Ali BAYRAMOĞLU
BDP, Meclis'e katılmaya karar verdi. Açıkçası seçim sonrası yaşanan krizin ve azan şiddet dalgasının ardından, "ilk önemli ve olumlu gelişme"dir bu karar.
Kürt sorununun ne denli yakıcı olduğu ortada...
Akan kanın durması, bu sorunun çözülmesi, en azından çözüm hattına girmesi için tek mecranın "siyaset" olduğu da ortada.
Bu açıdan BDP'nin Meclis'e katılma kararı hem "fiili" hem "simgesel" önem taşıyor.
Fiili olarak önem taşıyor; çünkü bu katılımla birlikte, gerek anayasa hazırlıkları gerek Kürt meselesiyle ilgili konu ve görüşmeler üzerinden parlamentonun, çözüm görüşmelerinin ana zemini haline gelme ihtimali yükseliyor...
Sembolik olarak önem taşıyor; çünkü siyasi kapıların açıldığı, konuşma, temas, diyalogun zemin bulduğu bir yer ve konuda, şiddetin geriye püskürtülmesi, anlam taşımaması beklenir...
BDP'nin Meclis'e katılımı "gerekli koşul"du ve yerine geldi.
Ancak deneyimler, "tam siyasi ortam"ın oluşması için, bu katılımın "yeterli koşul" olmadığına da işaret ediyor.
Nasıl?
Son yaşananlar, Kürt siyasi hareketinin tasfiye kaygısıyla, alanını ve varlığını koruma niyetiyle silaha sarılması, şiddetin dozunu sivil saldırılara kadar çıkarması, bu hareketin strateji ve taktiklerinin "kendi başına belirleyici nitelik" taşıdığının bir göstergesidir.
Kürt hareketinin "canını beni kızdırdığın, benimle konuşmadığın için alıyorum, o zaman sorumlu da sensin katil de..." tarzı, bugünün gelişmeleri itibariyle gerçekten "ipe sapa gelmez iddia ve açıklamaları" bu gerçeğin yanında açıkçası sabun köpüğü gibi kalmaktadır.
Bu durumda da kabul etmek gerekir ki, yeterli koşul, her şeyden önce, Kürtlerin "siyaset ve şiddeti bir arada yürütme politikası"ndan, "şiddet stratejisi"nden vazgeçmeleriyle oluşabilir.
Ne demektir bu?
Talepler ve istekler sistem nezdinde ne denli keskin, sert ve aşırı olurlarsa olsunlar, siyasi yoldan ifade edilebiliyorlarsa ve siyasi yolla elde edilebileceklerse, silahın pazarlık, görüşme ve talep sürecinde bir araç olmaktan çıkarılması demektir...
Kürtler ve Kürt siyasi hareketi talep ve isteklerini siyasi yoldan ifade edilebiliyor mu?
Evet...
Bu yolda mücadele ederek istediklerini elde edebilirler mi?
Yanıt yine "evet"...
Ne Hatip Dicle krizi, ne KCK operasyonları, ne hükümetin zaman zaman öne çıkan asayişçi dili, bu yanıtları terse çevirmeye yetmez.
Dün de söyledik, siyasi kanallar esasen açıktır:
"Kürt siyasi hareketi parlamentoda temsil edilmekte, talepler ifadesi ve görüşmeler açısından en meşru zeminin üzerinde oturmaktadır.
Devlet 2006'dan bu yana Kürt siyasi hareketinin silahlı kanadıyla ve İmralı'yla görüşmektedir. Kürt siyasi hareketinin muhatap alınma talebi, kendisini yönetme arzusu konuşulmaktadır.
Söz konusu zemin ve görüşmelerin zaman zaman zorluk ve tıkanma yaşaması bu iki yolun kapandığı anlamına gelmemektedir..."
Açıktır, önce namlular kan kusmayacak... Önce silahların emniyeti kapatılacak...
Sonra konuşma imkânları üretilecek...
Türkiye konuşmaya da, tavize de, çözüme de hazırdır.
MİT-PKK görüşmelerinin ortaya çıkmasının yarattığı rahatlama havası bunun bir göstergesidir...
Siyasetin yeterli koşulu bir madalyonu andırıyor...
Bu madalyonun asli yüzünde bugün Kürt politikası varsa, diğer yüzünde de hükümet bulunuyor...
"Siyasi iktidarın da bu konuda ciddi hataları var ve üzerine düşen büyük bir sorumluluk var"...
Sorumluluk, silah sustuktan sonra Mecliste ve ülkede tam demokrasi ve siyaset koşullarının oluşturulmasıdır.
KCK operasyonlarının, kara harekâtı arayışları ve sert dilin terk edilmesidir...
Çözüm istiyorsak, önce kendi kapısının önünü temizlemelidir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026