Aydın ENGİN
İki gün önce 9. videoyu da seyrettik, izledik, dinledik. İlk sekizi gibi yine bir çuval "keçi boynuzu" çiğnedik. Ne Süleyman Soylu kibrit kutusuna sokuldu; ne Tayyip Erdoğan'la aynı köyden gelme (Rize'nin Güneysu köyü) siyasetçi Metin Külünk dışında mafya parasına tamah edecek kadar aşağılara inmiş siyasetçi adı duyduk¸ ne sözüm ona kelime oyunu yapılarak "Pambıkören" denen Doğan grubunun medya imparatorluğunu epey ucuza kapatan Demirören Grubu'nun bilinmeyen bir marifetini öğrendik…
Dedim ya, tam 84 dakika boyunca kimi merakla, bencileyin kimileri ise meslek zoruyla Sedat Peker'in "Lan oğlum" diye ona pek yakışan naralarını dinledik.
Eğer sonlara doğru konu alacağına da, oteline de mafya diliyle söylersek "çökülen" Sezgin Baran Korkmaz adlı epey karanlık bir iş adamından söz edilmeseydi bir çuval odun çiğnemiş olacaktık. Ama sonlara doğru ağzımıza biraz şeker tadı geldi.
Evet 9. videonun tek ilginç ya da üstünde durulmaya değer yanı artık SBK kısaltmasıyla anılan iş adamının başına gelenlerdi.
Nitekim Pazar akşamından bu yana o konuda yazmayan kalmadı desem abartı olmaz. Karar'da Yıldıray Oğur, T24'de Murat Sabuncu, Haftalık Gazete'de (böyle bir yayın varmış) İsmet Berkan, Korkusuz'da Can Ataklı, Karar TV'den Ali Bayramoğlu, Cumhuriyet'te Barış Terkoğlu, Halk TV'nin internet sitesi SBK ile gönülsüz de olsa ortaklık kurmuş, sonra da 45 milyon dolarlık borcunu ödememek için Saray'dan destek dilenmiş, o desteği elde etmiş ve borcu zorla sildirip 45 milyon doların cebinde kalmasını sağlamış ünlü ve saygın iş adamı İran Kıraç ilişkisini didik didik eden yazılar, yorumlar, analizler yayınladılar.
T24 okurları sanırım bu yazı, yorum, analiz yağmurunda ıslanmamışlardır. Çünkü çok önceleri, tastamam beş ay önce, yani henüz bülbül kesilen "malûm" mafya şefi videolara başlamadan önce, 11 Ocak'da T24'de Ahmet Şık'ın konuk yazar olarak yayınladığı uzun (Ahmet Şık kısa yazı yazamaz) yazıda bütün (evet bütün) bu bilgiler ayrıntısıyla yer almıştı. Nitekim yukarıda adlarını andığım melektaşlardan bazıları kaynak olarak Ahmet Şık'ın yazısını gösterdiler…
(Okumadıysanız ya da okuduysanız da unuttuysanız tıklayın. Bana hak vereceksiniz).
Böylece medya projektörlerinin ışığı "saygın iş adamı" İnan Kıraç üstüne çevrildi...
Benim için iyi de oldu. Meğer onu iyi tanımıyormuşum. "Malûm" mafya şefi sayesinde biraz daha "iyi" tanıdım.
* * *
İnan Kıraç, Türkiye'nin en büyük sermaye kuruluşu Koç Grubu'nun A takımında oynayan, Koç ailesine damat olmuş bir "üst düzey yönetici" olarak tanınmış, sonra kendi kanatlarıyla uçmaya başlamış, Karsan adlı bir holdingin sahibi olmuş "saygın" bir iş adamıydı.
Benim bildiğim bu kadardı.
