Bekir AĞIRDIR
TESEV ve KONDA işbirliği ile gerçekleştirilen “Anayasa’ya dair tanım ve beklentiler” araştırması üzerine çokça tartışıldı.
Her yayın organı araştırmanın bütününden daha çok kendi siyasi pozisyonuna uygun gördüğü bir bulguyu başlığa çıkardı.
Medya araştırmayı gerçekleştiren kurumlar olarak TESEV ve KONDA’dan herhangi birisini yine kendi siyasi değerlendirmelerine göre öne koydu. Hatta bazıları ya KONDA’dan ya da TESEV’den hiç bahsetmedi bile.
Raporda uzun değerlendirme ve yorumlarımız olduğu halde çok az kişinin o yorumları okuduğu görülüyor. Yalnızca bulgu ve grafikler öne çıkarıldı. Sonra da ya araştırmanın yanlışlığı ya soruların yanlış sorulduğu ya da araştırmanın zamanlaması gibi söylemler çokça yer aldı.
Bu hatalar hem habercilik hem yorumculuk boyutunda da vardı. Bir kez daha gördük ki medya, haberciliğiyle siyasal kutuplaşmanın bir parçası, taşıyıcısı, çoğaltıcısı olarak gönüllü bir rol oynuyor. Benzer şekilde Kürt meselesine değen araştırma bulgularının veriliş ve öne çıkarılış tarzı da medyanın kutuplaşma kadar toplumsal ve siyasal yaşamdaki gerilimlerin çatışmacılığa dönüşmesinde de etkin bir rol oynuyor.
Araştırmaları reddetmek ya da araştırmalarla ülke yönetmek
Bu tür araştırmalar verili hale dair bulgu ve bilgi üretir. Yapılan şey tarihin bir anında toplumun nabzını ölçmek, algı ve beklentilerini anlamaya çalışmaktır. Bir fotoğraftır veya röntgendir ortaya çıkan.
Fotoğrafa bakıldıktan sonra iki şey sıkça yapılıyor: Ya fotoğrafı çekenin niyeti, kastı üzerine bir tartışma başlıyor ki genellikle fotoğrafı beğenmeyenler böyle davranıyor.
Ya da fotoğrafa bakanın kendi siyasi pozisyonuna göre bulguların bir kısmı doğru bir kısmı yanlış olarak değerlendiriliyor, sonra da yine kendi pozisyonunu teyit eden bulgular üzerinden bir münazara yapılıyor.
Bir başka yaklaşım olarak da toplumun bilgisiz, geri, kafası karışık olduğu sonucuna varılıyor.
Elbette birçok insan da fotoğrafı anlamaya, analiz etmeye, yorumlamaya çalışıyor.
Araştırmalarda toplumda hangi konularda bilgi eksikliği olduğu, hangi konularda henüz oluşmamış ve eksik kanaatler olduğu, yanlış imaj, algı ve beklentiler de ortaya çıkıyor.
Eğer toplumda yanlış algı ve kanaat var ise yanlışlık araştırmadan daha çok yanlış algının kaynağında.
Kaynak deyince de iki noktaya dikkat çekmek gerekiyor. Birincisi insanlığın binlerce yıllık birikiminin sonucu olarak oluşan evrensel standartlara kıyasla yanlışlık. Örneğin idam tartışmalarında veya kadına dair araştırmalarda sıkça başvurulan “biz böyleyiz” veya “toplum istiyor” argümanı doğru değil. Çünkü toplumun isteği veya tercihleri evrensel standartlara uymuyor demektir. Ya da Kürt meselesine dair araştırmalarda ortaya çıkan Türklerdeki sertliği veri kabul etmek ve buna göre politika üretmek doğru değil. Çünkü ne insanlığın birikimini dikkate alarak, ne vicdani ne de ahlaki olarak bu sertliği veri kabul etmek anlaşılır değil. Yapılması gereken bu yanlış algı ve tercihleri nasıl dönüştüreceğimize kafa yormaktır.
İkinci nokta da eğer sizin istediğinizden farklı bir algı ve kanaat varsa demek ki derdinizi, tezinizi doğru anlatamamışsınız demektir. Yapmanız gerek ne topluma ne de araştırmacıya kızmaktır. Yapmanız gereken sizce yanlış olan bu algıyı değiştirmek için politikalar üretmeniz gerekir.
Kısaca ne anketleri veya diğer bilimsel çalışmaları yok sayarak ne de her şeyi bu anketler üzerine kurarak ülke yönetilir, politika da yapılır.
Yarın devam edecek...
Yazarlar
-
Cihan Tuğalİran rejimi ve antiemperyalizm 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERBugünlerde aklıma hep Brezilya geliyor 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet Berkan‘Neden S-400’ler depoda’ sorusu neden yanlış soru 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçTürkiye'nin üniversite tarihi aynı zamanda 'tasfiyeler' tarihidir 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYANewroz Ateşinin Yoldaşı; Mücadele ve Barışın Sönmeyen Yıldızı Salih Müslim... 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğluİmamoğlu Davası ilk haftadan neyi gösterdi? 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolAdalete güven... 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALEkrem İmamoğlu davası tüm muhalefetin yargılandığı bir davadır… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUOrtadoğu savaşının göbeğinde… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAmerikan PDY’si 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuYangının ortasında… 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.03.2026
23.02.2026
16.02.2026
9.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025