Ali BULAÇ
Dinin ideolojileştirilmesi, başkalarının aleyhine olmak üzere bir zümrenin, cemaat, parti, grup veya ulusun ideolojisi olur; bu ise “Âlemlerin Rabbi’nden indirilen” ve “Âlemlere rahmet olarak gönderilen peygamber” tarafından tebliğ edilen dinin külli, evrensel, ihatalı ve bütüncül özüne büyük zarar verir.
Siyasi alanda faaliyet gösteren Müslümanlara yöneltilen eleştirilerden biri “dini ideolojileştirmeleri”dir. Bu eleştiri tümüyle haksız sayılmaz, tümüyle haklı da değildir.
İdeoloji, fikirlerin bilgisidir. İnsan, içinde yaşadığı varlık, tabiat, hayat, kendi fiilleri ve geleceğiyle ilgili düşünür. Düşünce soyut bir zihni çaba gibi görünse de, hakikatte duyumlanabilir varlığı, maddi ve sosyal durumları temel alır. İşte insan, bu geniş çerçevede düşünürken belli bir sistem, kendi içinde tutarlı, anlamlı bir kavramsal model oluşturabilirse, buna ideoloji denir. İdeolojinin eski Türkçemizdeki karşılığı “İlm-i suvar-i akliyye” veya “İlm-i efkâr”dır.
Bu zihin faaliyetin kötü bir tarafı yoktur, hatta insan düşünen, akleden –daha doğrusu öyle olması gereken- bir varlık olduğundan düşünmeden edemez, akletmek onun asli görevlerinden, ahlaki sorumluluklarından biridir. Fakat eldeki bilgilerin fikirlerini bir araya getirdiğimizde, bunu zihin dünyamızda yaptığımızdan zihnimizin ruhi hallerimizle ilgisi olur, yani eğer adalet duygumuzu kaybedecek olursak, bir araya getirdiğimiz fikirlerimiz şahıs, zümre, sınıf, parti, cemaat, ulus çıkar ve hırslarına hizmet ederler. Bu hakikaten esaslı bir konudur ve çoğumuz farkında olmadan şahsi veya grup çıkarımızı büyük bir duygu fırtınası içinde savunur, kendimizi ideolojik doktrinimiz haline getiririz. İşte bu hataya düşüldüğü takdirde din ideolojileşir.
Dinin bu çerçevede ideolojileştirilmesi, başkalarının aleyhine olmak üzere bir zümrenin, cemaat, parti, grup veya ulusun ideolojisi olur; bu ise “Âlemlerin Rabbi’nden indirilen” ve “Âlemlere rahmet olarak gönderilen peygamber” tarafından tebliğ edilen dinin külli, evrensel, ihatalı ve bütüncül özüne büyük zarar verir.
Nisbeten sosyal, siyasal ve iktisadi faaliyet biçimlerine mesafeli duran felsefi, kelami, teolojik konularla uğraşanların geliştirdiği fikirler bir yana, özellikle son iki yüz senede ideolojilerin ağırlıklı olarak sosyal ve iktisadi ilişkileri düzenlemek üzere ortaya çıkan siyasi doktrinler olduğu görülür. Bu açıdan en bariz ideolojiler faşizm, komünizm ve liberalizmdir; bu üç ideolojik doktrinin Batı dünyasının çalkantılı tarihi tecrübesinin ürünü olmaları da tesadüfi değildir. Faşizmin ve komünizmin hükümferma oldukları ülkelerde milyonlarca insanın hayatına son verildi; vicdanları kanatan işkenceler yapıldı ve nihayetinde İkinci Savaş sırasında soykırım yapıldı. Komünistlerin faşistlere göre öldürdükleri insan sayısı katbekat fazladır. Liberalizm ise ördeklerle timsahları serbest sularda yüzdürmek suretiyle ülkelerin, bölgelerin ve genel olarak dünyanın ana gövdesini bir zümre lehine yoksullaştırdı, sömürüyü küreselleştirerek insani yetileri adeta felce uğrattı. Her üç ideolojinin ortak paydası hayatın bütününü dünyevileştirip maddileştirmeleri, rekabet ve çatışmayı ölümcül karaktere bürümeleri ve her durumda imtiyazlı, avantajlı ve güçlü sınıf ve grupları mütegallibe konumunda korumalarıdır. Liberal ideolojinin dünyayı getirip karşı karşıya bıraktığı durum şudur: Hakikat ve ahlaki erdem peşinde koşmanın anlamı yoktur; ne olsa gider; aslolan bedenin şehvet ve iştahı; her etkinlikte haz güç ve imha kabiliyetinin artırılmasıdır.
Henüz bu uç noktalarda faaliyet gösteren İslamcı akımlar ortaya çıkmış değil. Ama eğer Müslümanlar Es Siyasetü’ş Şer’iyye’yi kendi asli amaçları dışına çıkarıp siyaseti mutlaklaştıracak olurlarsa dini faşist, komünist ve liberal ideolojik doktrinlere dönüştürebilirler. Meşru ideoloji, dinin asli hükümlerinden ve varlık âleminden elde edilen bilgilerle zanni fikirler üretmek, yorumlamak, tefsir etmek amacıyla daimi ve usule uygun zihni cehd ve mücahede içinde olmaktır. İdeolojisiz insan zihnini iptal etmiştir. Siyasi ideoloji meşruiyetini kelami köklerden alır ama başı sonu fıkhi bir faaliyettir; her siyasi fikir ve program zannidir; genelin maslahatına ve çıkarına matuf yapılır, sebeb-i hikmeti bir zümre, sınıf, grubun çıkarı değil Hukuk’un tatbikini sağlamaktır.
Yazarlar
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları




































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.12.2025
23.10.2025
13.10.2025
4.10.2025
28.09.2025
22.08.2025
16.08.2025
7.08.2025
3.08.2025
25.07.2025