Cihan Tuğal

Kızışan Ortadoğu ve Amerikan sağında ihtilaflar
30.08.2025
104

Saldırganlaşan Netanyahu, Gazze’yi toptan ele geçirme niyetini açıkça ifade etti. Bu noktaya giden iki ay içinde, İran krizi yaşandı. Marjorie Taylor Greene ve Steve Bannon gibi isimler, zaten eleştirmekte oldukları İsrail’i Gazze’de soykırım yapmakla suçlama noktasına geldiler.

Henüz nasıl sonuçlanacağı belli olmayan bu çatlakların on yıllık bir arka planı var: neo-muhafazakar (“neocon”) ideolojinin görünürdeki çöküşü ve “Önce Amerika” hareketinin buna bütünlüklü bir alternatif sunamaması.

Neoconlar, 2000’lerde iki büyük parti üzerinde de tam hakimiyet kurmuştu. Irak ve Afganistan işgallerinin kötü gitmesi neoconlara yönelik eleştirileri şiddetlendirdiyse de Biden’ın başkanlğı, neoconların Demokratik Partideki hakimiyetinin perçinlenmesi anlamına geliyordu.

2015’te eski bir Demokrat olan Trump’ın, Cumhuriyetçilerin antineocon adayı olarak yükselmesi kimsenin beklemediği bir gelişmeydi. Antiemperyalist eleştirileri aşırı sağ söylemlere eklemleyen Trump, tahminlerin aksine başkan seçilince Cumhuriyetçilerin neoconlardan koptuğu ilan edildi. Biden’ın başkanlığı döneminde, Cumhuriyetçi Parti ona tepki olarak iyice içe kapanmacı bir parti görüntüsü vermeye başladı.

Fakat Trump’ın 2023-2024 seçim kampanyası bu görüntüyle çelişen birçok veri sunuyor. Trump bir taraftan savaşları bitireceğini söylerken, diğer taraftan Grönland gibi bölgeleri ilhak etmekten bahsediyordu. Anaakım liberal medya görece neoconlara yakın, Trump’a karşı olduğu için bu çelişkileri çoğunlukla görmezden geldi. Örneğin Newsweek, Trump’ın önseçimlerde neocon adayları yenmesinin ardından neoconluğun tamamen bittiğini ilan etti.

Fakat sonraki haftalarda, çelişkiler biriktikçe birikti. Trump, Müslümanların toptan öldürülmesi gerektiğini söyleyen Pete Hegseth ile neocon kahraman Marco Rubio’yu kilit görevlere atayacağını duyurdu. Liberal basın yine de neoconluğun öldüğünde ısrar etti. Ortada bir çelişki yoktu çünkü aslında bu isimler eski çizgilerini terk edip Trumpçı olmuşlardı!

Trump yönetimi, birkaç aydır Ortadoğu’yu açıktan kızıştırıyor. Amerika Yemen’i bombaladı. İran’la savaşın eşiğine geldi. Trump, Suriye’de katliamcı bir rejimi destekliyor. İsrail’de durum malum. O halde, “Önce Amerika” hareketinin neoconluğu tarihe gömmüş olmasının ne anlamı var?

Sağın büyük bir bölümü, elbette Trump’ın savaşları bitireceğini düşünmüyordu. Ancak Amerika’nın ve İsrail’in giderek şiddetlenen savaşkanlığı, Bannon gibi “Önce Amerika” hareketini ciddiye alıyor görünen bir azınlığı rahatsız ediyor.

Yine de Bannon, Greene ve diğer gürültü yapanlar, gerçekten de alternatif bir hareket oluşturmuyor. Trump kadar tutarsız olmasalar da neoconlar kadar tutarlı bir dünya görüşleri ya da net olarak tanımlanmış kadroları yok.

Bannon ve Greene’in “soykırım” açıklamalarını, “Trump sonrasında Cumhuriyetçi Partiyi Önce Amerika rotasında sabitlemenin ön çalışmaları” olarak yorumlayanlar oldu. Evet, Bannon bunun hayallerini kuruyor olabilir ama, bu adımlar şu aşamada ciddi bir stratejik çalışmadan ziyade geçici taktik manevralardan ibaret.

Bu ihtilafların, geniş kamuoyu etkileri olmasa da bir kalkışma ya da darbe durumunda kilit öneme sahip olacak sağcı silahlı gruplar üzerinde kayda değer etkileri var. Söz konusu gruplar açıktan Yahudi düşmanı. Trump’ın İsrail taraftarlığı Amerika’ya bir ihanet onlara göre. Bizzat parti eliti içinde yaşanmaya başlayan rahatsızlıklar, bu grupları iyice celallendirdi.

İşin komiği, Trump’ı açıktan eleştiren bu grupların örgütlenmesi, normalde Demokratlara daha yakın olan ama giderek daha çok Trump’ın kontrolü altına giren FBI tarafından serbest bırakılmış durumda. Altın dönemlerini yaşıyorlar. 

Trump ve çevresindeki birçok aktörden hazzetmeyen silahlı grupların niye giderek daha serbest bırakıldıkları anlamak için, ekonomik tabloya da bakmalı.

Vadettiği istihdamı yaratamayan Trump, enflasyon yönetiminde de başarısız. Bugünlerde çareyi, rakamları açıklayan yetkilileri görevden almakta buluyor ama, seçmen eninde sonunda sayılara değil kendi hayatına bakacaktır. Ekonomiden dolayı kitle desteğini kaybetmesi kaçınılmaz olan rejim, baskıya başvurmak zorunda.

Tam da bu sırada Trump Washington DC polisini kontrolü altına alıyor, başkente Ulusal Muhafızları yığıyor. Sokak kızıştıkça, silahlı sağcı grupların da sola karşı birleşmeyi İsrail karşıtlığından daha çok önemseyeceklerini hesaplıyor olmalı.

Özetle, sağ içi ihtilaflar ciddi olsa bile somut adımları belirleyen, stratejik farklılıklar değil kısa vadeli hesaplar. Şimdilik.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar