Yasemin YILDIRIM
Bu millet hocasına doktoruna hâkimine sanatçısına “diplomalısına” hep hürmet etti. İlçesine köyüne gelen devlet büyüklerine, öğretmene, doktora, sanatçıya evinde ocağında ne varsa yağdırdı, başının üstünde taşıdı, fakat mütemadiyen azarlandı, hor görüldü. Kim tarafından? “Sınıfsal/mesleki/siyasi/kültürel üstünlük” sağlamış olan kesim tarafından. Bu kesimin önemli 1 kısmını tenzih ederek söylemek lazım ancak onlarında sesi o kadar gür çıkmadı. Yeşilçam filmlerinin “toplumsal sorunları konu alan” senaryolarına bakalım, nerdeyse tamamı “müşterisini” aşağılar, soruna eğilmekten, irdelemekten, çözüm aramaktan ziyade sorunla alay eder. “Eşitlik, özgürlük, demokrasi, kutuplaşma, adalet” tanımlarına yapışanlar, sosyal-doğal haklarla halkla yanyana geliyor oldukları için öfkeliler. “Eşitlik ve adalet” kavramlarında tıkanıyorlar bana göre. Üzerinde çok da düşündüklerini sanmıyorum açıkçası. Zaten esas olmasını istedikleri de bu değil. Tek istedikleri şey “imtiyaz” tıpkı eski günlerdeki gibi.
Toplumun seküler kesimle kurduğu ilişki hep tek taraflıydı. Teveccüh gösteren taraf hep halktı. Yani bu kesimin müşterisi. Artık kendilerini Türk kamuoyuna pazarlayamadıkları için karşısında kim varsa kampanyalarını oraya yapıyorlar. Uluslararası pazara fikirleri, teorileri, tezleri, buluşları, çalışmalarıyla değil de “fiyat etiketiyle” çıkmış olmanın şanı da onların olsun.
Buradan “akademisyen bozuntularına” 1 sorum var.
Terör örgütü Pkk’ya nefes aldıracak, uluslararası destek ve motivasyon sağlayan “kutsal metne” imza atanların derdi, Kürtlerin dolayısıyla Türkiye’nin özgürlüğü mü? Yoksa Kürtleri ve Türkiye’yi Pkk’ya mahkûm etmek mi? Elimizi vicdanımıza koyalım, Türkiye’ye karşı “içeriden” yürütülen bu kampanyayı hakikaten sadece “düşünce özgürlüğü” olarak değerlendirmek mümkün mü? Batılı dostlarını Türkiye’ye karşı müdahaleye davet eden düşüncenin masumiyetinden bahsedilebilir mi? Bu herşeyden önce fikir ve düşünceyi hafife almak değil mi? Biraz da hayal edelim; Harvard, Virginia Bremen vb batılı üniversitelerin aylak akademisyenleri de “düşünmüş” olsun ve El-Kaide, Işid gibi terör örgütleri bile olmayabilir, ülke içinde sivil, hastane, okul çocuk demeden saldıran katleden küçük silahlı 1 çeteye karşı benzer bildiri yayınladıklarını, Almanya veya Amerika’ya çeteye teslim olması için baskı ve iftirada bulunduklarını ve uluslararası müdahale talep ettiklerini…
Sorumluluk sahibi kimselerin ispata ihtiyaç duymadan öne sürdükleri “düşünceler” 1 milleti/ülkeyi terör örgütüne mahkûm edebilir mi? Terör örgütünün adını dahi anmadan imzaladıkları bildirinin farkına varan çoğu “diplomalı” şunu dedi; Bildiriyi okumadım, okumadan imzaladım, bilmiyordum! Cehalet mi? Cesaret mi? Statü kaybetme korkusu mu, mahalleye tutunabilme çabası mı? İmzalamayan ve imzasını çekenlerin gördükleri baskı ise ayrı 1 tartışma konusu.
Bildiriyi kaleme alan/ların bunu yaparken akıllarından geçen, gözlerini, akademik şuurlarını kör eden, sorumluluklarını ve sonuçlarını unutturacak kadar öfke girdabında kaybolmalarına sebep tek şey, her alanda ve mekânda yenildikleri Erdoğan ve O’na duydukları nefret.
Çözüm Süreci boyunca, Pkk’ya tanınan sivil siyaset imkânı hangi dönemde tanınmıştır? Bu kesim, sürece destek niyetine olumlu tek 1 cümle kurmamış, sürecin sağlıklı yürümesi adına tek 1 imza toplamamış, uluslararası platformlarda sürece destek istememiş olmasına ve sürecin sadece devlet ve halkın desteğiyle ayakta kalmasına rağmen şimdi sivilleri beşikteki bebeği, çocukları katleden, saldıran PKK ile mücadele eden Türkiye için “Türkiye’de katliam var” yaygarası koparıyor. Evet Türkiye’de katliam var hakikaten! Okul ambulans hastane çocuk yaşlı kadın demeden uykudaki sivillere dahi saldıran yeni sürüm “Moğol” sürüsü Pkk’nın katliamları var. Burada kocaman 1 “neden?” sorusu çıkıyor karşımıza. Neden? Nedenleri 1 çok kez yazıldı söylendi elbette ancak sürekli önlerine çıkarmakta sakınca yok. Türkiye’nin dönüşüm/değişim hikâyesine, demokratikleşme ve yüzleşme sürecine “önderlik” eden kişi, seküler olmayan, Kemalizm’in, askeri düzenin devlet ve millet üzerindeki hâkimiyetine son vermiş, önlerinde ceket iliklemeyen, devlet ve toplum arasındaki mesafenin kapanmasında başrol alan Erdoğan!
Zor zamanlardan geçiyoruz, Türk halkı için “kolay” denebilecek zamanlar çok az ve kısıtlı oldu. Fakat hep üstesinden geldik. Bunun da altından kalkabilme pratiğine sahibiz. Ne silah, ne söz, ne süslü sözde ”barış” çağrıları… İmza ile güç bulabilen terör, güçlü 1 aksi itirazla son bulacak. Bu yağmacı katil terör örgütü Pkk’nın etrafındaki koruma kalkanını, desteği yok edecek ve savunmasız bırakacak tek güç, özellikle Kürtlerin canlarına namuslarına çocuklarına bebeklerine ve geleceklerine kast eden bu terör örgütüne boyun eğmemek olacaktır.
Burada devlete ve hükümete düşen, milletin elini rahatlatacak, cesaretle direnmesini sağlayacak şekilde, haklılığını ispatlayacak binlerce veriyi somut hale getirerek dünya kamuoyu ile paylaşarak oluşturulan algıyı ve onların diplomalarını çöpe atmak olacaktır.
Twitter: @yildirimyasemin
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.10.2016
25.09.2016
7.02.2016
23.05.2016
29.04.2016
15.04.2016
14.04.2016
6.02.2016
20.03.2016
8.02.2016