Aydın ENGİN
Üç gündür yazamıyorum. Dikkat “yazmıyorum” değil, yazamıyorum.
Tembelliğimden değil, yazıyı kıvıramadığımdan.
Son günlerde Türkiye’de tuhaf... Peki peki, “tuhaf” değil de açıklanmaya muhtaç “bir şeyler” oluyor ve ben bunları açıklayamıyorum.
Meselâ yüksek yargı aylar ve aylar boyunca havalara bakıp ıslık çalarken birden BAK (Barış İçin Akademisyenler) sanıkları için beraat yolunu açan bir karar verdi. Birinci derece mahkemeler de art arda buna uygun beraat kararları veriyorlar. Haberi bizim T24 çetele tutar gibi aktarıyor: “Beraat eden akademisyen sayısı 38 oldu... 42’ye yükseldi.. 48’i buldu...” Yakında BAK sanıklarının beraatları haber değeri bile taşımayacak...
Neden böyle oldu ?
Bir “meselâ” daha: Yargıtay Başsavcılığı bugüne kadar pek çok davada kılını bile kıpırdatmazken bizim Cumhuriyet davası için hepimizin beraatını isteyen bir “tebliğname” yazıverdi. Bizim dosya Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin elindeydi ve bu daire hukuka sımsıkı bağlılığıyla ün kazanmış filan değildi, ama Yargıtay başsavcılığın tebliğnamesini adli tatil biter bitmez ele aldı ve kabul etti ve içerdeki arkadaşlarımız çıktı, bizlere de beraat yolu göründü. (Ben halâ yoğurt üflüyorum ama hukuk ulemalarına göre beraat çantada keklikmiş).
Peki ne oldu da böyle oldu ?
Haydi bir “meselâ" daha: Selahattin Demirtaş olayı... Ana davaya bakan Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi, Demirtaş hakkında beklenmedik bir tahliye kararı verdi. Bugüne kadar yattığı süre, hükümlü olduğu bir başka davada verilen cezadan "mahsup" edildiğinde, yani düşüldüğünde Demirtaş'ın denetimli serbestlikle bırakılmasını gerektiriyordu. Nitekim yetkili mahkeme avukatların "mahsup" istemini de kabul etti. Yasaya göre Demirtaş'ın bir dakika bile cezaevinde tutulmaması gerekiyordu.
İşte tam o saatlerde Ankara Başsavcılığı, zaten görülmekte olan ana davanın içindeki bir suçlamayı yeniden fırına sokup ısıttı ve Demirtaş hakkında yeni bir soruşturma başlatıp tutuklama kararı istedi. Tutuklama makinasından ibaret bir tuhaf yargı kurumu olan Sulh Ceza Hakimliği de bu talebi kabul etti ve Demirtaş'ı (ve "suç ortağı" Figen Yüksekdağ'ı) aynı dosyadan bir kez daha tutukladı. Böylece Demirtaş'ın tahliyesinin önü kesildi.
***
Yukarıda "meselâ" parantezine alıp özetle aktardıklarımı sizler de biliyorsunuz.
Peki bu neden böyle oldu? Sizce de bu olup biten açıklanmaya muhtaç değil mi?
Günlerdir açıklamaya ve yazıya dökmeye niyetlendim ama olmuyor, Bunların neden ve nasıl olduğunu bilemiyorum, tahmin yürütmekten öteye ilerleyemiyorum... O yüzden bari "bilmediğimi yazayım" dedim.
Buyrun...
***
Meselâ telefonda ya da makama çağrılanlarla görüşülen odada şöyle bir konuşma geçmiş olabilir mi?
- Şimdi kardeşim, hukuk reformu filan dedik ya, sahiden böyle bir niyetimiz olduğunu göstermek için bazı davalarda şey yapalım, yani bir yumuşama mı desem, yani şey mi desem...
- Bir açılım desek beyefendi?
- Ha, tamam öyle diyelim. Birilerinin ağzını kapayacak bir açılım izlenimi yaratalım diyorum.
