Roni MARGULIES
Kaç gündür tamamen savunmasız kaldık yahu! O kadar düşmanımız var; alimallah, bunlardan biri saldıracak olsa şimdi, ne halt ederiz?
Düşmanlarımızın hepsi her zaman Türkiye’nin zayıf bir ânını yakalamak için tetikte bekler.
Zaten bu nedenle değil midir, şanlı ordumuz şanlı olmanın yanı sıra Ortadoğu’nun en büyük, en kalabalık ordusudur. Düşman çok olunca, asker de çok olmalıdır tabii. Ve güçlü olmalıdır. “Güçlü ordu, güçlü millet” formülü ta Sümerler zamanından beri Türk’ün tüm başarılarının anahtarı olmuştur.
Şimdi ne yapacağız? Genelkurmay’sız bir ordu güçlü olabilir mi? Kuvvet Komutanları olmayan bir milleti kim ciddiye alır?
Şu anda göklerimiz gelene gidene açık. Büyük düşmanlarımız bir yana dursun, küçük ve alakasız düşmanlarımız bile hava sahamızı istediği gibi ihlal edebilir. Savaş uçaklarına, F-16’lara filan gerek yok, uçurtmalara tutunup gelseler yine ihlal ederler.
Genelkurmay Başkanı meselesi çözüldü zannediliyor. Ama benim kuşkum var. Adam daha düne kadar jandarmaydı. Birkaç saatliğine Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atandı, sonra da, hop, Genelkurmay Başkanı oldu. Hiç inandırıcı değil. Müzikli sandalye oyunu mu oynuyoruz be! Jandarma başka şey, Genelkurmay başka. Birincisi kırsal bölgelerde komşusunun büyükbaş hayvanını taciz edenlerle filan ilgilenir, ikincisi 22 bin yıldır Türk ordusunu yönetir. Aynı şey mi?
Bunları düşünerek geçirdiğim uykusuz gecelerde aklıma bir fikir geldi. Hükümet de düşünmüş olabilir, ama ne olur ne olmaz, ben yine de söyleyeyim.
Generallerin hepsi tavır koyarsa, “Mersi, şu anda Kuvvet Komutanı olmayı düşünmüyorum, daha bir iki yıl Askerî Fizik-Kimya Okulları Komutanı olarak kalayım, kusura bakmayın” derse, sınavla Kuvvet Komutanı almak düşünülemez mi?
Ben başvururum doğrusu. Vatanî görevimi bir kere yaptım, ama bunun sınırı yoktur ki. Deniz Kuvvetleri Komutanı olmak kaydıyla, bir daha yaparım.
Millet dünya kadar para harcayıp yat alıyor, kaptan kiralıyor. DKK olduğum takdirde istemediğim kadar teknem olur! Atlarım birine, tüm kıyılarımızı teftiş etmeye başlarım. En azından yaz aylarını böyle değerlendiririm. Vatana hayrım dokunmuş olur.
Bu görevi ifa etmenin karşılığında para da istemem. Fethiye Koyu’na altımda bir destroyer ile girmenin fiyakası bana yeter. “Arkadaşlar, atış talimi yapacağız, kuzey-kuzeybatı yönünde çok yüksek sesle müzik çalan Panama bandıralı tekneye yaylım ateş” diyebilmenin zevkiyle yetinirim.
Bu önerimin kabul görmeme ihtimalini yok saymıyorum. Edilmeyebilir. Teamüllere aykırı çünkü.
Bu durumda yine savunmasız kalacağız. Ya da kifayetsiz generaller gelecek önemli mevkilere. Işık Koşaner’in rakamlarına göre “Şu anda 173’ü muvazzaf, 77’si emekli olmak üzere 250 general-amiral, subay, astsubay ve uzman jandarma çavuş, hürriyetlerinden yoksun”. Bunlardan “14’ü general-amiral, 58’i albay”. Kim kaldı?
Darbe planlamamış olanlar kaldı! Yani ülkesinin geleceğini düşünmeyen, Cumhuriyet’in kazanımlarının elden gitmesi karşısında kayıtsız kalan, Atatürk ilke ve inkılâplarından ödün verebilen, sadece kendini düşünen subaylar kaldı.
Üstelik bunlar, olup bitenler karşısında kıllarını bile kıpırdatmadıklarına, bir plan bile yapmadıklarına göre, büyük ihtimalle emperyalizmin hizmetinde bile olabilir.
Zaten, geçen gün BirGün gazetesinde okudum, Türkiye Komünist Partisi ve diğer vatan güçleri tam da bu konuda hepimizi uyarmış!
“AKP yeni rejimin yeni ordusunu kuruyor” demişler. “Yeni bir ordu, Türkiye gericiliğinin ABD çıkarlar doğrultusunda bölgesel operasyonlarda daha etkili biçimde kullanılması için de gerekmektedir” diye ikaz etmişler bizi!
Hak vermemek elde değil.
AKP hangi hakla orduya müdahale ediyor? Demokratik bir toplumda ordu bağımsız olur, ne isterse onu yapar. Kendi bütçesini kendisi yapar; hükümete, partilere, yargıya, üniversitelere müdahale eder; plan yapar; memleketi yönetir. Doğrusu budur. Bizde de böyleydi. AKP şimdi bunu bozuyor.
Üstelik, bizim ordumuz Ortadoğu’da barışı savunan, melek gibi bir orduydu, ABD’nin tüm çıkarlarına karşı çıkardı, emperyalizmin tüm planlarını hemen bozardı. Belli ki, AKP’nin istediği Necdet Özel tam bir ‘Amerikan uşağı’, Işık Koşaner ise ‘kahraman bir antiemperyalist’ti.
Vatan adına kaygılıyım. Çok kaygılıyım.
Yazarlar
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUSiyasi zeka ile siyasi tavır ilişkisi… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAdalet’in “VAR”ı olsa... 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSavaş nereye? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanOrtaçağ karanlığına bir adım daha yaklaşmak 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçÜniversitenin-akademinin kamusal bir derdi var mıdır? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuOrta Doğu’daki diktatörlükler yıkıldığında ne olur? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERİran savaşı ışığında dezenflasyon süreci 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRİyi ki Güney Afrika ve İspanya var… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraÖğrenme Korkusu 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENKüresel hegemonya mücadelesinde İran savaşı 5.03.2026 Tüm Yazıları



































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023