Ümit KARDAŞ
Devletin görünmez iktidarının siyasi iktidar üzerinden yasama ve yargıyı araçsallaştırması geleneksel bir durum. Siyasi partiler devlet iktidarının kırmızı çizgileri içinde hareket etmeyi ve onunla uzlaşmayı öğrendiler.
Türkiye Cumhuriyeti, modernleştirme projesiyle Jön Türk-İttihat ve Terakki kurgulamasının ürettiği zihniyet üzerinden şekillendi. Türkiye bugüne kadar sıkıyönetim, askeri darbeler, OHAL ve fiili OHAL uygulamalarıyla sürekli bir istisna halinde kurmaca bir hukuk ve yargıyla siyasi ve toplumsal muhalefeti bastırdı.
Osmanlı’da toplumsal ve siyasi sorunlar uzlaşma-işbirliği ekseninde çözülemedi, hak taleplerinin ifade edilmesi şiddetle bastırılıp illegal alana itildi. Cumhuriyet bunu aynen tevarüs ederek mağduriyetler üzerinden kendini var eden AKP iktidarını da aynı çizgiye soktu.
Türkiye, bugün gelinen noktada, toplum-biz olmayı ve tartışarak uzlaşmayı engelleyen kutuplaştırma ve ayrıştırma politikalarının yarattığı bir çöküşü yaşamakta. Geçmiş anayasa metinleri ya da yasalar üzerinde reform adı altında yapılacak değişikliklerle toplumsal-siyasal barışı sağlamak mümkün değil.
Özgür bir ortamda yapılacak toplumsal bir tartışma sonucu ortaya çıkacak uzlaşmanın boş bir levha (Tabula rasa) üzerine yeni baştan ve özgürce yansıtılması gerekir. Daha önceki yazımda kapsamını ve işlevini belirttiğim demokrasi ittifakı bileşenlerinin siyasi partiler arası bir zeminde anayasa oluşturmaları büyük bir hata olur.
Boş levhaya yazılacak anayasa metninin oluşturulması süreci toplumla birlikte yaşanmalı, bireylerin ve toplulukların talepleri dinlenip tespit edilerek yeni anayasanın toplumsal meşruiyeti sağlam bir temele oturtulmalıdır.
Demokrasi ittifakı halka yeni bir anayasayı birlikte inşa edecekleri sözünü vermeli. Yani anayasacılık hareketlerinin son aşaması olan “süreç odaklı bir anayasa” inşası yapılacağı vaadinde bulunulmalı.
1921 ve 1924 Anayasaları özel dönem ve koşulların düzenlemeleri olup, doğrudan Büyük Millet Meclisi tarafından ilkelerde toplumsal mutabakat aranmadan oluşturuldu. 1961 ve 1982 anayasaları ise askeri darbeler sonucu, askeri darbeyi yapanlarca oluşturulan kurucu meclislere dayatmacı bir yöntemle yaptırıldı.
Sonuç olarak bugüne kadar yapılan anayasalar ilkelerde bir toplumsal uzlaşma aranmadan yapılmış ve uygulamada da başarısız kalmış metinlerdir. Anayasalar toplumsal uzlaşma metinleridir. Anayasa inşası sırasındaki süreç açık ve şeffaf olmalı, toplumun ve bireylerin katkısı sağlanmalıdır.
Anayasanın içeriği kadar oluşturulma sürecinde izlenen yöntem çok önemlidir. Anayasanın ilke ve amaçlarının gerçekleştirilebilmesi geniş bir toplumsal uzlaşmayla oluşturulmasına bağlı. Anayasa öyle bir yöntemle oluşturulmalıdır ki azınlıkta olan insanlar da “ bu benim anayasam” diyebilsinler.
Süreç odaklı anayasacılık özellikle Afrika, Asya ve Latin Amerika ülkelerinde iç savaş koşullarından çıkmayı ve toplumsal barışı amaçlayan anayasa yapma süreçlerinde yaşandı. Bu anayasalar, toplum içindeki farklı kesimlerin barış içinde özgürlüklerden eşit olarak yararlanabilmelerinin ilkelerini müzakere süreciyle toplumsal uzlaşma sonucu belirledikleri metinler oldular.
Anayasaların, herkesin özgürlüklerden eşit olarak yararlanabilmelerini kâğıt üstünde olduğu kadar uygulamada da güvence altına alabilmesi için içeriklerinin hangi ilkelerden oluşacağı ve bu ilkelerin kurumsal olarak nasıl korunup destekleneceği önemli.
Ancak bundan daha da önemlisi anayasanın nasıl bir yöntem ve süreçle inşa edildiğidir. Çünkü anayasaların nasıl yapıldığı toplumdaki çeşitli kesimlerin özgürlüklerini ciddi şekilde güvenceye alabilir ya da aksine baştan bunu imkansız kılabilir.
Bu nedenle anayasa inşa sürecinin çeşitli toplumsal katmanların katılımını mümkün kılacak şekilde ve önceden belirlenmiş sürede yürütülmesi ortaya çıkacak anayasanın geniş halk kesimlerine dayalı olmasından doğacak olan meşruiyetini, kalıcılığını ve “kendini unutturan anayasa” olmasını sağlayabilir. Bu aynı zamanda barışın güvence altına alınmasının sağlanması demek.
