Celal DENİZ
Günlerdir Diyarbakır Sur ilçesinde konulan sokağa çıkma yasağının ardından 17 saatlik yasağın kaldırılmasıyla sosyal medyaya düşen fotoğrafları düşünmekten kendimi alamıyorum. Bir yanda viran Halep şehrini andırırcasına yıkılmış binalar, diğer yanda kaldırabileceği kadar eşyasını denk haline getirmiş başı eğik Kürt kadınları ve insanlarının bilinmeze giderken çekilmiş görüntüleri. Bu Kürtlerin kaderi mi diye mırıldanıyorum günlerdir. Ya ölüm, ya yoksulluk ya da bin yıllık kadim topraklarından sürgün..
Her şey inkarla başladı imha ile sürüyor. Sanki 100 yıllık acı ve gözyaşı ile imtihana tutuluyor Kürtler coğrafi sınır bütünlükleri olmayan bu coğrafyada,
AKP'nin son savaş konsepti gereği, Kürdistan il ve ilçeleri birer birer ablukaya alınıyor en ağır silahlarla yakılıyor yıkılıyor. Kıyamete kadar savaş diye nara atan devletin tepesindekiler Silvan'da, Cizre'de, Sur'da insanların yaşadığı acıları ne duyuyor ne de görüyorlar. Tersine kuralsızlığı kural bilen özel timlerini teşvik ediyorlar.
Ne istiyorlardı Kürtler de bu zulüm reva görülüyordu onlara.
Bugün Kürtler Kendi kendilerini yönetecekleri bir statü istiyorlar. Çok mu şey istiyorlar. Ülkenin bölünmesini istemediklerini her fırsatta bağırıp duranlar samimi ise Özerk bir yönetim modelinden neden korkarlar. İşte ülke bölünmeyecek Özerk bir yönetim modeli ile. En çok istediğiniz ülkeyi böldürmemek değil miydi? Kürtler ne diyordu ''Ortak Vatan'' Bir arada yaşama. Siz onun adına Kardeşlik diyordunuz. Ama o kardeşlik duygularınız yetersiz kalıyordu. Bunu anlamadınız. Çünkü kardeş olmak için eşitlik lazımdı. Ama siz eşitlik olamayacağını Silvan'ın duvarlarına yazdınız. Türksen övün değilsen itaat et diye.
Kürtler de Türk olmadıklarını her fırsatta her şeyiyle ortaya koyuyorlardı. İçlerinde ki Kürtlüğü öldüremediniz yıllardır asimilasyon politikalarınızla. Ve bugün o ablukaya aldığınız yerlerde itaat etmeyenlerin direnişini görüyorsunuz. Hendek açanlar sizin baskılarınızı göğüslemek için açtılar o hendekleri.
İlk günden hendeklere içim ısınamadı. Hala da içime sindirmiş değilim mücadele yöntemi olarak hendek kazmayı. Ancak o hendeklerin ilk kazmasını siz devletliler vurdunuz o sokak başlarına. O kazmayı daha çözüm masasını yıktığınız gün siz vurdunuz o sokaklara. O hendekler sizin eseriniz. O hendeklerin başında duran gencecik çocuklar sizin eseriniz.
Size çok söylediler legal siyasetin temsilcileri. ''Müzakere edilecek son kuşak biziz'' diye. Müzakere ettiğiniz güçleri bugün yeniden terörist diye düşmanlaştırdınız. Kandili bombaladınız hangi sonucu aldınız. Kürdistan illerini iç savaş ortamına çevirdiniz ne sonuç bekliyorsunuz.
Basında bir çok yazar Kürtlerde duygusal bir kopuş var diye yazıyor. Onlar iyimser. Kötümserlikse bu, ben kötümserim. Bu ülke de duygusal kopuş süreci tamamlandı. Artık o savaş alanına çevirdiğiniz illerde ''Bağımsız Kürdistan'' olmadan Kürde rahat yüzü yok diye konuşulmaya başlandı. HDP'nin Türkiyelileşme politikalarına alttan alta tepkiler var. Elbet bunu da duymayacaksınız. Kör bir hırs ve inanç uğruna dağda gerillayı, şehirlerde eli silahlı hendek başında bekleyen gençleri nasıl ki siz yarattıysanız yarın bir arda yaşamak istemeyen Kürtleri de siz yaratacaksınız.
Ama bu ülkeye bunun bedeli ağır olacak. Siz zoru seçtiniz. AKP'den önce Çiller ve ekibi de aynı şimdi yürüdüğünüz yoldan yürümüşlerdi. Ne mi oldu? Yok etmek istediğiniz gücü daha da büyüttünüz. Bilmez misiniz baskı insanları birbirine kenetler.
Oysa Kürtlerin statü talebi dahil diğer talepleri için kolay yol ve yöntemler var. Bunun adına ne derseniz deyin. Çözüm müzakeredir. Yeniden yeniden bıkmadan tekrarlamak gerekirse bunun adı Müzakere.
Kısa olan yolu uzatmayın. Ne sürgünler yaşansın ne de ölümler. Bu topraklar gözyaşına ve kana doydu. Artık yeter.
Yazarlar
-
Taha AkyolBağımsız yargı Trump’a dur dedi 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTrump İran’ı vurdu mu, vuracak mı? 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTaha Akyol’dan Albert Camus’ye… 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’nin Ak Partili aydınları ve yargıçları Amerikan Yüksek Mahkemesi kararını okur mu? 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENAnadili, kimin dili! 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUBirlikte mi, ayrı ayrı mı: Bütün mesele bu… 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezLaiklik 100 yaşında: Elbette birlikte savunmalıyız 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİGeçinemeyen milletin geçinemeyen siyasetçiye bakışı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURKemal’in masumiyet karinesi… 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBaşkanın tüm tarafları 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraUmut Hakkı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENEve Dönüş 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçKomisyon raporu önemli bir şeyler söylüyor mu? 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNTop Artık Meclis ve İktidarda 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciZenginleşmenin getirdiği fakirlik 19.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.04.2019
14.12.2017
30.11.2017
13.09.2017
5.02.2017
28.04.2017
19.04.2017
1.02.2017
24.03.2017