Celal DENİZ
Ülkede şiddet sarmalı hız kesmeden can almaya, korku yaymaya devam ediyor. Siyasilerin ise tek yaptıkları şiddeti lanetlemek, başsağlığı dilemek ve intikam çığlığı atan hamasi söylemlere sığınmaktır.
Oysa 40 yıldan beri bu ülkede şu ya da bu biçimde şiddet eylemleri oluyor. Buna akıllı çözüm aramak siyasetin görevidir. Bunun için de şiddetin nedenlerini iyi tahlil etmek gereklidir. Şiddetin nedenleri toplumsal ve siyasal sonuçları ve çözümleri üzerine düşünmek şimdi her zamankinden daha fazla elzemdir. Biz bir yazının boyutları içinde kısaca bakabiliriz.
Nedenleri;
Şiddeti yaratan birçok etken vardır. bunların başlıcaları, işkence, gözaltında kötü muamele, yoksulluk, işsizlik, ayrımcılık, inkar, hor görülme, hukuksal çifte standart, kültürel ve siyasal dışlanmışlık vb.
Modern zamanda şiddet tekeli devlete geçmiştir. Fiziksel güç ve şiddet devletin tanımlanmasında belirleyici bir özelliği ortaya koyar. Devlet elinde ki olanaklarla insana karşı şiddeti ve korkuyu hegemonya aracı olarak kullanır.
İşte bu durumda şiddeti doğuran nedenlerden birisi veya bir kaçı tepkisel şiddetin oluşmasına neden olur. Tepkisel karşı şiddet ortaya koyduğu şiddet araçlarını bir sorun çözme aracı olarak görür. Ve bu anlamda tepkisel karşı şiddet devlete karşı öç alma, nefret duygularını kendine zemin alır ve bu zeminde tabanını genişletir.
Toplumsal sonuçları;
Şiddetin toplumsal ve siyasal alanda kullanımının yarattığı tahribat sadece maddi olmakla kalmayıp, toplumun ruhsal çöküntüsüne de neden olmaktadır. Toplumsal kargaşanın yarattığı psikolojik atmosfer, toplumsal çeşitliliğin bir arada bulunmasını, etkileşimini, kültürel ve sosyal gelişimini de etkilemektedir.
Bugün ülkede gelinen nokta, bir arada yaşama zeminin ortadan kaldırılmış olmasıdır. Herkesin herkesle savaştığı, herkesin herkesten nefret ettiği gergin bir ortam oluşmuştur. Bu pimi çekilmiş bir el bombası kadar tehlike yaratan topumda huzuru bozan bir sonuçtur. İç savaş için önemli bir etkendir.
Bugün toplumun bu kadar ayrıştırıldığı, ayrımcılığın meşrulaştırıldığı bir ortamda kin tohumları genç kuşakları zehirlemekte, toplumda tedavisi mümkün olmayan bir hastalık olarak ortaya çıkarmaktadır.
Siyasal sonuçları;
Bugün toplumun gerilmesinde siyasetin dili önemli etkendir. Son Beşiktaş saldırısından sonra İçişleri bakanının İntikam çağırısı bu ülkenin bir arada yaşamasına vurulmuş en büyük darbedir. Bunun etkisi TAK saldırısının etkisinden de büyüktür.
TAK bu eylemle devlet şiddetine karşı kontrolsüz bir şiddet ortaya koymuştur. Kendi gerekçelerinde bir tür Kürt illerinde halka yaşatılanların intikamını almışlardır.
Oysa bu şiddet eyleminin tek bir hedefi yoktur. Şiddetin hedefi herkestir. Şiddetin hedefinde intikam gerekçesinde ortaya konulan gerekçeyle hiç bir ilgisi olmayan milyonlarca insan vardır. Bu milyonlarca insan şiddetin hedefi ise o zaman, TAK en ''ulvi'' amaçlarına ulaşmak şöyle dursun tersine devletin şiddetini haklı bulan milyonlar yaratmıştır. Yani kendi bindiği dalı kesmiştir.
Eğer TAK adına şiddet uygulayanların bir stratejisi varsa o da milyonların kendi amaçlarına kazanılması hedefidir. Ancak bu kör şiddet milyonların desteğini değil tersine nefretini sağlamaktadır. Öyleyse bu ne lahana bu ne turşu demek mümkündür.
Bugün siyasete egemen olanların şiddeti de içeren siyasetleri, demokratik siyasetin devre dışı kalmasını sağlamıştır. Bugün binlerce HDP DBP yöneticisinin gözaltına alınması şiddetin yarattığı bir sonuçtur. Şiddet bir sarmal halini alınca sivil ve demokratik siyaset iki şiddet arasında en ağır darbeyi alan kesim olmaktadır.
Çözüm nedir?
Önce karşı şiddet ile devlete adım attıracağını sanan ''örgüt aklı'' kendini değiştirmelidir. Bir zamanlar pek romantik gelen ve solda tartışılan '' şiddet şiddeti doğurur devrimci şiddet sermayenin şiddetini yenecektir'' türü zemini olmayan savlardan kurtulmak gereklidir. 40 yıllık siyasi yaşantımda sermayenin şiddetini yenen devrimci şiddet pratiği görmedim ben bu ülkede. Bu sevdadan vazgeçilmelidir. Demokratik sivil siyaset alanının önü tıkanmamalıdır.
Devlete gelince devlet intikam yeminleri ile güvenlikçi politikalarla bu sorunu çözemez. Bugün şiddete kaynaklık eden nedenlerin temeli cumhuriyetin kuruluşuna ve öncesine gitmektedir. O nedenle çözüm üreten bir politikaya, akla ihtiyaç vardır.Elbette şiddeti ortadan kaldırmanın, şiddetsiz bir ortam yaratmanın yolu ona kaynaklık eden nedenlerin ortadan kaldırılmasını da zorunlu kılmaktadır.
Devlet ülkede şiddetin nedenlerini görmek yerine ''dış güçler'' masalına inanmakta ve toplumu da inandırmak istemektedir. Oysa son çözüm sürecinde 2 yıldan fazla bir süreçte bir tek silah patlamadı ise sormak gerekmez mi bu dış güçler bu çözüm sürecinde neden etkili olamadılar?
Bu anlamda soğukkanlı çözüm önerilerine ihtiyaç vardır. Bunun da yolu özgürlük ortamının genişletilmesi ve farklı düşüncelerin kendilerini ifade edebilecekleri zeminin sağlanmasıdır.
Yazarlar
-
Taha AkyolBağımsız yargı Trump’a dur dedi 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTrump İran’ı vurdu mu, vuracak mı? 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTaha Akyol’dan Albert Camus’ye… 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’nin Ak Partili aydınları ve yargıçları Amerikan Yüksek Mahkemesi kararını okur mu? 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENAnadili, kimin dili! 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUBirlikte mi, ayrı ayrı mı: Bütün mesele bu… 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezLaiklik 100 yaşında: Elbette birlikte savunmalıyız 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİGeçinemeyen milletin geçinemeyen siyasetçiye bakışı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURKemal’in masumiyet karinesi… 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBaşkanın tüm tarafları 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraUmut Hakkı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENEve Dönüş 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçKomisyon raporu önemli bir şeyler söylüyor mu? 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNTop Artık Meclis ve İktidarda 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciZenginleşmenin getirdiği fakirlik 19.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.04.2019
14.12.2017
30.11.2017
13.09.2017
5.02.2017
28.04.2017
19.04.2017
1.02.2017
24.03.2017