Berrin Sönmez
Ali Babacan ve ekibinin kurduğu yeni partinin Türkiye siyasetine katkısı ilk günlerden dikkate değer bir hacme ulaştı denilebilir. Hiç değilse Erdoğan’ın dilindeki değişime sebep oluşu, kayda değer bir katkı sayılabilir. Başlangıçta “ümmeti bölüyorlar” suçlamasını yöneltmişti hatırlanacağı gibi. Tek partilik, hatta sistem açısından daha isabetli bir söyleyişle, “tek kişilik ümmet tarifi” diyebileceğimiz bu suçlama sonradan değişti. DEVA Partisi’nin kuruluşunu ilan edip, parti programını basına ve kamuoyuna tanıttığı toplantıda, Ali Babacan’ın konuşmasıyla neredeyse eş zamanlı, Erdoğan da grup toplantısında konuşuyordu. Ve bu sefer “yeni kurulan partilerin, kendi partisine duyulan ihtiyacı gösterdiği” yönünde fikir beyan etti. Dolayısıyla bu partilerin hangi ihtiyaca binaen kurulduğunu anlama çabası kaçınılmaz. İlk olarak “niyet beyanı” tespitiyle, DEVA Partisi’ni, programında yer verdiği toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını esas alarak değerlendirmiştim Gazete Duvar haberinde. Şimdi bu niyet beyanının Türkiye siyasetindeki karşılığının peşine düşeceğim bu yazıyla. Ama öncelikle muhafazakarlık, muhafazakar düşünce ve değişim politikalarına dair fikirlerimi ifade etmek isterim, yazacaklarımı anlaşılır kılmak açısından.
Türkiye muhafazakârlığı, tarihteki en yüksek temsiliyet başarısına AKP’nin yürüttüğü kimlik siyasetiyle ulaşmıştı malum. Uzun iktidarı süresince AKP, başlangıçta iktidar olmak ve sonrasında iktidarını sürdürmek için kullanmaktan hiç vazgeçmedi, dini aidiyeti referans alan kimlik siyasetini. Geçmiş dönemin ve özellikle 28 Şubat süreci darbe politikalarının eseri olan toplumsal kutuplaşmayı, kendisi için avantaja dönüştürmesi, AKP iktidarının en büyük başarısı oldu. Başka bir söyleyişle siyasi atmosferde zaten var olan siyasal kamplardan birine yaslanarak hükümet etme şansı bulan Erdoğan, iktidarını sürdürme aracı olarak kullandı, kimlik siyasetini sürdürmeyi mümkün kılan kamplaşmayı. Yıllarca etkili olan, siyasi başarı kabul edilen politikalarıyla, bugün açıkça görülüyor ki gerçekte yaptığı iş karşısındaki kitleyi büyütüp, muhalif siyasi görüş ve tutumları bütünleştirmek oldu.
Yakın tarihin bu kesitinde beni en çok rahatsız eden gelişmelerden birisi muhafazakar yaşam tarzı ile politik muhafazakarlık arasındaki ayrımın belirsizleşmesi. Belli bir hayat tarzının belli bir siyasi görüşe karşılık geldiği şeklindeki kalıp yargının, düşünce dünyamıza egemen oluşu hiç kuşkusuz yürütülen kimlik siyasetiyle yakından ilişkili. Siyasal iklime kutuplaşma egemen olduğu için siyasal düşünce ikliminde toptancı ön kabullerin hüküm sürmesi şaşırtıcı değil. Bütün dindarların AKP gibi politik muhafazakarlığı siyasi tercih olarak seçmediği zaman içinde görünürlük kazandı. İlkin Gezi sürecinde görülür oldu, bazı dindarların hayat tarzı olarak muhafazakar yaşamı seçmesine rağmen ideolojik açıdan muhafazakar politikalardan uzak olduğu. Sonrasında 16 Nisan 2017 referandumuyla ayrım billurlaştı. Fakat toplum geneli hala kültürel muhafazakarlıkla ideolojik muhafazakarlık arasında ayrım gözetmiyor. Düşünce dünyamızın fakirliğinden, sığlığından kaynaklandığı belli olan bir topyekun dile dolama kolaycılığıyla mücadele, sanırım artık biraz daha zorlaşacak. Kültüre ve dine bağlı hayat tarzını, politik duruşla eş anlamlı değerlendirmenin yanlışlığını anlatmayı pek başaramamışken şimdi politik muhafazakarlığın kendi içindeki ayrımları anlayıp anlatmak hepten zor.
