Ali BAYRAMOĞLU
Evrensel değerler toplumlara rehberdir. Bu değerleri şekillendiren ve anlamlandıran ise o toplumların deneyimleridir. Laiklik, örneğin, demokratik düzene dair evrensel bir değerdir. Ama, malum, 'gökten düşerse' dayatır, maksadını aşar, şekillendirir ve sorun yaratır. Önemli olan toplumsal deneyimlerle hayat bulması, bu deneyimlerle yoğrulmasıdır.
Bazı anlar kritiktir...
Bir toplumsal karşılaşma, bir çatışma olduğu kadar toplumsal temas ve İslami kesimin iktidar deneyimi olarak 1990'lı yılların bu istikamette açtığı kapılar görmezden gelinebilir mi?
(Ulusalcı takıntı taşıyanlar bir yana) laik kesimin demokrasiyle, İslamı kesimin evrensel kavramlarla daha çok temas ettiği bir evreden söz ediyoruz. Kar ortaklığı modelinin kitlesel çöküş ve iflaslara yol açtığı, iktidar ve inanç ilişkisinin yeni sorular ürettiği, Türk Hizbullahı'nın işlediği cinayetlerin İslami kitleleri iğrendirdiği dönem...
Bu dönem ve bu gelişmeler İslami kesimin önemli bir kısmı açısından inanç, siyaset, ekonomi arasındaki köprüleri esnek hale getirdiler.
AK Parti de bu deneyimin hem ürünü hem devamıydı.
Şimdi soru şu: Yeni bir kritik anda mıyız? Hükümet-cemaat gerginliğinin bu tür sonuçları olur mu?
Taha Akyol bu açıdan bir kaç gündür Star Gazetesi yazarı Sibel Eraslan'a referans veriyor. Eraslan'ın, cemaat tartışmasına referansla yazdığı şu satırlar gerçekten dikkat çekici:
'Son yaşadığımız öfkeli tartışma tarafları artan derecede birbirine benzetirken, laiklik işte bunun için gerekirmiş diyecek hale geldik (...) Cemaat AK Parti çatışması laiklik hakkında daha ciddi düşünmeye itiyor bizi. Şimdiye kadar süren klasik laik dindar çatışmasından farklı bir şeyle karşı karşıyayız. Dindarlarla dindarlar arasında gerçekleşen siyasi alan ve güç kavgası yeni bir hakem arayışına zorluyor...'
Bu, bir ihtiyacın dile getirilmesi, bir ihtiyacın tartışmasıdır.
Türkiye değişiyor. Din-siyaset-toplum ilişkileri normalleşiyor. Açık toplum düzenine tabi oluyor.
Bu çerçevede bir yandan dindarlar, doğal ve bunun uzantısı olarak dini gruplar kamusal alanda, devlet alanında varlığını ve etkinliğini sürdürüyor.
Öte yandan aynı çerçevede dindarlar ve dini gruplar arası dünden değişik, kamusal ve şeffaf nitelikler taşıyan, çatışma içeren bir farklılaşma tipi yaşanıyor.
İç içe girmiş iki alan
Ve iki soru...
Söz konusu etkinlik nasıl düzenlenecek?
Çatışma ve farklılaşmanın hakemi nasıl oluşacak?
Şunları görmek önemli:
1. Bu alanlar uygulamada laikliğin demokratikleşmesi sonucu ortaya çıkmıştır....
2. Bu konuda ihtiyaca referans veren talepler ise algıda laikliğin demokratikleşmeye başlamasıyla şekillenmiştir.
Bir kaç gün önce bu köşede çıkan 'Devlet içinde cemaat olur mu' başlıklı yazının meramı da buydu: Hal buysa, din-siyaset-toplum ilişkileri bu açıklık noktasına geldiyse bunları kuşatacak demokrasiyle, hukuk devletiyle uyumlu etik ve siyasi çerçeve ne olmalıdır?
Tersten ifade edelim: 'Devlet içinde cemaat olur mu?', 'Laiklik açısından devlette dindarlık kabul edilir mi?' sorularına verilen 'modernist' tepkilerin bugün büyük anlam taşıdığını sanmıyorum. 'AK Parti devlette cemaat kadrolaşmasına neden, nasıl izin verdi' tipi sorular da bana çok gerçekçi gelmiyor. Cemaat mensupları zaten oradaydılar, AK Parti'nin varlığı, din-siyaset ilişkisinin normalleşmesi önlerini açtı. AK Parti bu insanlara kritik anlarda siyasi olarak güven duyduğu için sırtını dayadı. İplerin kopması cemaatin iktidardan pay istemesiyle, 'dindar varlığı'nı ifade etmekten 'grup eylemi'ne geçmesiyle koptu.
Türkiye için model ülke olmaktan söz ediliyor. İslam ve demokrasinin birlikte yaşadığı model ülke. Unutmamak gerekir ki, bu modelin temelinde din-siyaset ilişkilerinin normalleşmesi de yatmaktadır. Bugün belki hükümet-cemaat arasında bir iktidar kavgasına işaret ediyor, ancak bir o kadar yeni ihtiyaçların da altını çiziyor.
Gelinen nokta önemlidir, ama çözümü zordur.
Bizimki tespit ve muhtemel bir istikamete işaret...
Çözüm mü yoksa çatışma yolu mu tutturulacak, henüz belli değil.
Çatışma eski Türkiye'yi davet eder...
Çözüm sorununun ise ortak tespitiyle, dini grupların, cemaatlerin kendilerine sorular sormasıyla mümkün olur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026