Yasin AKTAY
Cumhurbaşkanımızın Bahreyn, Katar ve Suudi Arabistan'ı kapsayan Körfez ziyareti, Anayasa değişikliğinin halkoyuna gideceği 16 Nisan tarihinin ilan edilmesinden sadece bir gün sonra başlamış oldu. Doğal olarak bu ziyaretlerde halk oylaması sürecinin havası epeyce etkisini hissettirdi. Ama tabii ki bu ziyaretlerin asıl gündemi bölgenin içinden geçmekte olduğu ve istikrarı tehdit eden gelişmeler karşısında güven tesis edecek bir siyaset ve yol arayışıydı. Bölgede yaşanan sorunların üstesinden ancak bölge ülkelerinin hepsinin karşılıklı anlayış ve uzlaşı arayışıyla gelinebilir. Bu çok açık.
Bölge ülkeleri kendi aralarında sorunlara çözüm üretme konusunda atıl kaldıklarında işe karışan çok olur. İşe dışarıdan karışanlarsa işi daha fazla karıştırmaktan başka bir şey yapmış olmazlar. Bölgenin kendi içinde trafiği çok yoğunlaştırmakta, o yüzden sınırsız fayda vardır.
Şu ana kadar sorunların büyük kısmı ilişkilerin seyrekliğinden kaynaklanmıştır. Bir uluslararası siyaset tarzı, barış içinde olmanın yolunu birbirinden kopuk olmakta bulabilir. Ne kadar az ilişki olursa o kadar az sorun olacağı düşüncesi, geçmişte “dünyada sulh” ilkesinin en ideal uygulaması olarak görülmüştür. Oysa dünyamız insanları, ülkeleri, halkları birbiriyle ilişkiye mecbur bırakıyor. O yüzden uluslararası siyaset de, diplomasi de bu ilişkiyi kolaylaştırmak, bu ilişkilerin önünü açmakla ideal uygulamasını bulabilir.
Körfez ülkeleri kendi aralarında bir birlik oluşturmak, bu birliği her geçen gün daha da pekiştirmek noktasında iyi bir yoldalar. Ancak bu birliğin tabii ki kendisini tehdit eden unsurları yeterince iyi okuyup değerlendirdiğini, buna karşı iyi bir siyaset geliştirebildiğini söylemek ne yazık ki mümkün değil. İyi bir siyaset üretilebilmiş olsaydı, Suriye'de yaşanan kriz bugüne kadar gelmez, her geçen gün daha da derinleşmezdi. Mısır'da darbenin desteklenmesi, muhtemelen demokratik yoldan gelen ve hiçbir silahlı şiddet eğilimi olmayan İhvanın bir tehdit olarak değerlendirilmesine dayanıyordu ama İhvan'ın devre dışı bırakılmasıyla oluşan ve daha da oluşmaya devam eden boşluk Körfez ülkelerini çok daha etkili bir biçimde tehdit eden silahlı şiddet hareketleri, Pers milliyetçiliğinin yayılmacı siyaseti ve bölgesel istikrarsızlıklarla doluyor.
Bu çıkmazlardan kurtulmak için geniş katılımlı, samimi bir siyaset arayışı lazım. Bunun için diyalog, diplomasi, karşılıklı ziyaretler ve ortak işbirliği zeminini geliştirmek şart. Türkiye hem Mısır hem Suriye konusunda Körfez ülkeleriyle açıkça ayrı düştüğü halde, onlardan kopmadı, onlarla kader ortağı olduğu fikrinde ısrar etmekten geri durmadı. Körfezi tehdit eden herşey Türkiye'yi de tehdit eder. Türkiye'yi tehdit eden her gelişme Körfezi de tehdit eder. Bu gerçeğin Körfez ülkeleri tarafından da bugün bu netlikte kabul ediliyor olduğunu açıkça görebiliyoruz.
Cumhurbaşkanımızın Bahreyn ziyaretinde vizelerin karşılıklı olarak kaldırılmasına dair bir mutabakat imzalandı ki, daha önce Katar ve Kuveyt'le de bu yönde bir mutabakat imzalanmıştı. Bu, Körfez ülkeleri ile Türkiye arasındaki ticari alışverişe çok önemli bir katkı yapıyor. Yavuz Selim Köprüsünün açılış töreni dolayısıyla 15 Temmuz sonrası hem de Türkiye ile dayanışma mesajı vermek üzere Türkiye'de bulunan Bahreyn Emiri buradan esinlenerek Bahreyn ile Suudi Arabistan arasında bir köprünün Türk müteahhitler tarafından inşası fikrini dile getirdi.
