Aydın ENGİN
Yüksek Seçim Kurulu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerine ilişkin iptal kararının "gerekçesi"ni dün açıklayacaktı. Gün boyu bol bol vaktim olmasına rağmen Tırmık yazmaya oturmadım; gerekçeyi bekledim.
Hayır, ciddiye alınacak bir beklentim yoktu... Sadece gerekçedeki "mizah dozu"nun ölçüsünü merak ediyordum ve tadını çıkararak bir Tırmık döktürmeyi umuyordum.
Boşuna beklemişim.
Efendim, seçim için iptal oyu veren üyeler iptal kararına yeni "bir şeyler" eklemişler; ilk açıklanan kararda olmayan iddialarda bulunmuşlar, iptale red oyu veren üyeler de "muhalefet şerhleri"ni yeniden düzenlemek zorunda kalmışlar. O yüzden gerekçenin açıklanması bugüne hatta belki yarına (çarşamba) ertelenmiş(miş)...
Yav yemeyin bizi. İptal kararının üstünden tastamam 15 (evet on beş) gün geçti. Ölçüp biçip iptal kararı vermesi gereken yüksek yargıçlar 15 günde gerekçe yazamadılar.
Acaba neden?
Çoktan yazdılar da beğendiremediler mi ? "Yok beyler bu gerekçeyle kimseyi inandıramayız. Şunu oturup yeniden yazın" uyarısı mı aldılar.
Bilimeyim, bilemeyiz. Ama bu kadar kilit önemde bir konuda on beş günde bir gerekçe yazılamamasının bir sebebi olsa gerek.
Onlar adına biz mi utansak acaba?
* * *
Şu son cümleden "Yüksek Seçim Kurulu'nun manevi şahsiyetine hakeret edildi" diye bir sonuç çıkarırlar mı bilemem.
Umurumda da değil. Kimseye, hiç bir kuruma, hele hele ülkenin yüksek yargıkurumlarından birine hakaret etmek gibi bir niyetim elbette yok.
Ama iptal kararını ve ardından on beş günde bir gerekçe yazılmamasını sorgulama hakkım var.
Yurttaş olarak var. Seçmen olarak var. Gazeteci olarak haydi haydi var.
Dahası bu ülkenin yüksek yargı denen kurumlarında olup bitenleri sorgulama hakkım var.
Yurttaş olarak var. Gazeteci olarak haydi haydi var.
* * *
Gelin ülkenin "yüksek yargı"sının durumuna bir göz atalım. "Yükseği böyle ise yüksek olmayanı nasıldır acep" diyen haklı bir soruya cevap arayalım.
Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet örgütlenmesinde "yüksek yargı" diye anılan beş kurum var:
Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Yüksek Seçim Kurulu.
Bir: Anayasa Mahkemesi.
Bu yüksek yargı kurumu, bir kaç hafta önce aralarından Cumhuriyet davasının hükümlülerinin de bulunduğu dosyaları inceledi ve tutuklamalarla ilgili "hak ihlali" iddialarını cevapladı.
Ne cevaptı ama!..
Daha önce "hak ihlali" olduğuna ilişkin Mehmet Altan hakkında verdiği kararı Ahmet Altanve Nazlı Ilıcak'tan esirgedi. Bu üç gazeteci de aynı davanın, aynı dosyanın, iddia edilen aynı "suç"un sanıkları idi. Aralarında hiç bir fark yoktu.
Birine evet, ikisine hayır.
Cumhuriyet davasında Bülent Utku, Murat Sabuncu, Akın Atalay, Ahmet Şık için hak ihlali olmadığına, Kadri Gürsel için hak ihlali olduğuna karar verdi. Bu gazetecilerin tümü de aynı davanın, aynı dosyadaki iddiaların sanıkları. Aralarında hiç ama hiç fark yok.
Birine evet, dördüne hayır.
Eee, "Yüksek yargıdır; yüksek yargıçlardan oluşur. Herhalde bir bildikleri vardır" mı diyeceğiz?
* * *
İki: Yargıtay.
Ceza davalarında son ve kesin karar Yargıtay'ın yetkisinde. Bu yüksek yargı kurumunun yüksek yargıçları daha hukuk fakültesinde öğrenciyken "Geç kalan adalet adalet değildir" ilkesini öğrendiler. Meslek kıdemleri artıp artık birer "hukuk bilgesi" konumuna yükseldiklerinde bu temel ilkenin ne kadar yakıcı olduğunu meslek deneyimleriyle daha da pekiştirdiler.
Peki şu anda kimileri ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış Ahmet Altan'ın, Nazlı Ilıcak'ın, iktidarın bir intikam ve etkisizleştirme operasyonu ile hapsedilmiş Selahattin Demirtaş'ın, Gültan Kışanak'ın, hepsini saymaya kalksam bir kaç metrelik hatta kilometrelik bir Tırmıkyazmam gerekecek nice sanığın dosyası Yargıtay kararını bekliyor.
Buna geciken değil, olmayan adalet desem yüksek yargının manevi şahsiyetini tahkir mi etmiş olurum?
Üç: Devletin parasal harcamalarını denetlemekle yükümlü Sayıştay'ın yetki alanının alabildiğine kısıtlandığını hatırlayın. Hatırlayamıyorsanız, İhale Yasası’nın 16 yılda tam 186 (yazıyla yüz seksen altı) kez değiştirildiğini unutmuş olamazsınız. İhale Yasası bu hale gelmişse Sayıştay hangi mali harcamaları nasıl denetleyebilir.
Buna "Sayıştay'dan ihale kaçırma tiyatrosu" desem bu yüksek yargı kurumunun manevi şahsiyetini tahkir mi etmiş olurum ?
Dört: Ciddi ve önemli konularda Danıştay'ın kaç yürütmeyi durdurma kararı verdiğini ve bu kararların hangilerinin uygulandığını sorsam bir yüksek yargı kurumunun manevi şahsiyetini tahkir mi etmiş olurum; yoksa ona devre dışı bırakan bir devlet yönetiminden söz etsem, "tahkir" oklarını iktidara mı yöneltmiş olurum?
Ne kaldı? Yüksek Seçim Kurulu...
Hani on beş günde gerekçe yazamayan, yazdıysa da beğendiremeyen yüksek yargı kurumu. Yani geçelim.
* * *
YSK'dan gerekçe beklerken gelin şu boş vaktimizde "Yüksek yargı ne kadar yüksek" sorusuna cevap arayalım.
Sonra da "Yüksek yargıyı kim, neden ve nasıl bu hale getirdi" diye daha anlamlı bir soruya geçelim.
Hiç olmazsa gerekçe açıklanana kadar vakit geçirmiş oluruz...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2022
29.01.2022
28.01.2022
18.01.2022
17.01.2022
3.01.2022
24.12.2021
13.12.2021
6.12.2021
4.12.2021