Kimlikler, aidiyetler, inançlar, amaçlar ve değerler temelinde derinden kutuplaşma yaşayan toplumlarda geniş katılımlı ve müzakere süreçli bir anayasa inşa sürecinin sağlanması yeni bir toplumsal sözleşmede uzun vadeli ve kalıcı bir uzlaşmayı mümkün kılabilir.
Süreç odaklı anayasacılıkta ortak yaklaşım çoğunlukçu yöntem ve usullere itibar edilmeyişi aksine mümkün olan en geniş müzakere ve mutabakat düzlemini oluşturmak üzere gerekli olan katılımı sağlayan süreçleri kurumsallaştırmak olmuştur.
Sürecin ortak özelliklerini şöyle sıralayabiliriz. Sürecin birinci unsuru halk tarafından anayasa inşa süreci için özel olarak seçilmiş bir kurucu meclisin oluşturulmasıdır. Bu meclisin üyelerinin halk tarafından seçiminde salt çoğunluğa dayalı seçim sistemi yerine nispi temsil sisteminin kullanılmasına ve parti liderlerinin liste oluşturmamasına dikkat edilmelidir. Bu meclisin tüm toplum kesimlerini makul ölçüde temsil etmesine ve tüm kesimlerin eşit özgürlüklere sahip olduğu inancını dile getirebilecek nitelikte olmasına da özen gösterilmelidir.
İkinci olarak süreçte toplum katmanlarının katılımına açık ve bu katılımı gerçekleştirecek yöntemlerle yapılmasını sağlayacak düzlemler ve kurumlar oluşturulmalıdır. Böylece toplumsal katmanların katılımına açık bir müzakere süreci işletilmiş olacaktır. Toplumsal katmanlarla birlikte liyakate dayalı olarak hukukçular ve akademisyenlerin de müzakere sürecine katılmaları sağlanmalıdır.
Sürecin ilkeleri ise şöyle sıralanabilir:
1- Süreç “açık”, ”dürüst” ve “zamana yayılmış” olmalıdır.
2- Süreçte toplumsal dışlama olmamalıdır.
3- Toplumsal katmanlarla siyasi ve toplumsal aktörler arasındaki iletişim açık olmalıdır.
4- Müzakere süreci gerçek temsilci ve gruplara ve doğrudan bireylere ulaşarak gerçekleştirilmelidir.
5- Müzakere, genel ilkeler çerçevesinde yapılmalıdır.
6- Yerel ve bölgesel müzakere düzlemleri oluşturulmalıdır.
7- Kadınlar ağı oluşturarak sürece kadınların etkin bir şekilde katılımları sağlanmalıdır.
Süreç odaklı anayasacılık inşasında en önemli örneklerden biri, Nelson Mandela’nın önderliğinde ırkçı bir rejimden çıkışı sağlayan Güney Afrika Anayasasının inşa süreci olmuştur. Bu örnekten hareketle devam edeceğim.
Yazarlar
-
İlker DEMİRLAİKLİK DEMOKRATLIK MIDIR? 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBütün otokratların dilinde aynı hikaye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO’da tartışma yaratan sunum: ‘Seks sektöründe 100 bin kadın ve kız çalışıyor’ 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kahveciİktidarın ‘seçim argümanı’ ne olur? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUKemalistin bilinç altı 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANTerörsüz Türkiye’yi neden halka anlatamıyorlar? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyayı aldatamıyordu Trump, ülkesi, halkı da uyanmaya başladı… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞHukukun her alanında gerileyen Türkiye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranRojava’da “Gün batımı!” 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLaikliği savunmak bir özgürlük, bir hak ve yurttaşlık görevidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürk Siyasetinde Belirleyici Olan Dinamikler 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMKürşat Timuroğlu’nun anısına 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENSuriye… Kürtler için acı bir anlaşma… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünya bildiğin gibidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Darbe anayasası’ 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünMedeniyetler savaşı mı başladı? 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURCereyanda kalan fikirler… 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZYirmibir yıl sonra: ‘Büyük Devlet’ sözüne ne oldu? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRAİHM ve AYM kararlarına uyulmalı tavsiyesine ihtiyaç var mıydı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerKÜMELEŞMELER VE ORTAK RUH HALLERİ ÜZERİNE 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA"TKP 7. KONGRESİNİN "NEREDE KALMIŞTIK" İFADESİNİ DOĞRU ANLAMAK" 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSiyasette mertlik-ahlâkîlik 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTarımda bitmediysek bu iftarlar niye pahalı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALAltmış sayfalık umut… 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRKutuplaşmalar gündelik hayatı belirliyor; toplumsal güven zemini nasıl onarılacak? 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞCHP sağa açılmayı yanlış mı anladı acaba? 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERUmut hakkı tartışması 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKSadece bir örgütün kendisini feshetmesi değil bu 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarOrtadoğulu erkekler 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞSON ÇİVİ... 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakGeliyorum diyen krize dikkat! 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNŞaşırdık mı? Hayır! 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’nin Ak Partili aydınları ve yargıçları Amerikan Yüksek Mahkemesi kararını okur mu? 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraUmut Hakkı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezLaiklik 100 yaşında: Elbette birlikte savunmalıyız 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBaşkanın tüm tarafları 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENAnadili, kimin dili! 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENEve Dönüş 20.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.02.2026
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025