Ali BAYRAMOĞLU
Bir yandan, iki aday arasındaki yüzde 9’luk fark, siyasi iktidarın seçmeni hafife almasının, keyfi ve adaletsiz davranışının bedeli oldu. İstanbul seçmeni iradesine, sandığa ve demokrasiye sahip çıktı. Adalet ve vicdan duygusunun, Türkiye’de yeri geldiği an, kimlikler ve aidiyetler üstü bir işlevi olduğu bir kez daha ortaya kondu.
Bu sonuçlar, ülkenin demokratik geleceğiyle ilgili tartışma ve kaygıların alevlendiği bir dönemde güven tazeleyici ve umut verici bir etkide bulundular. Her şeyden önce seçimlerin Türk siyasi kültürü içindeki güçlü yeri ve işlevi teyit edildi.
Diğer yandan 23 Haziran, seçim iptal tarzını da içeren hoyrat ve otoriter siyasete yönelik bir plebisit havası taşıyordu. Seçimlerin arka planında, beka, tehlike, biz-onlar, dost-düşman, komplo vurgularını öne çıkan iktidar söylemi ile İmamoğlu’nun (partisinin de ötesine geçen) ortalama değer temsili ve siyasete normalleşme vurguları, çatışma ve gerginlik karşıtı dili arasındaki yarışma vardı. Dokuz puanlık fark bu iki tavır arasındaki seçmen tercihini de özetlemektedir.
23 Haziran, 31 Mart’ın bir devamı olmuştur.
Her iki seçim de, toplumda özgül ağırlığı artan “iki hali” teyit etmiş ve derinleştirmiştir.
“İlk hal” ülkeye hakim olan “kutuplaşma siyasetine yönelik tepki”dir.
“İkinci hal” ise bu “kutuplaşma karşısında siyasi ve toplumsal merkezin yeniden oluşmasına yönelik talep”tir.
Mevcut siyasete itiraz ile yeni bir siyaset talebi iç içe girdiğinde ülkedeki toplum-siyaset ilişkilerine, siyasal sosyolojisindeki kımıldamaya dair ipuçları verir.
Bu bakımından iki husus dikkat çekiciydi.
İlk husus, ilk kez bir seçim sonuçlarını bağımsız ve tekil seçmen ittifaklarının belirlemiş olmasıydı. Siyasi partilerin aralarında yaptıkları “faydacı siyaset ağırlıklı ittifaklar” karşısında, seçmenin sandık başında yaptığı “ilkesel siyaset ağırlıklı ittifaklar” açık ara öne çıktı.
Bu, demokratik siyaset açısından olumlu, önemli ve model oluşturma niteliğinde bir gelişmedir.
Sandığa yapılan anti-demokratik müdahaleyi, seçimlerin keyfi iptalini, İmamoğlu’nun hakkının gasp edilmesini bir an için unutup, 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerini, birlikte, iki turlu bir yarışma olarak düşünelim. 31 Mart’ta ilk sırayı alan iki adayın ikinci turda baş başa yarıştığını varsayalım. Yıldırım ikinci turda ilk tura oranla 230 bin seçmen kaybederken, İmamoğlu seçmenlerini 530 bin artırdı. 31 Mart’ta 39 İstanbul ilçesinden 16’sında önde olan yeni İstanbul Belediye Başkanı, 23 Haziran’da bu sayıyı 28 ilçeye çıkardı. Bu tercih kaymaları tüm toplumsal gruplarda yaşandı. İmamoğlu, 530 bin yeni oyun bir kısmını geçen seçim oy kullanmayanlardan, diğer kısmını HDP, SP, AK Parti, MHP seçmeninden aldı.
Siyasi ittifaklara, HDP seçmeni üzerinde yapılan etki kampanyalarına rağmen, seçmenlerin sandık başında bu bunlara aykırı bireysel siyasal davranıştan geri kalmadılar. Bunun sonucunda ortaya çıkan informel ittifaklar, siyaseti, sonucu belirledi ve yeni bir toplumsal dalgaya dair ipuçları verdi.
