Erol KATIRCIOĞLU
Ne tuhaf bir ülkeyiz! MİT başkanlığı yapmış, PKK ile Oslo görüşmelerini organize etmiş, Dışişleri Bakanı olmuş biri ne günümüz ulus-devlet kavramını ve ne de Kürt meselesini anlamamış ya da içine sindirememiş görünüyor.
Dün yaptığı bir konuşmada diyor ki: “Bizim istediğimiz modern zamanların artık evrilerek getirdiği anayasal vatandaşlık formülünün bütün insanların lehine olacak şekilde; insanlar kendi kimliklerini, kültürlerini, inançlarını yaşarken aynı zamanda bir bayrağın altında vatandaşı oldukları ülkenin bütün menfaatinden, gücünden, refahından yararlanacakları ve katılımı da o şekilde yapacakları bir yapının defaatle denenmiştir ki istikrara, barışa, refaha daha uygun bir yapı olduğu ortada. Şimdi bu böyleyken ülkeyi siyasal entiteler bölmek, inanca göre, etnisiteye göre adacıklar oluşturmak bu bölünmeye davetiye çıkartmaktadır”.
Peki bu Dışışleri Bakanı bilmez mi “modern zamanların artık evrilerek getirdiği anayasal vatandaşlık formülünün en önemli koşulunun devletin tüm vatandaşlarına karşı nötr olması gerektiğini? Sen Suriye’de böyle bir devleti nasıl kuracaksın. Yahu bırakın Suriye’yi kendi ülkenizde yüz yıldır bir ulus devlet olduğu halde bir türlü devletin vatandaşlarına karşı nötr davranmasını sağlayabildiniz mi? Bırakın Kürtlere ve diğer farklı kimliklere nelerin yapıldığını, daha dün başörtüsüyle okullara ve çoğu kamu alanına başörtüsüyle girmeyi kim yasaklamıştı? Devlet değil miydi? Şimdi de aynı devletin hemen her şeyi İslamileştirmeye çalıştığını görmüyor muyuz?
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın entelektüel bir kişi olduğu söylenip duruyor. Peki ama nasıl bir entellüellik bu? Sayın Fidan günümüz ulus devletlerinin küreselleşmeyle birlikte kendi içlerindeki farklı kimlikleri harekete geçirdiğini, bunun da kimlikler arasında siyasi bir gerilime yol açtığını bilmiyor olabilir mi? Kaldı ki Suriye’nin toplum olarak farklı kimliklere sahip olduğunu ve bu nedenle de SDG’yi işaret ederek söylediği “Şimdi bu böyleyken ülkeyi siyasal entiteler bölmek, inanca göre, etnisiteye göre adacıklar oluşturmak bu bölünmeye davetiye çıkartmaktadır” sözlerinin saçma olduğunu.
Bunu Fidan bilmiyorsa geçmişin Colani’si şimdinin El-Şara’sı pekala biliyor. Şam’ı ele geçirdikleri günlerde ilk verdiği CNN röpörtajında Colani şöyle diyordu:
“Hiçbir kimse bir diğerini çizmeye hakkı yoktur. Bu gruplar bu bölgede yüzlerce yıl birlikte yaşadılar ve hiç kimsenin bir diğerini ortadan kaldırmak gibi bir hakkı olamaz. Bu nedenle de (Esad rejiminin yaptığı gibi tek bir grubun değil) herkesin hakkını korumak ve garanti altına almak için yasal bir çerçeve gerekiyor”.
El-Şara’nın hala aynı görüşte olmadığı çok açık. Bugün Kürtleri, Halep’de yaşadıkları mahallelerinden silah kullanarak ve ölümlerine neden olarak boşaltıyor. “Fırat’ın batısını boşaltın!” diyor. El-Şara kim? Bir Arap! Ona şimdi sormak lazım “Hani Suriye topraklarında “Hiçbir kimsenin bir diğerini çizmeye hakkı yoktu!”. Sen Arap olarak Kürtleri neden çizmeye çalışıyorsun? Ama anlaşılan bu röportajdan sonra köprünün altından çok sular geçti, fikir babaları ona artık hiçbir işe yaramadığı gün geçtikçe daha bir anlaşılır olan liberal “anayasal vatandaşlık” kavramına ikna etmiş.
Ama bizden söylemesi! İçinde yaşadığımız “modern toplumlarda” bireyler artık soyut “vatandaş” tanımıyla yetinmeyip kendi “kimlikleriyle” kendilerini tanımlıyorlar. Böyle olunca da demokrasinin “temsili” olma özelliği de bozuluyor. Dolayısıyla parlamento ortak bir “biz”in alanı olmaktan çıkıyor. Bu gelişmelerin de devletin bireylere karşı “nötr” olması halini, “ayırımcılık yapmaması” halini ve de tabii “anayasal vatandaşlık” kavramını da doğal olarak bozuyor.
Onun için Suriye topraklarına da Öcalan’ın “Demokratik Konfederalizm” önerisi en iyi ilaçtır. Ama anlayana!
Yazarlar
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025
2.12.2025
26.11.2025