Roni MARGULIES
Türk insanı, Kürt insanı, AK Partili insan, Cumhuriyet okuru gibi bu topraklara özgü alt türlere ayrılmadan önce, insanlığın tümü homo sapiens olarak bilinen genel bir türe dâhildi.
Aslan, kaplan ve kedinin yakın akraba olması gibi, insanın yakın akrabaları da şempanze, bonobo, goril ve orangutandı.
Bunu kabullenmek herkese zor geliyordu.
Hem dünyayı ve canlıları tam şu anda oldukları şekilde Tanrı’nın yarattığını zannettikleri için, hem de “Madem hayvanlarla akrabayız, bari şempanze değil de yakışıklı bir hayvandan türemiş olsak” diye düşündükleri için.
Darwin’in Türlerin Kökeni yayımlandıktan yedi ay sonra, 30 Haziran 1860’ta Oxford Üniversitesi’nde sert bir tartışma yaşanır.
Piskopos Samuel Wilberforce yaradılış mitini savunurken, “Darwin’in buldogu” olarak ün salmış olan biyolog Thomas Henry Huxley evrimi savunur.
Wilberforce Huxley’e sorar: “Anne tarafından mı, baba tarafından mı maymunlarla akrabasınız?”
Huxley’nin “İşte şimdi Tanrı seni elime düşürdü” diye mırıldandığı söylenir. Kalkar, atalarının maymun olmasından hiç utanç duymadığını, ama yeteneklerini gerçeği gizlemek için kullanan bir adamla akraba olmaktan utanç duyacağını söyler.
Hazır bulunanlar maçın berabere bittiğini düşünür.
Ama bugün Huxley’nin kazandığını, evrim sürecinin tüm ayrıntılarını, biyolojik mekanizmasını, genleri, mutasyonları biliyoruz. Şempanze ve bonobolarla çok yakın akraba olduğumuzu, genlerimizin yüzde 98-99’unun aynı olduğunu biliyoruz.
Bilim dünyasında artık tartışma akraba olup olmamamızla ilgili değil. Aramızdaki benzer ve benzemez yönlere bakarak kendimiz hakkında ne sonuçlar çıkarabileceğimizle ilgili.
Uzun süre, şempanze toplumunun uyumlu ve barışçıl olduğu, dolayısıyla şiddet, rekabet, savaş gibi özelliklerin ortak atamızdan gelmediği, insana özgü olduğu zannediliyordu.
Sonra 1960 yılında İngiliz primatolog Jane Goodall Tanzanya’nın Gombe Ulusal Parkı’nda bir ormana yerleşti, 45 yıl boyunca şempanzelerle yaşadı.
Şempanze kabilelerinin komşu kabilelere akınlar düzenlediğini, savaştıklarını, birbirlerini katlettiklerini ve hatta bazen yediklerini belgeledi.
İbre döndü. Bu sefer şiddet ve savaşın doğamıza dâhil olduğu, genlerimizde yazılı olduğu tartışılmaya başlandı.
Derken, Kongo Nehri’nin güneyinde yaşayan, o güne kadar “cüce şempanze” denen bonobonun yaşam tarzı keşfedilmeye başlandı. Bonobolar adeta bir “hippy” komünü gibi! Hiç şiddet yok, ha babam cinsel ilişkide bulunuyorlar. İki bonobo tam kavga edecek, eyvah derken, sevişmeye başlıyorlar. Son derece uyumlu, barışçıl bir toplum.
Demek ki, hayır, kaçınılmaz değil, şiddet ve savaş genlerimiz yoluyla atalarımızdan gelen “insan doğası” değil.
Ama ille de şempanze, bonobo ve insanın ortak atasından miras olarak aldığımız bir özellik arıyorsak, ne olduğu çok açık: Sosyallik, tek başına yaşayamamak, yardımlaşma ve empati. Yani başkalarının duygularını anlamak ve paylaşmak, kendimizi başkasının yerine koyabilmek.
Chicago’nun Brookfield Hayvanat Bahçesi’nde üç yaşında bir çocuk goril bölümündeki bir göle düşer. Binti Jua adlı bir goril suya dalar, çocuğu karaya çıkarır, yere oturur, kucağında tuttuğu çocuğun başını okşar, birkaç dakika sonra çocuğu görevlilere uzatır.
İngiltere’nin Twycross Hayvanat Bahçesi’nde bir kuş bonobo kafesinin camına çarpıp yere düşer. Kuni adlı bir bonobo çıkar, kuşu usulca alıp en yüksek ağacın tepesine tırmanır, havaya doğru fırlatır. Ardından uçup gitmesini uzun uzun seyreder.
Bir günlük insan bebekleri başka bir bebeğin ağladığını duyunca ağlamaya başlar.
Genlerimizin verdiği bir “insan doğası” varsa, birbirimizin halinden anlayabilmek, birbirimizin talihsizliğine ağlayabilmektir.
Yazarlar
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUSiyasi zeka ile siyasi tavır ilişkisi… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAdalet’in “VAR”ı olsa... 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSavaş nereye? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanOrtaçağ karanlığına bir adım daha yaklaşmak 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRİyi ki Güney Afrika ve İspanya var… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuOrta Doğu’daki diktatörlükler yıkıldığında ne olur? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçÜniversitenin-akademinin kamusal bir derdi var mıdır? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERİran savaşı ışığında dezenflasyon süreci 6.03.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023