Sonra Cumhuriyet Gazetesi Vakfı yöneticileri, gazete yöneticileri ve bazı yazarları bir sabah operasyonuyla gözaltına alındı, bir ikisi hariç hepsi tutuklandı ve Silivri'de aylarca volta atmaya yollandı. Epey sonra hukuk fakültelerinde "Böyle iddianame yazmayınız" dersinde okutulmaya lâyık bir iddianameye dayanan dava açıldı. İstanbul 27 Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanma başladı.
Sıra tanıklara geldi. "Savcının tanıkları"na.
Baş tanıktan ("baş muhbir"den diye okuyunuz), kendini Türkiye'nin en büyük köşe yazarı ilan eden meczuplara, Cumhuriyet okurlarının buluştuğu CUMOK'ta kendi kendine yönetici rolü biçen bir 68'liye kadar "savcı tanıklarının geçit töreni"ni izledik. Sıra "baş muhbir"den sonra savcının çok önem verip değer biçtiği bir tanığa geldi: İnan Kıraç.
Tanık, Cumhuriyet gazetesi yönetiminin gazeteyi Atatürk'ün yolundan nasıl saptırdığını ağır ceza yargıçlarına anlattı. O anki vakıf yönetiminin yasa dışı olduğunu ileri sürdü.
Mahkeme başkanı "Vakıf hukuku konusunda nasıl olup da bu kadar bilgili olduğunu" adeta kişisel bir merak gibi sorduğunda duraksamadan cevap verdi:
- İyi bilirim. Ben Jandarma Vakfı'nı kurdum; Polis Trafik Vakfı'nı kurdum; Polis Yardımlaşma Vakfı'nı kurdum…
"Mehmetçik Vakfı'nı da kurdum" dedi mi hatırlamıyorum. Çünkü tanıklığının o aşamasında biz sanıklar artık kahkahalarımızı tutamadık; dolayısıyla tanık İnan Kıraç'ın söylediklerinin o bölümünü duyamadık…
Ayrıntılara gerek yok. Bu "hukuka kitakse" duruşmaların sonunda 2 yıldan 8 yıla kadar ulaşan hapis cezalarına çarptırıldık.
Ardından Vakıflar Genel Müdürlüğü daha önce kendi müfettişinin raporuyla "Vakıf yönetiminin seçimi yasalara uygundur" diyen kendi raporunu yaladı yuttu ve yeni bir raporla vakıf yönetiminin (Bu Cumhuriyet gazetesinin sahipliği ve yönetimi demektir) yeniden seçilmesi gerektiğine ilişkin fetva verdi.
Yeniden toplanacak vakıf yönetim kurul seçiminde her oyun önemi vardı. Bir zamanlar vakıf yönetimine girmiş, sonra seçilemeyip yönetim dışında kalmış "saygın" iş adamı İnan Kıraç kendisine seçime katılması için "Saray" kaynaklı bir yeşil ışık yakıldığından hasta yatağından kalkıp, bir hemşirenin yardımı ile gelip oyunu kullandı ve Cumhuriyet gazetesinin yönetiminin "Baş muhbir" başkanlığında bir ekibin eline geçmesinde kilit bir rol oynadı. Kemalistlerin Türk milliyetçisi kanadı ve Saray mutlu oldu. Saygın iş adamı da misyonunu yerine getirmenin gururu ile yeniden hasta yatağına ve sonra da iş dünyasının labirentlerine döndü.
* * *
"Malûm" mafya şefi sayesinde öğrendik. "Saygın" iş adamı sadece Atatürkçülük misyonunu Cumhuriyet gazetesinin yönetimini belirlemekte kullanmakla yetinmiyormuş, rakiplerine olan 45 milyon dolarlık borcunu sildirmeyi de Atatürkçülüğüne krem sürdürmeden beceriyormuş.
E böylesine "saygın iş adamı" denmez de ne denir?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2022
29.01.2022
28.01.2022
18.01.2022
17.01.2022
3.01.2022
24.12.2021
13.12.2021
6.12.2021
4.12.2021