Türkiye’nin mevcut siyasi iklimi yanında, iki turlu seçim sistemlerinin seçmen ittifaklarını teşvik etmesi, 2023’te bu tür bir başkanlık yarışı yaşanacağı dikkate alınırsa, elimizde yeni ve yapıcı bir siyasi girdi bulunduğu, 23 Haziran bu girdi ilk sınavını oluşturduğu açıktır.
Seçim sonuçlarıyla ilgili dikkat çekici ikinci husus, ilkine paraleldir ve seçmen davranışında kimlik kutuplaşması kıskacının görece olarak kırılmasına işaret etmektedir.
31 Mart’a kadar, son beş yıl içinde yapılan tüm seçimler kutuplaşma bakımından benzer özellikler taşıdılar. Türk siyasetinde kültürel kimlik ve siyasi aidiyet tercihlerinin oynadığı etkin rol, bu son beş yılda, siyasi iktidarın kimlikçi ve popülist söyleminin de etkisiyle daha belirleyici hale geldi. Ülke çoğunlukçuluğa dayanan bir tercih sistemiyle adeta geçişsiz bir kimlik kutuplaşması tablosuna tanıklık yaptı.
31 Mart seçimleri, bu tablonun ciddi ölçüde esnediğini ve kimlikler ötesi siyasi davranış kapılarının Türk siyasi sistemi önünde tekrar açılmakta olduğunu göstermiştir. Fatih, Üsküdar, Eyüp gibi semtlerde İmamoğlu’nun seçimleri önde bitirmesi bu durumun tipik örneklerindendir.
Bu değişimin ya da kaymanın kaynakları Türkiye’nin siyasete ilişkin toplumsal dokusunda, bu dokunun iç içe giren üç farklı katmanında mevcuttur.
İlk katman farklı kültürel-etnik kesimler, aidiyetler ve topluklar arası gerginliklere endeksli siyasi bir alanın varlığına işaret eder. Alevi-Sünni, seküler-dindar tipi başat kültürel grup ayrışmaları ve gerginlikleri, sınıfsal ayrışmalarla üst üste oturarak ülkenin ana çatışma eksenlerini oluşturur.
İkinci katman, her bir kesim ve topluluk içinde karşımıza çıkan siyasi alandır. Bu alan da gerginler, çatışmalar ve ayrışmalar içerir. Kesimler içi sınıfsal katmanlar, ayrışmalar, hiyerarşileri kapsayarak, ülkenin diğer önemli çatışma eksenini oluşturur. Bu katmanda siyaset, kesimler arası siyasi alanın kültürel nitelikli yapısına oranla daha sınıfsal ve değersel nitelik taşır. Paylaşımlarla ve temsil mekanizmaları tartışmalarıyla somutlaşır.
Üçüncü katman ise topluluklar arası ve içini aynı anda kuşatan ortak bir siyasi alandır. Karşılıklı etkileşimler, makro siyaset karşısında kimlikleri aşan şahsi sonuç ve konumlardan (örneğin adaletsizlik, enflasyon) hareketle oluşan bir hassasiyet sahasıdır. Adalet, vicdan, erdem, özgürlük, eşitlik paylaşım gibi unsurlar üzerine oturur. Bu alan da siyasi davranışlarda önemli yer bulur.
Türk siyaseti bir bakıma bu üç alanın cüzünden oluşur.
Siyasi davranışta hepsi belli bir rol oynarlar, herhangi bir dönemde herhangi galebe çalabilir. Uzun süredir ilk katmanın hükümranlığını izliyoruz. Ancak bugün görünüyoruz ki ikinci katman harekete geçiyor ve en önemlisi bunu destekler biçimde üçüncü katman ortaya çıkıyor.
İtiraz ve talep halleri de yeni bir dalganın dip akıntılarını oluşturarak burada karşımıza çıkıyor.
Sanırız Türkiye’nin yeni yolu bu olacaktır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026