Yasemin YILDIRIM
1 yanda “Batı ne der?” endişesi, diğer yanda “pahada hafif yükte ağır” kesimin artık sıfatlandırmakta zorlandığımız düşmanca tutumu Türkiye’nin demokrasi ve hukukunu işletmesinin, kendini, kurumlarını, sınırlarını, toplumunu savunmasının, güvenliğini ve adaleti sağlamasının önünde en büyük engel. Demokrasinin sürdürülebilir ve güvenilir olmasının önünü tıkayan kesimin nihai hedefinin bu olduğu açık. Bu tıkanmayla beraber beklentileri, ekonomik/siyasi istikrar, huzur, iç ve dış politika, yatırımlar, projeler, uluslararası ilişkiler, etki alanı, saygınlığı vs. sekteye uğraması yahut yok olması. Türkiye’yi, rağbet gördükleri uluslararası tüm kanallarla sıkıştırarak, bütün kötülüklerin anası gibi göstermek, toplumun sağduyusunu kaybederek infilak etmesini sağlamak. Silsile ile de ne anayasa ne demokratikleşme ne de sistem değişikliği konuşulabilir. Tüm bunları yaparken başlarına 1 şey gelmeyeceğinin “garantisi” ve hazzı ile daha pervasız ve cüretkâr davranarak sonun başlangıcını hazırlayacak/hızlandıracak olan en sağlam eşiğimiz “psikolojik istikrarı” hedef alıyorlar. Tabi 1 yandan da FETÖ militanlarının “ya darbe ya koalisyon” çığlıkları kaçmasın gözden. Hep tetikte hep uyanık olalım. “Uyanık” kalacağız derken de dostça yapılan eleştirileri kulak ardı ederek kırıp dökerek, ötekileştirerek, uzaklaştırarak akıl bulanıklığı yaşamayalım.
Başkentinde ve büyük şehirlerinde bombalar patlayan, güney/doğu sınırı tehdit edilen ve bu eylemlerine içerden destek bulan, korunmaya alınan terör örgütlerine karşı meşru müdafaasını yapan Türkiye, “Sivil Terör Kuruluşu”na dönüşen dernek, vakıf, üniversite, siyasi partiler, medya vb.ne karşı eli kolu bağlı! Hukukun işletil(e)mediği 1 ortamda toplum, kötülükten beslenen, odak noktası “yalan ve iftira” olan kesime daha ne kadar tahammülle direnç gösterebilir? “Pahada hafif yükte ağır” insan topluluğuna hukuken cevapsız kaldığımızda idarecilerine güvenen toplumun omuzlarına her defasında daha ağır yükler biniyor.
Türkiye’nin karşısındaki en büyük düşman, yalan ve gerçeği küçümseme!
Yalanı üreten odaklara duyulan öfke, çalışmayan hukuka ve yalanın ve adaletin peşine düşmeyen idarecilere, siyasilere, medyaya yönelirse... Yalanlarla başa çıkabilmenin yolu 3-5 sosyal medya hesabının, 1-2 tv programının gayreti mi? Bu gayrete yaslanarak devam edebilir miyiz? Ya gerçeği örten merkezlerin üstüne basa basa, onları görmeden duymadan, orada oyalanmadan önümüze bakacağız, yâda görmezden gelemiyorsak yalanı çürüterek, üretenlerle hesap görüp, kararlılıkla adaleti sağlayıp gideceğiz. Her fırsatta imza toplayan, değer vermediği halde ağaç böcek diye mızıldayan değersiz insan güruhunu dile dolamak, onları görmek ne kadar akılcı? Bu onları güçlendirmekten başka 1 işe yaramıyor eğer görmezden gelemiyorsak!
Gündemi an-a kilitleme çabası, geleceğe bakmamızı, üretmemizi, düşlediğimiz özgürlüğü baltalıyor. 100 yıllık meselelerini 14 yıl gibi kısa 1 zaman zarfında cesurca tartıştırarak, her meşru platformda demokratik yollarla toplumla beraber çözüm aramaya/denemeye, devletin geçmişteki hatalarıyla yüzleşen yeni devlet anlayışını kurumların ve toplumun her kademesinde hayata geçirmeye, geçmişinden koparan, ayak bağı olan kurgu ideolojiden kurtulmuş, hafızasını tazelemiş, kimliğini oluşturmaya çalışan, kendi ayakları üzerinde durmaya niyet etmiş Türkiye önüne çıkan/çıkarılan engelleri küçümsenmesin! Amaçları Türkiye’yi yavaşlatmak, durdurmak, Türkiye için “kara delik” diyebileceğimiz teröre hapsetmek, bölgesel hafızayı yeniden silmek, aynı zamanda da öfkenin patlamasını sağlayarak Ortadoğu’dakine benzer iç savaşa sürüklemek.
Türkiye, giriştiği yolda ilerlemek hedefine bakmak, önünü görmek ve gelecek planlamak için yüklerinden acilen kurtulmalı. Yükü ya omuzlarından atıp ayaklarının altına alacak, ya yükleriyle boğuşarak zaman, insan, emek kaybedecek! Eskilerin de dediği gibi “ya devlet başa ya kuzgun leşe”
Hal böyleyken, terörle ehlileştiremedikleri Türkiye’yi, Suriye’nin içine, yarattıkları terörün kaynağına çekerek terbiye etmek istiyorlar. Türkiye’yi yönetenlerin ferasetini zorluyorlar. Terör örgütlerini sınıra yaklaştırmayarak savunmada mı kalmalı, yoksa “yalnız” olduğumuzu unutmayarak “sırtımızı Allah’a yaslayarak”,“terbiye öyle değil böyle edilir” diyerek içeri girmeli mi? 2 seçenekte de tarihi sorumluluk büyük. Türkiye yalnızdır, ama yalnız bırakamayacağı milyonlarca mazlumun sorumluluğu da üzerinde olan 1 merhamet yurdudur! Türkiye’nin çıkarı neyi gerektiriyorsa o yapılacaktır. Ancak şunu unutmamakta fayda var, “müttefikimizdir” deyip siyasi ahlakı çökmüş Batı’ya ve kurumlarına, Batı’nın marabası olmuş Müslüman ülkelere güvenerek yola koyulmayalım. Küçümsediğimiz büyük gerçek; 3 milyon değil, 3 bin mülteciyi alan 1 Batılı ülke olsaydı, sınırında/uzağında ülkeleri maddi/manevi sömürüyordu, Nobel’i kapmış, dokunulmazlık almıştı! Eğer yapabiliyorsak, diplomasi kabiliyetimiz ve şartlar el veriyorsa, bölgenin geleceği ve istikrarı için Türkiye’ye olan mecburiyeti somutlaştıralım.
@yildirimyasemin
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.10.2016
25.09.2016
7.02.2016
23.05.2016
29.04.2016
15.04.2016
14.04.2016
6.02.2016
20.03.2016
8.02.2016