Berrin Sönmez
"Bizim köklerimizde cinsiyet ayrımcılığı yoktur" sözlerini hayranlıkla alkışlayanların bin şu kadar yıl camiye giremeyen kadınları yok sayışı, ayrımcılığı yok etmiyor ama olsun, retorik etkili. Cami deyip geçmeyelim bu arada. Bugün kamusal alan dediğimiz bütün bir toplumsal hayatın işleyişini şekillendiren mekan geçmişin camisi.
Adalet ve eşitlik kavramlarını birbirinin muadili imiş gibi görüp gösterme çabasının altına gizlenen patriarkal hegemonyanın sürdürülmesi arzusu, hemen kendini ele veriyor. Biraz daha derine inildiğinde ise devlet-toplum-birey üçgenindeki baskıcı güç ilişkisinin sadece kadın bireyleri değil herkesi hedef alan otoriteryanizm açığa çıkıyor. Bunları her açıdan deneyimlediğimiz günlerde yaşarken sıralamakla bitmeyecek örnekler vermeye ihtiyaç yok gibi. Sadece 1 Mayıs’a Taksim, Cumartesi Anneleri’ne Galatasaray meydanlarının yasaklanışını hatırlamak bile yeter. En son pazar günü 25 Kasım yürüyüşünde kadınların İstiklal Caddesi’ni doldurmasından korkuluşuna şahit olduk. Polis barikatıyla gazlı saldırıyla devlet eşitlik kavramını, adalet(!) söylemiyle boğmaya çalıştı. Temeline eşitlik yerleşmediğinde kof laftan ibaret kalan, içi boşaltılmış, adalet söylemiyle.
Bu iki kavramdan birini diğerinin yerine ikame etme gayretinin altında biraz daha derinlere indiğimizde görülen kolektif duygu ve düşünce halini anlamlandırıp isimlendirmekse biraz daha zor. Kolektif duygu ve düşünceler diyorum çünkü Cumhurbaşkanından bakanlara, Kadın ve Demokrasi Derneği’nden (KADEM) Aile Platformu gibi diğer hükümet güdümlü oluşumlara (GONGO), psikiyatri profesöründen Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Dekanı’na ve Diyanet’ten irili ufaklı alimliği kendinden menkul hoca efendilere varıncaya kadar kopya söylemler uçuşuyor iktidar çevrelerinde. En çok kadın üzerinden yürütülen kampanyalarda vurgu hep adalete dair… Sorsan biri bile adalet kavramını açıklayamaz. Açıklayamaz çünkü insanlar arasındaki eşit olma hali dile getirilmeden tanımlanamaz bu kavram. İnsanlar arasındaki eşitlik ise kadın-erkek eşitliği tanınmadan söylendiğinde Ortaçağ Katolik öğretisinden bir adım öteye geçemez. Ama hepsi din adına konuşup İslami terminolojiyi kullanmakla gizler, Ortaçağ Hıristiyanlığı’na dair kadın algısını İslam’a yamadıklarını. Bu da bir bahsi diğer diyerek şimdilik bırakıp bu konudaki sosyo-klinik vakayı anlamaya çalışıyorum. Çalışırken de bir isim bulma zorluğu nedeniyle terim uydurduğum için de erbabından özür diliyorum.
Vaktiyle Ayhan Songar, “içtimaî aşağılık kompleksi” tanımını kullanırdı, Batı medeniyeti karşısında kendi kültürümüz adına eziklik hisseden bireyler için. Tabii o, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü’nün kurucusu ve aynı zamanda Türkiye sağının kanaat önderlerinden birisi olarak tanım getirmeye yetkin sayılmalı. Modern psikolojiyi ülkemize getirenlerden birisi ve entelektüel birikimi tartışılmaz, kültür ve medeniyet alanlarında yol gösterici insani değerlere sahip bir kişiydi. Şüphesiz itirazlara, tartışmaya reddedilmeye son derece açık şekilde ben de ondan mülhem sosyo-klinik vaka diyorum, toplumsal histeri nöbetine tutulmuşcasına kadın karşıtı söylemin her köşeden yükselişine. Özellikle de içtimaî aşağılık kompleksinin kolektifleşmiş halini anlatırken seçiyorum bu nev-zuhur terimi. Emperyalist Batı karşısında Müslüman coğrafyayı topyekûn savunma konumuna çeker siyasal İslam ve inkar politikası üretir. Bu ideolojinin az çok etkisinde kalmış herkeste gözlemleyebildiğimiz toptancı Batı tanımı ve külliyen karşı çıkışın sesi olan AKP yandaşlarının kadın karşıtlığında kendini gösterir bu inkarcı politika. Batı’ya dair ne varsa inkarın yanına kendine dair olduğuna inandığı idealize edilerek gerçekten soyutlanmış “geçmiş güzel günler” sevdası da bu politikaya dahil. Her alanda izini sürebileceğimiz bu kolektif duygu, düşünce hali kadın karşıtlığında billurlaşarak açığa çıkar.
