Ümit KARDAŞ
Taksim- Gezi Parkı’nda Topçu Kışlası yapılmasına itiraz edenler, aslında siyasi iktidarın ve muhalefetin karşılayamadığı toplumsal taleplere ilişkin bir muhalefeti simgeliyorlar. Siyasi iktidar, toplumsal muhalefeti barışçıl sivil bir eylemle gösteren gruba sabaha karşı şiddet uygulayarak müdahale etmekle abartılı özgüveninin ve öngörüsüzlüğünün kurbanı olmuştur. Böylece şiddet yöntemini benimsemeyen genç ağırlıklı toplumsal muhalefet, şiddet kullanan örgütlerin ve provokatörlerin kucağına itilmiş ve bununla birlikte hareketin Başbakan Erdoğan’a ve iktidara karşı şiddet içeren bir gösteri hâline dönüşmesine neden olunmuştur. Toplumsal muhalefeti temsil eden gençlerin, Cumhurbaşkanı Gül’ün ve Başbakan Vekili Arınç’ın basiretli davranışlarıyla gerilim bir ölçüde düşürülmüş, ancak Başbakan’ın yurda dönüşünden itibaren izlediği politika gerilimi tekrar tırmandırmıştır. Krizin iyi yönetilememesi sonucu Taksim ve çevresi İstanbul Valisi tarafından fiili OHAL bölgesi ilan edilmiştir.
Sabaha karşı şiddet kullanılması emrini bürokrasiye veren iktidar temsilcilerinin, bu operasyon sonucu meydana gelen insan kaybı ve maddi zararlardan, polisin stres altında uzun süre çalıştırılmasından dolayı hem hukuki hem siyasi sorumlulukları bulunmaktadır. Siyasi iktidar basiretsizliği ve öngörüsüzlüğü ile olayların başlamasının sorumlusu olmuştur. Uludere, Reyhanlı ve Gezi Parkı gibi olaylarla AKP iktidarının bagajı dolmuştur. Tüm bu olaylardaki hataları faiz lobilerine, dış güçlere, sermayeye ve iç düşmanlara bağlamak sağlıklı ve yararlı bir işaret değildir. Evet, bu olayların sonuçlarından bazı kesimlerin yararlanma isteği olabilir. Ama olayları bu nedenlere bağlayıp, kendi oy tabanını meydanlarda kışkırtıcı ve kutuplaştırıcı bir dille buna inandırmaya çalışmak hayırlı bir iş değildir. Bu nedenle Başbakan Erdoğan’ın danışmanlarıyla birlikte bir özeleştiri yapması ve bugün için hiçbir anlamı kalmayan bu askerî kışla projesinden vazgeçerek, mevcut alanın bölgenin akciğerleri olarak park şeklinde geliştirilip muhafaza edileceğini açıklaması gerekir. Bir bölgede bir meydanın, bir parkın nasıl düzenleneceğine Başbakan’ın karar vermesi katılımcı demokrasilerde sözkonusu olamaz.
Taksim’deki toplumsal muhalefetin sivil itaatsizlik eylemi, AKP iktidarını ve CHP’yi sarsmış ve şaşırtmıştır. Siyasi iktidarın estetik ve ekolojik kaygı taşımayan büyük binalar ve projelerle ilgili merkeziyetçi uygulamaları, bireysel ve toplumsal hayata müdahale olarak algılanan ve toplum mühendisliğine kayan kanun düzenlemeleri, bu değişikliklere yapılan itirazların özellikle Başbakan tarafından karşılanma tarz ve üslubu, katılımcı, özgürlükçü, çoğulcu bir demokrasi özlemi ve ekolojik, estetik değerler etrafında toplumsal bir muhalefet yaratmıştır. Bu muhalefetin lideri, örgütlenmesi ve teorik bir altyapısı yoktur. Siyasi bir bağlantısı da bulunmamaktadır. Neden toplumsal alanda fiili olarak ortaya çıkmıştır? Çünkü akacağı bir toplumsal kanal ve siyasi alanda bir karşılığı yoktur. Bu nedenle kurmaca, şeklî, sandıktan çıkan milli irade ile sınırlı bir demokrasi içinden kalkınmacı bir politika uygulayan AKP de, yüklü tarihsel bagajı altında ezilmiş, zaman tünelinde yolunu bulamayan ve sol alanı işgal eden CHP de fiili toplumsal muhalefet karşısında paralize olmuştur.
