Mücahit BİLİCİ
Kültürel iktidar tartışmalarına ucundan kıyısından denk geldikçe hayret ediyorum. Çünkü şaşırtıcı bir seviyede seyrediyor kültür sanayiinde hegemonya yarıştırmaları. Bir yanda AKP ve iktidar partizanlığının kimi diziler vesilesiyle gündeme getirdiği futuhat arzuları ve zafer iddiaları var. Eski kültürel elite gol atmayı bir marifet sayıyor yeni politik elitler. İdeolojik bir rüşt ispat ettiklerini sanıyorlar.
Bunların karşısında ise eski muktedirler var. Bazan laiklik bazan da sol üzerinden tanımlanan bir kültür endüstrisi eliti var. Onlar da enteresan. Sadece bir elit lüksü olmak dışında hiçbir ideolojik temeli olmayan kültürel iktidarın solculuk veya laiklik ile ilgili olduğunu zannediyorlar. Kültürel iktidar kendilerinde diye ideolojik üstünlük iddiasında bulunuyorlar. Halbuki kültür pazarının o zihinlerindeki ideolojilerle bir ilgisi yok. Yaratıcılığın metaya dönüştürüldüğü kültür piyasasında, ideolojileri üzerinden kendilerini ayrıcalıklı görme eğilimindeler. Kerametin ideolojilerinde olduğunu ima ediyorlar.
Ne var ki, kültürel alandaki iktidarın temelinde ideoloji değil konfor yatıyor. Yani kültürel iktidar illa bir ideolojiye yamanacaksa bu ancak burjuva kültürü olurdu. Bazılarının aklına aristokrasi ve burjuva karşıtlığı gelebilir. İyice düşününce konumuz açısından ikisinin aynı şey olduğunu görmek mümkün. Çünkü, birinin diğerinin demlenmiş hali olduğunu söylemeye gerek yok. Modern toplumda kültürel iktidar paranın zekayı satın almasından başka birşey değildir. Bu satın alma üzüm suyunu şaraba çevirmek için bekletmek ile benzer bir işlemdir. Bekleme lüksüne sahip olanların ayrıcalığını şarabın üstünlüğü olarak sunma hatası yapılıyor. Tıpkı soyut sanatın, zaruretten kopma lüksüne sahip olanların ilgilendiği bir sanat biçimi olması gibi. Elitlerin soyut resimi, halkın sevdiği elma armut resimini bu numarayla döver. Avam “böyle sanatın içine tüküreyim” derken sadece sabırsızlık göstermiştir. Yeterince bekleyince onun da gözleri açılacaktır.
Yeterince beklemiş ve öğütülmüş para karşımıza eğitim ve kültür olarak çıkıyor. Rahmetli Bourdieu sermayenin envai çeşidini temyiz ile bunu da zaten anlatmıştır. Yani kültürel iktidarın solculukla hiçbir ilgisi yok. Solcuların kültürel iktidarından bahsetmek ise pekala mümkündür. Solcu olmayı seçmiş birilerinin ayrıca da paranın açtığı konforda kültürel üretim yapan aktörler olduğu anlamına gelir. Kültür üretiminin solculuk (veya başka bir ideolojik konumu) gerektirdiği anlamına gelmez.
Bir ideolojik oryantasyon olarak sola epey saygım var. Ancak solculuğu kültürel üstünlük gerekçesi olarak görmek masum olmayan cinsten bir elitizmdir. Solculuk burda zenginliğin açtığı konforun kültürel üretimle tüketilmesinde bir nevi arındırıcı abdest vazifesi görüyor. Pekçok solcunun reklam yazarı olup kapitalizme hizmet ederken, kapitalizmin kerihliğinden kendilerini tezkiye etmek için yaratıcılık ve yüksek kültür vurgusuna ihtiyaç duyması gibi. Yani iktidarına kudsiyet atfetmede sol, sağın yanında sadece solda kalır.
Özetle, paralı aile çocuğu olanların lüks bir uğraşta yetenek geliştirmesinden ibarettir bütün başarı. Kültürel alanda hakim ideolojinin değişmesi ideoloji ile ilgili değil, sınıf ile (yani konfor çocuğu olmakla) ilgilidir. Bu konforun meyve vermesi en az bir kuşak alır. Başka bir ifadeyle, politik iktidar kara, kültürel iktidar deniz gibidir. Denizin ısınması da soğuması da yavaştır. Kendi imtiyazını ısıtmakta acele eden (sağcı veya dindar) muktedirler ile soğuyan bir imtiyazın hemen soğumuyor olmasının kendi ideolojilerinin bir kerameti olduğunu zanneden (solcu veya laik) muhalifler arasındaki tartışma bu yüzden ilginç.
Eklemeye gerek yok ama birkaç kuşak zengin veya birkaç kuşak eğitimli olmayı bir üstünlük sebebi olarak görmek entelektüel bir safdillik, acıklı bir cehalet olarak karşımıza çıkar. Kuşak kuşak eğitim eğer tevazu yerine kibir getiriyorsa, yapılan şey sadece bir patinajdan ibaret kalır. Eskileriyle ve yenileriyle muktedirlerin unutmaması gereken nokta şudur: İktidar sahibi olmak sadece iktidar sahibi olduğunuzu gösterir, sizin veya ideolojinizin üstün olduğu anlamına gelmez.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.01.2026
20.01.2026
23.12.2025
7.12.2025
13.11.2025
12.11.2025
31.10.2025
20.10.2025
6.10.2025
28.09.2025