- Çok doğru olur Beyefendi. Mesela Cumhuriyet davası... Artık maksat hasıl oldu, istenen elde edildi, gazete yönetimindeki olumsuz unsurlar tasfiye edildi. Artık içerdekilerin yatmasına gerek kalmadı.
- Hatta hüküm giymiş dışardakiler de dahil bir beraat kararı bile olabilir.
- O kadar açılalım mı efendim?
- Tabii tabii açılın...Kürtler hariç yani HDP'si, PKK'si hariç biraz açılmakta fayda var.
- Yani şu Kürtlerin tarafını tutan akademisyenler hakkında da mı?
- Evet. Unutma onlar hakkında “alçak, zalim, kapkaranlık, cahil, tiksinti verici, vatan haini, lümpen, terör örgütünün maşası, ahlaksız, mandacı artığı, ruhu kirlenmiş” demiştim. Buna rağmen bugün böyle diyorsam vardır bunun bir sebebi değil mi?..
Ne dersiniz? Birileri arasında böyle bir konuşma geçmiş olabilir mi?
***
Peki meselâ bir başka gün telefonda ya da makama çağrılanlarla görüşülen odada şöyle bir konuşma geçmiş olabilir mi?
- Yav kardeşim ne oluyor? Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz ?
- Estağfurullah beyefendi, o nasıl söz?
- E peki, madem öyle, bu Edirne'de yatan zat için tahliye kararı veren o ağır ceza mahkemesi? Ne demek oluyor bu? Ben size söylememiş miydim...
- Tabii söylemiştiniz beyefendi. Açılım Kürtlerden uzak tutulacak demiştiniz. Biz de öyle yapıyoruz.
- Nasıl yani? Meydanlarda, ekranlarda "Seni başkan yaptırmayacağız" diye ağzınan köpükler saçarak şahsıma saldıran o zat için tahliye kararı vererek mi?
- Aman beyefendi, olur mu hiç?.. Açılım yapalım buyurmuştunuz ya, işte o zeminde bir karar bu. O zatın nasıl olsa kesinleşmiş hükmü var, çıkmayacak ki?
- Valla hiç iyi olmadı. Tahliyenin lafı bile olmamalıydı.
Ne dersiniz? Birileri arasında böyle bir konuşma geçmiş olabilir mi?
***
Peki meselâ bir başka gün telefonda ya da makama çağrılanlarla görüşülen odada şöyle bir konuşma geçmiş olabilir mi?
- Yav kardeşim tepemi attırıyorsunuz benim. Yav, mahsup filan dendi, mahkeme onu da kabul etti, adam tahliye oluyor, siz seyrediyorsunuz. Bakın bunun sizin için sonuçları olur. Biliyorsunuz değil mi?
- Hiç aklımızdan çıkmıyor ki beyefendi. Lakin siz merak buyurmayın. O bir yol kazasıydı ama hemen tedbirini aldık. Şimdi yeni bir soruşturma başlatılıyor ve o soruşturmayla ilgili bir tutuklama kararı verilecek ve tahliye de suya düşecek. Siz merak buyurmayın?
- Yeni soruşturma ne kardeşim? Adam içerdeyken de suç işledi demiyeceksiniz herhalde? Gülünç oluruz vallahi...
- Demiyeceğiz elbette efendim. Savcılık ana davadaki dosyaları süzdü; oralardan bir soruşturma konusu çıkardı. Sulh ceza hakimliği nasıl olsa...
- Anladım. Peki. Neyse... Ama bu son hadisede çok kötü imtihan verdiniz yani.
Ne dersiniz? Birileri arasında böyle bir konuşma geçmiş olabilir mi?

***
Valla ben bilemedim. Yani siz bilirsiniz artık...
Yoksa "Anayasasında hukuk devleti yazan bir ülkede 'böyle şeyler' olmaz, olamaz. Sen saçmalıyorsun" mu diyorsunuz?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2022
29.01.2022
28.01.2022
18.01.2022
17.01.2022
3.01.2022
24.12.2021
13.12.2021
6.12.2021
4.12.2021