Dr.Sivilay GENÇ

Türkiye’de hayvan hakları savunuculuğu deyince akla sokakta yaşayan kedi ve köpekler geliyor. Çünkü kediler ve köpekler insanların gözleri önünde yaşıyor. Bunu duymaktan kimse hoşlanmayacak ama kedilere ve köpeklere karşı duyulan bu hassasiyetin derinliğinde göz mıntıkasının temizliği var. Ya gözümüzün önünde olmayan hayvanlar.
Haksızlık etmeyelim. Kedi-köpek hakları dışında kurban bayramından bayramına da olsa akla gelen kurbanlık hayvanlar var. Hamburger, rosto, salam ya da acılı adananın ağaçta yetiştiğine dair kendisini ikna etmiş hayvan hakkı savunucularının ekseriyetle sahip olduğu islamafobikliğin bir tezahürü.
Ülkemizde hayvan hakları savunuculuğu Beyaz Adam Sorumluluğu (White man’s Burden) kapsamına giriyor. Bu da asabi, öfkeli, herkese had bildiren bir aktivizmin ortaya çıkmasına neden oluyor.
Yine hayvanseverler âleminde “havyan sevmeyen insan sevmez” gibi bir inanış var. Fiiliyatta ise hayvanseverlerin pek insan sevdiğine şahit olmadım. Hatta tüm insanları hayvan düşmanı, kendileri dışındaki hayvan hakkı savunucularını ise hayvan sömürücüsü olarak görüyorlar. Ayrıca hayvan haklarına sahip çıkmak için hayvan sevmek zorunda değiliz. Demokrasiyi sadece sevdiğimiz insanlar için istemediğimiz gibi.
Müslümanlar insanın eşref-i mahlûkat olduğuna inanır. Yani yaratılmışların en şereflisidir. İnsanlar bu sözle iftihar eder ve her şeyin sahibi olduğu çıkarımında bulunur. Hâlbuki dinler insanları övmek için değil had, izan, görev, ahlak bildirmek için vardır. Yaratılmışların en şereflisi olmak insanın omzuna tüm yaratılmışların sorumluluğunu yükler. Şeref, bu sorumluluğu yerine getirdiğimiz sürece devam eder.
“Biz Mevlanaların, Hacı Bektaşların, Ahmet Yesevilerin torunuyuz” diye başlayan sözler “Yaradılanı severiz yaratandan ötürü” diye devam eder. İnsanları dinî görüşünden, düşüncesinden, ırkından dolayı ayırmıyoruz mesajlarının vazgeçilmez tekerlemesidir. Hâlbuki yaratılan sadece insan değildir, ağaç, kuş, yılan, kaya, Jüpiter de yaratılmıştır.
Yol kenarlarında “Dikkat taş düşebilir!” gibi “Dikkat geyik çıkabilir!” tabelaları görürüz. Tabii tabelada geyik işareti olsa da aslında vahşi hayvanlar kastedilir. Bu uyarının amacı bizi ve arabamızı korumaktır. Geçtiğimiz yol geyiklerin, tavşanların memleketini bıçak gibi ikiye bölmüştür. Akrabaları birbirinden ayırmıştır. Otladıkları, avlandıkları alanlar karşı kıyıda kalmıştır. Bu duruma neden olan insan olmasına rağmen, yola atlayıp insan hayatını tehlikeye atan şuursuz taş muamelesi evsahibi hayvanlara düşmüştür. Hâlbuki tabela “Dikkat geyik bölgesinden geçiyorsunuz!” olmalı. Tıpkı okul önlerindeki çocuklu tabelalar gibi.
Vahşi dedim de aklıma geldi. İnsanlar tarafından ehlileştirilmemiş, kendi doğal ortamlarında yaşayan hayvanlara vahşi hayvan denir. Cinnet geçirip evinde karısını, çoluk çocuğunu katleden bir adamın ya da içkili araba kullandığı için otobüs durağına dalan bir sürücünün haberi “vahşet” olarak tanımlanır. Hangi vahşi hayvan böyle bir şey yapar?
Peki ya Yeşilçam filmlerinde Kadir İnanır kaç kere “Köpeeeek!” diye tokat atmıştır kötü adama? Kötü kadının kucağındaki süslü köpeğin kadının kötülüğünü katmerlemek için kullanıldığı kaç film izledik?
Neyse artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Hayvan Partisi kuruldu. İlk etkinliği olan “Köpek Konferansı” 24 mart cumartesi İstanbul Şehir Üniversitesi’nde gerçekleşiyor. “Hayvan barınağı”, “kısırlaştırma” kelimeleri kullanılmadan köpeklerin konuşulacağı ilk etkinlik. Daha fazla bilgi almak isterseniz adres: www.hayvanpartisi.org
-
Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon
Anabilim Dalı Başkanı, Ruh ve Sivil
Hastalıkları Mütehassısı
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.04.2013
18.04.2013
11.04.2013
28.03.2013
21.03.2013
14.03.2013
7.03.2013
28.02.2013
21.02.2013
14.02.2013