Ayşe Böhürler
Üzerine çok konuşulacak bir seçim döneminin ardından ne olup bittiğine dair daha kapsamlı analizler yapılması gerekiyor. Ancak gördüğüm kadarıyla yol gösteren analizler yerine ahkam kesmeler, “Ben dememiş miydim?” tarzı izahlar daha çok öne çıkıyor. Elbette bunların da uyarı mahiyetinde önemi var. Amma velakin suya gitmeden önce söylenmesi gerekenleri şimdi söylemek işe yaramaz. Şimdi ahlanmalar vahlanmalar değil, daha kalıcı ve daha bütüne bakan yorumlar yol gösterici olacaktır.
Elbette tas yere düşmeden çınlamaz. İstatistikler ve sayısal veriler bize bir resim gösterse de önemli olanın onun arkasındaki duygu durumunu fark etmek ve anlamak olduğuna inanıyorum. Bunun için de sosyolog ve özelikle psikologların, psikiyatristlerin çok daha doğru analizler yapacağına inanıyorum. Buna Mustafa Özel ve Fatma Barbarasoğlu’nun kulaklarını çınlatarak romancıları ve hikayecileri de ilave edebiliriz. Çünkü sayısal verilerin ortaya koyduğu davranış değişikliği hangi tutum ve beklentideki değişimi yansıtıyor bize, bunları söylecek insanlara ihtiyacımız var.
Elbette değişen seçmen kitle ve beklentilerini, onları tanıyarak anlamak önemliydi. Diğer taraftan çağın yaşadığı değişim; olaylara bakışı, değerleri, post truth bir profil, somut cemaatlerin yerini sanal cemaatlerin alması gibi bir çok etken de seçim kararlarında etkili oldu. Ekonomi önemliydi diyenlere katılsam da çok çok etkili olduğu kanaatinde değilim.
Ancak sonuçta oy davranışı bir tutumla ortaya çıkıyor, çeşitli saiklerle netleşiyor. Bu tutumu oluşturan sebepleri ise iletişim bilimi, sosyoloji ve psikoloji hatta sosyal psikolojide tanımlanmış gerçekler oluşturuyor. Yani yeniden keşfetmeye gerek yok. Üç aşağı beş yukarı her toplumda da aynı sebepler aynı sonuçları ortaya çıkarıyor. Bu nedenle şahsi yorumların ötesinde bilimsel doğruları birleştirerek meseleye bakmanın (kazanan ve kaybeden açısından) çok daha isabetli olacağına inanıyorum.
Bir iletişimci olarak elbette her seçimde en çok siyasi iletişim stratejileri dikkatimi çeker. Seçim sathı sonuçta bir sahnedir. Sahne dizaynı, oyuncular, kostümler, tiradlar, oyun stili, üslup, senaryo, ışıklar, oyunculuk gücü hepsi bir bütün olarak sahnede başarıyı ortaya çıkartır. Bir sahneyi başarılı kılan her şey seçim sathında da geçerlidir. Rahmteli Erol Olçok’un bence en büyük başarısı bu sahneyi tüm unsurlarıyla görebilmesiydi diye düşünürüm, Bütüne bakar, detayı bütünden ayrı düşünmezdi. Sahiciliğe o kadar da önem vermez, duyguya odaklanırdı. Elbete bunu araştırma verileriyle de perçinlerdi. Sayısal veriler duyguyu anlamaya götürme yolu açardı.
Rakip partiler ise bunu bir türlü başaramaz, sürekli yanlış yorumlarla yollarına devam ederler ve kaybederlerdi. Bir dönem… Hatta çok yakınlarda, hem de bir psikolog, Acar Baltaş’ın yazısında dahi benzer bir ifadeye rastlayınca çok şaşırmıştım. Seçmenin 17 yıl partiye verdiği desteği makarna ve kömüre endeksliyordu.
Bu tutum yaklaşık 11 seçimi kaybetmelerine sebep oldu. Suçu seçmen kitlede bulmak kitleyi hakir görüp onu duyup anlayacağınız kanalları kapatmak onlara hep yenilgi getirdi. AK Parti ise kulağını ve kalbini o kitleye verdi; duyup anlamaya çalıştı ve çok çalışıp kazandı.
Siyasi iletişimde seçmenin duygularını, bunların işaretlerini, kültürel kodları iyi okuyan ve mesajını doğru bir kanalla iletebilen kazanır. Mesaj, araç ve alıcı kitle… Bu üç unsurun her biri de aynı şekilde büyük önem taşır. İstanbul seçimini kazanan tarafın iletişim stratejisinde bu üç unsur çok iyi çalışılmıştı. Hedef kitlenin kültürel kodlarına uygun bir kampanya onlara başarı getirdi.
Seçim sonuçlarına ilişkin analizlerin bir başka boyutunda ideolojik yorumlar öne çıkıyor. Muhfazakarlar sekülerleşti, dindarlar muhafazakarlaştı ya da seküler milliyetçiler, Atatürk milliyetçileri filan gibi. Bu çerçeveler seçmen kitleyi tanımlamak açısından hem dar, hem yetersiz hem de gerçekçi değil. Iskaladığı pek çok şey var. Bence sonuçları anlamayı da giriftleştiriyor.
Seçmen kitleyi tanımlarken ideolojik gözlüklerin ötesinde ihtiyaçlar, beklentiler ve duygu durumu üzerine yoğunlaşmak daha isabetli olur inancındayım.
Bu nedenlerle İstanbul seçiminin daha çok sosyolog, sosyal psikolog ve psikologlar tarafından analiz edilmesinin kitlenin fikrinden ziyade duygusunu anlamaya çalışmanın daha isabetli olacağı kanatindeyim.
Bu seçimin kurucusu olduğum AK Parti’nin kaybettiği ilk seçim olmasından gurur duyduğumu söylemek isterim. Dile kolay 17 yıldır, yerelde genelde, her seçimi kazanmak az buz bir siyasi başarı değildir. İstanbul seçiminde oy düşüşünü üzüntüyle karşılasam da gelecek açısından bize yol gösterici olacağına inanıyorum. Bazen tökezlemek kendimizi yeniden toparlamaya vesile olur, azmimizi, gayretimizi güçlendirir. O nedenle etten evvel kazana düşenlerin istekleri elbette karşılık bulmayacak, Ak Parti hatalarından ders çıkarmayı bilecektir. Gerisi lafü güzaf deyip İstanbul’nun yeni başkanı Ekrem İmamoğlu’na bol şans diliyorum.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.05.2020
29.06.2019
13.04.2019
30.03.2019
9.02.2019
26.01.2019
19.01.2019
12.01.2019
5.02.2019
29.12.2018