Eşitlik yerine adaleti ikame etme isteği, Yeşilçam replikleri gibi “ayrı dünyaların insanı” olmaya dair tutkunun eseri. Böl ve yönet politikasını güçlendiren yerli ve milli iddiası ve tabii ki gayri millilik ithamı kadın versiyonu. Eşitlik kavramını, kadını metalaştıran bir ambalaj olarak sunma çabası da öyle. Toptancı bakışla isimlendirilen bir komple “Batı” sözü coğrafi, siyasi ayrımları görmezden geldiği gibi tarihi seyir içindeki farklılaşmaları da yok sayarak mesela cadı avı facialarını bugüne örnek kılabiliyor. Ancak Avrupa tarihinde, kadın karşıtlığının uç noktalarından birini oluşturan farklı, güçlü ve etkili kadınları cadı nitelemesiyle ölüme yollayan zihniyetin günümüzdeki izdüşümünü oluşturduğunun da farkında değil. O günün cadısı ile bugünün “tu-kaka” edilen feminist kadını arasında hiçbir fark yok aslında. Reddederken kopyalayan ama hayli geçmiş örnekleri kopyalayarak yerli ve milli adını takan bu politika kadınları da kendi arasında bölerek yönetme kolaylığı sağlıyor haliyle.
“Bizim köklerimizde cinsiyet ayrımcılığı yoktur” sözlerini hayranlıkla alkışlayanların bin şu kadar yıl camiye giremeyen kadınları yok sayışı, ayrımcılığı yok etmiyor ama olsun, retorik etkili. Cami deyip geçmeyelim bu arada. Bugün kamusal alan dediğimiz bütün bir toplumsal hayatın işleyişini şekillendiren mekan geçmişin camisi. Eğitim ve çalışma haklarının ihlali camiden kovulmayla başlamıştı. Kadın mahfili adı altında kuytu köşelerde o da sınırlı sayıdaki camide kadın varlığının görülmesi ise sosyal hakların kazanılmasına hizmet etmedi hiçbir zaman. Ama şimdi bazı büyük camilerde –ki çok değil birkaç tane- kadınlar mihrabı, minberi görebilecek kendisini kubbenin altında cami mimarisinin bütünlüğü içinde, cemaate dahil hissedebilecek kadın mahfillerine sahipler artık, denecektir. Ülkedeki cami sayısına kıyasla bu camilerin oranı ve bu camiler içinde nispeten iyileştirilmiş kadına ayrılan yerlerin fiziki ölçümü, hesaplasak yerel siyasetteki kadın varlığı gibi binde oranlarda çıkar. Karar mekanizmalarındaki kadın varlığı da öyle.
Meta denmesi, kadının metalaşmasından şikayet edilmesi ve bizde olmadığı söylemi de tuhaf. Yasaklanışı üzerinden daha iki yüz yıl bile geçmemiş cariye alım satımını unutması, tarihten ve kültürden cariye kavramını silmiyor. Hadi cariye büyük konaklarda toplumun sınırlı kesimindeydi diyelim başlık parası vakıası bu meyanda bir facia olarak hâlâ sürüyor maalesef. Ama olsun ülke içinde ötekileştirmenin aracı çarpıtarak dahi olsa diğer medeniyetlerle aramıza uçurum sokmaksa madem ve kolayca yönetmenin en emin yoluysa her şey mubah sayılıyor. Ekonomi-politikte parayı yöneten her şeyi yönetir der, doğrudur herhalde. Sosyo-klinik vaka ise kadını yöneten her şeyi yönetir anlayışına sahip görünüyor.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları


















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025