deyişle, sakil gördüğümü belirteyim… Senelerdir Avrupa Birliği’ni bir emperyalist odak olarak gören "devrimci"lerin hemen Avrupa Birliği aşıkı olmalarına da sadece gülüyorum…
Bunlar tamam… Özellikle bugün okuduğum Mehmet Tıraş’ın Avrupa Birliği’ni anlatan yazısı, işi ucundan tutmanın örneği olarak yine kafamı karıştırdı… Birliği, şimdiye kadar okuduklarım içinde oldukça güzel tanımlayan bir yazı… Ancak, sanki Avrupa Birliği ile ilişkiler çok iyi gidiyormuş da, bu son olaylarda hükümetin kabul edilemez tavırları bu iyi giden gelişmeyi berbat etmiş ve hatta AKP zaten bu birliğe olumlu bakmıyormuş mesajı verilmek isteniyor… Yazıda söz edilmeyen en önemli nokta, Türkiye'de Avrupa Birliği üyeliğine karşı olanın kim olduğu... Kendine ulusalcı diyen ama aslında koyu milliyetci olan; kendine "sol" diyen ama aslında katı tutucu olan; Kendine demokrat diyen, ama ülkenin 90 yıllık tektipçi Kemalizmle yönetilmesini isteyen; kendinden başkalarına özgürlük hakkı tanımayan çevreler senelerdir Avrupa Birliğine karşı çıktılar, çıkıyorlar... Yazılanlar hala duruyor... Avrupa Birliği için "ülkenin anahtarını teslim etmektir..." diyenler, Avrupa Birliğini "emperyalist odak" olarak tanımlayanlar kimlerdi... Öte yandan Avrupa Birliği fikrini ciddi olarak gündeme getiren ve bu yolda ilk adımları atan Özal, sonrasında da yine işi savsaklayan yukarda sözünü ettiğim çevrelerdir... İlk kez, AKP hükümeti zamanında Avrupa Birliği Türkiye'nin gerçek gündemine oturmuş ve epey yol alınmıştır... Yiğidi öldür, ama hakkını yeme...
Şimdi gelelim, bütün bu çerçeve içinde Almanya’nın Avrupa Bİrliği’nin "çöplük horozu" gibi, özellikle öne çıkan tavrına… AB hikayesi ne bugün başladı, ne de bugün Almanya Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkıyor... Almanya’nın özellikle tutucu Hristiyan partileri, hatta sosyal demokratların da bir bölümü öteden beri Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine sıcak bakmaz, buna karşıdır… Merkel ve partisi senelerdir açıkça bu karşı duruşu savunmaktadır ve üyelik yerine "ayrıcalıklı ilişkiler" önerisini geliştirmişlerdir… Yakında yapılacak Almanya seçimleri öncesi (şimdiye kadar hep yaptıkjları gbi) Türkiye ve Türkleri malzeme yapması da yeni değildir… Almanya’da gerçekten Türkiye ve Türkiye halkının dostları vardır ve bunların art niyetsiz uyarılarını, eleştirilerini dikkate almak lazımdır… Ama Merkel’in çıkışlarını, bu timsah gözyaşlarını Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri açısından yorumlamak, böyle anlatmak ya konuyu anlamamış olmaktır ya da (kusura bakmasın kimse) maksatlıdır...
Ayrıca, Almanya'nın başını çektiği "Türkiye'yi istemezzük" tavrını anlamak için Vatikan'ın bu konudaki kararlarına bakmak yeterlidir... Konu ekonomik ya da sosyal değil, kültüreldir... Avrupa Birliği'ni bir inanç/kültür birliği olarak gören görüşleri öğrenmek için küçük bir Google araştırması bile yeterken, bu konuda boş boş konuşmak neden...
http://kuyerel.org/yazarlarimizYaziGoster.aspx?id=1338&yazarId=116
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2020
27.01.2020
1.02.2020
29.12.2019
27.11.2019
12.10.2019
5.06.2019
3.06.2019
1.06.2019
24.04.2019