Erdoğan, kimlik siyasetiyle kutuplaşmayı beslerken muhaliflerini birleştirmişti. Denilebilir ki bu siyasetteki ısrarıyla içeriden de muhalif üretmeyi başardı. Statükocu tek parti yönetimlerinin muhalefetinin de kendi içinden çıkması şaşırtıcı değil ama muhafazakar siyasi düşüncenin ince ayırımlarla da olsa farklılaşmasına sık rastlanmıyor. Muhafazakar düşüncenin kendi içinde çeşitlenmesine yol açışı, Erdoğan’ın başarılarından. Gelecek Partisi ve DEVA Partisi elbette iktidar partisi içinde yaşanan kırgınlık ve küskünlüklerden tümüyle ari kabul edilemez. Ancak şahsi hesapların ötesine geçen düşünsel ayrımların varlığını da görmezden gelemeyiz. Ahmet Davutoğlu ve Gelecek Partisi, düşünsel açıdan büyük bir farklılaşmayı işaret etmese de politikanın uygulanışı açısından özellikle şeffaflık vurgularıyla kayda değer bir ayrım yaratma iddiasında. DEVA Partisi’yse sosyal politikalar yönünden büyük bir değişimin habercisi gibi. Her ikisi de politik muhafazakarlığı temsil eden partiler olarak iktidar partisinin muhafazakarlığına nispeten bir değişimin habercisi sayılabilir. AKP ve Erdoğan, bir süredir statüko bekçisi muhafazakar çizgiye oturmuş halde. Kendi kurdukları ucube sistemi koruma çabasıyla pekiştirilmiş katı muhafazakar ideolojiyi temsil ediyorlar. Ve bu düşünce dünyasından kopan iki parti, toplumsal ihtiyaçları gözeterek değişimin gerekliliğini yadsımayan bir muhafazakar ideoloji zemininde şekillenmiş gibi.
Politik muhafazakarlık olarak isimlendirdiğim ideoloji, stütüko muhafızı kesilmediği sürece, değişimi toptan ret etmez. Sadece değişimin keskin politikalarla toplumu sarsıcı etki yaratmadan yumuşak geçişlerle gerçekleştirilmesini ister. Usuletle ve suhuletle… Atilla İlhan’ın kaleminden Sadri Alışık’ın canlandırdığı Banazlı İsmail karakteriyle 1980’lerin Türkçesine güncellenmiş bu iki kelime, politik muhafazakarlığı tarif eder, özellikle DEVA Partisinin sosyal politikalarını anlamayı kolaylaştırır sanıyorum. Gerek parti programı ve tüzüğü gerekse başta Ali Babacan olmak üzere DEVA Partisinin politik görüşlerini açıklayan çeşitli isimlerin söylemleri, muhafazakar ideoloji hakkındaki bilimsel tezleri doğrular nitelikte. Muhafazakar Düşünce Dergisinde yayınlanmış olan Muhafazakâr Siyasi Düşünce Kavramı Üzerine başlıklı makaleden Hasan Hüseyin Akkaş’ın şu satırları yeteri kadar açıklayıcı:
“Muhafazakarlık, gelecek yönelimli ve değişimi esas alan tüm teorik çalışmalara, yasal dayanaklara ve toplumsal pratiklere temkinli yaklaşan ve hatta direnç gösteren bir düşünce olmaktadır. Örneğin toplumsal dinamikleri geçmiş ve gelecek arasındaki ortaklık (partnership) ile açıklayan muhafazakarlık, toplumdaki değişime direnç gösterirken, bazı durumlarda değişimin kaçınılmaz olabileceğini vurgulamaktadır.”
