Yalçın AKDOĞAN
Demokratik siyasetin temel aktörleri arasında yer alan milletvekili nasıl terörist olabilir veya terörist muamelesi görebilir? Siyasetçi-terörist ilişkisi ilk bakışta biraz zorlama bir yorum, bir yakıştırma gibi algılanıyor. Bundan dolayı da bazıları şöyle diyorlar: “Siyasetçiden terörist olur mu, elinde silah mı var! Birileri dağı, silahı, şiddeti seçmiş, bunlar ovayı, Meclis’i, siyaseti seçmişler! Bunlara da terörist muamelesi yaparsanız kiminle muhatap olacaksınız!” Bu gibi sorular karşısında hiç yutkunmaya gerek yok, eğer birileri siyaset marifetiyle değil de terör üzerinden devlete ve topluma mesaj verme yolunu seçiyor ve işi siyaset olanlar da ölüm mesajını mazur ve kaçınılmaz görüyorsa ortada terörle ilişkili bir durum vardır. Terörle ilgili ama’lı, lakin’li cümleleri siyasetçinin etmesi açık teşvik ve kabullenmedir. Kan döken örgütle organik bağ içinde olan bir insan aynı eylemin ortağıdır.
Demokratik yönetimlerde silah yerine siyasetin teşvik edilmesi, illegalden legale kayışın özendirilmesi, terör yerine sivil ve hukuki tepkilerin desteklenmesi tercih edilen bir yöntem olarak görülebilir. Belli kesimlerin terör-şiddet yerine siyasete ve demokratik yollara kanalize edilmesi daha makbul sayılabilir. Ancak PKK-HDP bağlamında yaşanan örneklik bu durumu yansıtmıyor. Yani HDP alan buldukça PKK’nın alanı daralmıyor, HDP’liler güç kazandıkça PKK güç kaybetmiyor, HDP mesafe aldıkça örgüt illegaliteyi azaltmıyor.HDP kendisini güçlenen siyasetin aktörü olarak değil, emrine amade oldukları örgütün alt birimi gibi görüyor. Sözün özü örgütün kuklası ve figüranı haline gelen parti, demokratik siyasete güç vermiyor tam aksine kendi gelişimini bir terör örgütünün gelişimine ciro etmeye çalışıyor. HDP’nin amaç ve hedefleri yok, PKK’nın amaç ve hedefleri var. Kontrol, denetim ve yönetim Kandil’in elinde… HDP’liler legal alanın aktörleri değil, illegal alanın maskeleri gibi hareket ediyorlar.
Peki, siyasetçiyi terörist yapan bu ilişki biçimi ve bağımlılık mıdır? Bence bundan fazlası var.
Eğer bir milletvekili, Dolmabahçe’de patlayan bomba sonrasında “devlet de HDP’lileri tutukluyor örgüt ne yapsaydı” derse…
Eğer bir siyasetçi, Kızılay’da sivilleri katleden bombadan sonra, “belediyelere kayyum atandı, PKK elbette bir karşılık vermeliydi” derse…
Eğer bir HDP’li, Lice’de veya Çukurca’da çoluk çocuk yüzlerce sivili katleden bombadan sonra, “devlet amansız şekilde mücadele ederken Kandil boş mu duracaktı” derse…
Eğer bir milletvekili, canlı bombalar asker veya polisleri hedef aldığında, “her savaşın bir sonucu vardır, rüzgar eken fırtına biçer” derse…
İşte bu olayların öncesinde veya sonrasında bu tür ifadeler kuran kişi ister milletvekili olsun, ister gazeteci, ister sivil toplum temsilcisi, net bir şekilde terörist muamelesi görmeyi hak ediyor demektir. Terörü mazur, meşru gören veya göstermeye çalışan anlayış demokratik siyasetin bir parçası olamaz. Terör ve demokrasi karanlıkla aydınlık gibidir. Birinin varlığını kabul eden diğerini zihninden ve kalbinden söküp atmak zorundadır.
PKK’nın kanlı eylemlerini, devam eden sürecin veya politikanın bir tezahürü veya sonucu gibi görerek normal bir halmiş gibi göstermeye çalışmak kesinlikle kabul edilemez. Masum insanı öldüren teröristin gerekçesi, dini, mezhebi, etnik kökeni, ideolojisi hiç önemli değildir, hepsi katildir, hepsi canidir. Bunun adı Şebbiha da olsa, DEAŞ da olsa, FETÖ de olsa, PKK da olsa fark etmez.
PKK gibi örgütler belli bir kesimin belli bir dönemde yaşadıkları mağduriyetler üzerinden kimlik, özgürlük, devlet, toprak vaadiyle ortaya atılırlar. İşledikleri cinayetleri bu tür gerekçelerle mazur göstermeye çalışırlar. Zamanla ise dayandıkları kitleyi sadece bir insan havuzu olarak görürler, artık o halk ve onun meseleleri değil örgüt ve onun meseleleri vardır, örgütün amaç ve hedefleri vardır, herkes örgüt için bir kurbandır. PKK için bugün Kürt diye olgu kalmadı. Artık sadece örgüt var ve herkes, o ateşi canlı tutmak için atılan bir odun olarak görülüyor. HDP’yi yakan ise devletin hukuku değil PKK’nın kor ateşi…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.05.2019
17.05.2019
8.05.2019
2.05.2019
1.05.2019
19.04.2019
17.04.2019
12.04.2019
11.04.2019
4.02.2019