Bu hareket, teorik olarak, devletin, toplumun, bireyin, yurttaşın, sivilin, bölgenin, insanın, doğanın, ekolojinin, özgürlüğün, eşitliğin, etiğin, estetiğin, hakikatin, insaniyetin değerler üzerinden ve sistem dışından yeniden tanımını yapabilir, partiler, kamu kurumları, meslek teşekkülleri, sendikalar, okul, aile, ordu, cezaevi gibi hiyerarşik, şeffaf olmayan yapılanmaları eleştirel bir analize tabi tutma, egemenliğin merkezle bölgeler arasında paylaşılması ve böylece katılımcı, bireyi ve sivili ortaya çıkaran demokratik toplumu inşa etme projesini tartışma imkânını sağlayabilir. Ayrımcılığı ret eden, farklılıkları uzlaşma-işbirliği ekseninde, hukuk güvenliği altında koruyan ve onun üstünde insanı, insan onurunu şemsiye olarak tutan bir anlayışı ortaya koyabilir. Bunun yeni bir felsefe ve yeni sivil bir anayasa anlamına geldiği açıktır.
Toplumsal muhalefet, siyasete uyarıda bulunmuştur. Demokrasiyi geliştirmeyen, barış sürecinin içeriğini doldurmayan, ekolojik ve estetik kaygıları boşlayan bir AKP, oy kaybına uğrayabilir. Bu hareket, kendisine siyasi bir karşılık yaratırsa sol alanı işgal eden ve devlet partisi olan CHP’yi marjinalleştirebilir.
Değişim, genç ağırlıklı toplumsal muhalefeti öne çıkarmakta, gerileyen siyaseti zorlamaktadır.
www.umitkardas.com
http://www.taraf.com.tr/umit-kardas/makale-degisim-siyaseti-zorluyor.htm
Yazarlar
-
İlker DEMİRLAİKLİK DEMOKRATLIK MIDIR? 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBütün otokratların dilinde aynı hikaye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO’da tartışma yaratan sunum: ‘Seks sektöründe 100 bin kadın ve kız çalışıyor’ 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kahveciİktidarın ‘seçim argümanı’ ne olur? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUKemalistin bilinç altı 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANTerörsüz Türkiye’yi neden halka anlatamıyorlar? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyayı aldatamıyordu Trump, ülkesi, halkı da uyanmaya başladı… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞHukukun her alanında gerileyen Türkiye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranRojava’da “Gün batımı!” 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLaikliği savunmak bir özgürlük, bir hak ve yurttaşlık görevidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürk Siyasetinde Belirleyici Olan Dinamikler 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMKürşat Timuroğlu’nun anısına 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENSuriye… Kürtler için acı bir anlaşma… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünya bildiğin gibidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Darbe anayasası’ 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünMedeniyetler savaşı mı başladı? 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURCereyanda kalan fikirler… 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZYirmibir yıl sonra: ‘Büyük Devlet’ sözüne ne oldu? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRAİHM ve AYM kararlarına uyulmalı tavsiyesine ihtiyaç var mıydı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerKÜMELEŞMELER VE ORTAK RUH HALLERİ ÜZERİNE 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA"TKP 7. KONGRESİNİN "NEREDE KALMIŞTIK" İFADESİNİ DOĞRU ANLAMAK" 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSiyasette mertlik-ahlâkîlik 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTarımda bitmediysek bu iftarlar niye pahalı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALAltmış sayfalık umut… 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRKutuplaşmalar gündelik hayatı belirliyor; toplumsal güven zemini nasıl onarılacak? 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞCHP sağa açılmayı yanlış mı anladı acaba? 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERUmut hakkı tartışması 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKSadece bir örgütün kendisini feshetmesi değil bu 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarOrtadoğulu erkekler 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞSON ÇİVİ... 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakGeliyorum diyen krize dikkat! 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNŞaşırdık mı? Hayır! 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’nin Ak Partili aydınları ve yargıçları Amerikan Yüksek Mahkemesi kararını okur mu? 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraUmut Hakkı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezLaiklik 100 yaşında: Elbette birlikte savunmalıyız 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBaşkanın tüm tarafları 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENAnadili, kimin dili! 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENEve Dönüş 20.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.02.2026
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025