Suudi Arabistan ile Türkiye arasında ziyaret öncesinde zaten ankara4da daha önce oluşturulmuş olan Yüksek Koordinasyon Konseyinin toplantısı yapılmıştı. Kralın önceki Türkiye ziyareti (Nisan 2016) esnasında kararlaştırılmış olan bu konsey o günden bu yana çalışmalara başlamış ve 8 Şubat'ta da Dışişleri Bakanlarının katılımıyla da son toplantısını gerçekleştirmişti. Suudi Arabistan ziyaretinin ön hazırlıkları iyi yapılmış ve her düzeyde her geçen gün gelişen bir ilişki düzeyinde yapıldığı kendini hissettirdi. Kral Selman Bin Abdülaziz'in Cumhurbaşkanımızı havaalanına gelerek karşılaması ziyarete ve Erdoğan'ın şahsına verdiği değerin çok açık bir göstergesi oldu. Ziyaretin bütün aşamalarında ve tabii ki görüşmelerin neticelerinde bu değerin bütün işaretleri vardı.
Şunu da söyleyelim ki, genelde bütün Körfez ülkeleriyle, özelde Suudi Arabistan'la ilişkilerin yüksek düzeylere taşınması konusunda sadece ülkeler arasında değil halklar arasında da çok yoğun bir rağbet, talep ve istek var. Devletler arasında bu ilişkiler olmasa bile halklar arasında neredeyse entegrasyon tamamlanmış durumda. Şu anda Türkiye'de bir konutu olmayan veya her yıl Türkiye4ye gelmeyen Kuveytli veya Katarlı çok azdır. Bugün Suudi Arabistan'ın en az 7-8 şehrinden doğrudan Trabzon şehrine günlük uçuşlar var çünkü Trabzon Suudi Arabistan'lıların önemli bir kısmı için ikinci ev haline gelmiş durumda. Türkiye'de yatırımı bulunan Riyad'lı işadamlarının bir divaniye davetine icabet ettik. AK Parti Genel Başkan Yardımcılarından Abdülhamit Gül, Vedat Demiröz ve Grup Başkanvekilimiz Mehmet Muş'la birlikte katıldığımız önemli bir Riyadlı ailenin divaniyesinde ellinin üstünde Suudlu işadamı vardı. Divaniye son anda kararlaştırılmış olduğu halde birkaç saat içinde bu kadar insan toplanmıştı. Hepsinin Türkiye'de gayrı menkulleri var bir kısmının tekstil ve başka sektörlerde fabrikaları vardı. Hepsinin Türkiye'ye, bilhassa Erdoğan'a ilgiden öte aşkları vardı, bunu her sözlerinden her hareketlerinden hissettik. 15 Temmuz'u kendilerine karşı yapılmış bir darbe gibi hissettiklerini anlattılar, en son dolar kurundaki hareketliliği de bir darbe olarak niteledikleri için Cumhurbaşkanının dolar bozdurma davetine nasıl icabet ettiklerini de anlattılar.
Divaniyedeki görüşmelerin ayrıntıları bir gün sonra el-hayat gazetesinde de yayınlandı. Taleplerini ve sorunlarını dinledik. Bilhassa Suudi Arabistan çifte vatandaşlığa izin vermediği için daimi oturum ve daha uzun süreli vize talepleri var çünkü en çok bu dertten mustaripler şu anda. Ayrıca yatırım veya konut alımında, vatandaşlık veya Türkuaz kart için, sınırın 1 milyon dolar yerine 300 bin dolara düşürülmesini talep ettiler. Bu yapıldığında Türkiye'ye zaten gelmekte olan Suudlu yatırımın katlanacağını vaat ettiler. Not aldık, ilettik, çözümü için de olumlu ilk sinyalleri aldık. Anlatacaklarımızın devamı olabilirdi ama ah şu yer sıkıntısı…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019