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda “toplumsal cinsiyet eşitliği temel ilkemiz” ifadesinin DEVA Partisi programında yer alışını, değişimin kaçınılmazlığını görmekle açıklamak mümkün. Parti teşkilatında ve programın bütününde, yönetim şemasında yer verilmeyişi nedeniyle hala niyet beyanından ibaret görüyorum. Ancak iktidarın ve diğer muhafazakar partilerin aksine toplumsal dinamiklerin toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesi yönündeki akışını yadsımadığını gösteren bir niyet beyanı oluşu dikkatlerden kaçmamalı. Kağıt üzerinde kalmış görünen ve gelecek tasavvuru çerçevesinde ele alındığı anlaşılan toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını telaffuz edip, yazıya dökmekten, programa yerleştirmekten çekinmeyişiyle bu parti diğer muhafazakar partiler içerisinde değişimin kaçınılmazlığını idrak etmesiyle fark yaratmış oluyor. İlk bakışta çok küçük bir fark gibi görülebilir ama AKP seçmeni açısından o kadar da küçük olmadığını söyleyebilirim.
İktidar partisi teşkilatlarında ve seçmen kitlesinde kadın politikalarından ve özellikle kadın karşıtı karalama kampanyalarından rahatsızlık duyanlar hiç az değil. Kadın hakları açısından eşitlik mücadelesi verirken adına eşitlik diyemeyişleri, radikal değişime mesafeleri, politik muhafazakârlıktan kaynaklanıyor. Ancak kadın kazanımlarından feragat etme niyetleri de yok. Hükümetten parti yönetimine ve parlamento temsiliyetine kadar kadın varlığının azlığından hoşnutsuzluk beyan edenler pek çok. Nicelik açısından rahatsızlık duyulduğu gibi mevcut kadın politikacıların, kadın karşıtı söylemelere sessizliği ve parti kararlarını etkileme gücünden yoksunluğu yani niteliği de şikayet konusu. Politik muhafazakarlığı bir siyasi düşünce biçimi olarak kabul etmiş kadınlar içinde de karalama kampanyalarının hedefindeki toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının kadın düşmanları tarafından çarpıtıldığını düşünenlerin sayısı giderek yükseliyor. Hem de karşıt kampanyaların artış hızıyla doğru orantılı biçimde iktidar partisi tabanında ve seçmen kitlesinde yer alan kadınlar toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını ilke edinmek gerektiği yönünde fikir geliştiriyor. DEVA Partisinin gözden kaçırmadığı ihtiyaç, toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarına kadınların duyduğu ihtiyaç diyebilirim. Hala niyet beyanı tespitimde ısrar etmeme rağmen bu küçük değişimin kıymetini görmezden gelmenin hata olacağını düşünüyorum. Eşitlikçi politikalar için küçük muhafazakâr politikalar için büyük bir adım…
Bu adım “iktidardan ve diğer muhafazakâr partilerden büyük bir lokma koparır mı?” şeklindeki temel soruya hemen “evet” cevabı vermek mümkün değil. İzleyip göreceğiz. Hem yeni partinin bu niyet beyanındaki kararlılığını hem de AKP’nin kadın politikalarındaki değişimi ve karalama kampanyalarına set çekip çekmeyeceğini izlemek gerekiyor. DEVA Partisi kurulmadan çok önce ama kurulacağı belirginleştikten çok sonra, 25 Kasım 2019 günü yapılan bir konuşmayı bu çerçevede hatırlatmadan geçemeyeceğim. Emine Erdoğan 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Gününde hem partili kadınların hem feministlerin takdirini toplayan bir konuşma yapmıştı. İstanbul Sözleşmesi, şiddet yasası (6284), yoksulluk nafakası karşıtlarına ve çocuk istismarına af taleplerine (TCK 103) cevap içeren bu konuşmanın zamanlaması, DEVA Partisinin programını incelediğimde hayli manidar geldi. Yıllardır bu konulara ilişkin hiçbir açıklama yapmayan Emine Erdoğan’ın son 25 Kasım konuşması, daha parti kurulmadan önce bile Ali Babacan ve ekibinin, iktidarın kadın politikaları üzerinde etki yaptığı, şeklinde yorumlanabilir. Ve bu yorum doğru çıkarsa DEVA Partisinin AKP seçmen kitlesinden cinsiyet eşitliği yanlısı politik muhafazakar kadınları yanına çekebileceğini düşünmek mümkün.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları



















































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025