Enver SEZGİN
Gündüzün kavurucu sıcağı çoktan yerini ılık havaya bırakmıştı. Saatlerce ayakta durmaktan dolayı bitkin düşmüştüm. Yemekten hemen sonra, annemden yatağımı hazırlamasını rica ettim.
Damdaki yatağıma uzanıp yıldızları seyrediyorum. İlk kez tren istasyonuna gittiğim günü hatırladım. O yaz Siirt süvari alayından askerler at sırtında evimizin önünden geçtiler. Tüm mahalle işini gücünü bırakıp bu geçişi seyretti. Saatlerce sürdü bu iş. Biz “üç kafadar” arkalarından yürümeye başladık. Tren raylarının orada onları takip etmekten vazgeçip, istasyona yöneldik. Çeşmeden su içtik, akasya ağaçlarına tırmandık. Sonra da manevra yapan treni hayranlıkla seyretmeye başladık. Dayanamadık, vagonlara tırmanmaya çalıştık. Görevliler tarafından kovalandık.
İstasyonun bir yapısı diğerlerinden farklıydı. Bu yüksek tavanlı büyükçe bir binaydı. Önünde yükleme ve boşaltmanın yapıldığı rampa bulunurdu. Tavanında sayısız güvercin yuvası vardı. Yüzlerce güvercin oradan oraya uçuşuyordu. Yakalamak istedik. Başaramadık. Dışarı çıktığımızda tren, manevrasını bitirmiş, yolcularını beklemeye hazır hâle gelmişti. O günden sonra her fırsat bulduğumda buraya gelir, saatlerce oyalanırdım. Peki, neydi beni buraya çeken şey? Çekip gitme duygusu mu? Sarı binalar mı?
Hep hayalini kurduğum trenle yolculuk yapma fırsatını ilkokulu bitirdiğim yıl bulmuştum. Uzun süre işsiz olan babam nihayet Batman’da yeni bir işe başlamıştı. O yıl Türkiye Petrolleri’ne sınavla işçi alınıyordu. Nüfuzlu bir yakınımızın bastırmasıyla babam zar zor işe girmişti. Hafta başında işe başlar, hafta sonlarında ise bizleri görmeye gelirdi. Bir pazar günü beni ve abimi birlikte götürmeye karar verdi.
Heyecandan yatağımın içinde dönüp duruyordum. Sabaha karşı uyumuşum. Abimin dürtmesiyle uyandım. Akşamdan yanı başıma koyduğum elbiseleri üzerime geçirdim.
Annem, kahvaltıyı hazırlamış, uyanmamızı bekliyordu. Uykulu gözlerle önüme konan kahvaltıyı bitirip, kapının önündeki ayakkabımı giydim. Yolculuğa hazırdım. İçim içime sığmıyordu.
Babam biletleri almak için gişeye yönelirken, biz açık olan kapıdan vagona tırmandık. Boş bir kompartıman bulup yerleştik. Az sonra başkaları da geldi. Babamdan izin alıp koridora çıktık. Pencereden dışarıyı seyrediyoruz. Hareket memurunun düdüğü duyuldu. Tren şefinin “hazırız” anlamında yanıtı geldi. Son anda trene atlamaya çalışanlar var. İki adam yere düşen kadını kaldırıp binmesine yardımcı oluyorlar.
Kırmızı şapkalı hareket memuru, elindeki işaret çubuğunun (disk) yeşil- beyaz kısmını makinistin göreceği şekilde tutup, ağzındaki düdüğü uzun uzun öttürdü. Yoldayız. İlk kez bir trene yolcu olarak biniyordum ya, bunun tadını çıkarmalıydım. Önce binalar geçti önümüzden, Kurtalan’ı geride bırakmıştık. Az sonra doğduğum kasaba gözden kayboluyor. Giderek hızlanıyoruz. Tarlada çalışan köylüler el sallıyor. Öteki yolcular ile birlikte ben de el sallıyorum. Bitişik kompartımanda yolculuk yapan bir adam Kürtçe şarkı söylüyor. Simit satan çocuk önümüzden geçiyor. İlk istasyonda duruyoruz. Burası bir köy. Binenler var. Az ötede bir köy daha var. Tekrar duruyoruz. Bir kez daha yola koyuluyoruz.
Birden “pencereleri kapatın” sesi duyuluyor. Bu söz defalarca tekrarlanıyor. Etraf kapkaranlık. Tünele girmişiz. Duman genzimi yakıyor, durmadan öksürüyorum. İki saat sonra Kurtalan istasyonuna benzer bir yerde duruyoruz. Babama sordum, Beşiri istasyonuymuş. Tren yerinden kıpırdamıyor. Babamın sabrı taşmak üzere. Aşağıya inip bu kadar beklememizin nedenini öğrenmeye çalışıyor. Karşıdan gelen treni bekliyorlarmış. Yarım saat daha bekledikten sonra tren yavaş yavaş hareketlenmeye başlıyor. Birazdan Beşiri’yi geride bırakıp “Kıra Dağı’nı” tırmanıyoruz. Tren daha sonra düzlüğe çıkmış, iyice hızlanmıştı. İlerde bir şehir gözüküyor. “Burası Batman” dedi babam.
Hemzemin geçidini aşıp, istasyona giriyoruz. İstasyon kalabalık. İniyoruz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTAK Parti’ye Kulaç Atan Albayrak… 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRHALEP KATLİAMININ DAYATTIĞI! 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBilal Erdoğan “dindar insanlar iyi insanlar” algısını düzeltebilir… 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciBaşkanlık geldi dertler çığ gibi büyüdü 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolTrump Fed’e saldırıyor 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZKürt meselesinde eskimeyen refleksler, sorunların çözüm ihtimali 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİran’da neler oluyor, neden oluyor? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur Akgünİran’da rejim sarsılırken… 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKTürk’ün uluslararası ilişkilerle imtihanı 13.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİ‘Dindarlar iyi insandır’ algısı niye kötüleşti? 13.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENDEM rol kargaşası yaşıyor 13.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilDiyalog: Zaman, sınırlar ve yanılsamalar aynasında Türkiye 13.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasHalep’te çözüm süreci 13.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNESuriye: Hem çok yakın, hem çok uzak 13.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN“Halep oradaysa arşın burada” 13.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURRojava hayali ve hayalkırıklığı 13.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞÜlkenin toprak bütünlüğü, üniter devlet, federasyon, adem-i merkeziyetçilik 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Zor dönemden geçen dünya’da Türkiye… 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHalep’i kuşatan güç denklemi: Kürtler için güvence nerede? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBilal Erdoğan fırtınası!.. 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞMENN DAKKA DUKKA… 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRToplum değişmek istiyor mu, Kürt meselesinde açılım neden hep aynı yerde tıkanıyor? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmekli için son çare sandık 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYARojava’dan Ortadoğu’ya Ortak Gelecek Çağrısı; 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUİki ‘dost’: Trump ve Erdoğan 11.01.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.05.2016
13.04.2016
2.02.2016
16.02.2016
9.02.2016
26.01.2016
13.01.2016
30.12.2015
23.12.2015
8.02.2015