Erol KATIRCIOĞLU
Demokrasi dediğimiz yönetim biçiminin de kendi içinde sayısız farklılıkları vardır. Eğer şu anda var olandan ideale doğru gidersek farklı demokrasi ve yönetim biçimleriyle karşılaşacağımız çok açık. Nitekim bundan ötürü de uluslararası kuruluşlar bir tasnif yapmışlar: “Tam demokrasiler”, “Kusurlu demokrasiler”, “Hibrit rejimler”, “Otoriter rejimler”.
Ülkemiz, tahmin edebileceğiniz gibi Hibrit rejimler içinde kabul edilir. Eğer merak ettiyseniz bu rejimler nasıl rejimlerdir diye hemen açıklayalım: “düzenli seçim sahtekarlıkları olan ve adil ve özgür demokrasi olmalarını engelleyen uluslardır. Bu uluslar genellikle siyasi muhalefet, bağımsız olmayan yargılar, yaygın yolsuzluk, medyaya uygulanan taciz ve baskı, güçsüz hukukun üstünlüğü ve az gelişmiş siyasi kültür alanlarındaki kusurlu demokrasilere göre daha belirgin hatalar uygulayan hükûmetlere sahiptir”. Sanki bizi tanımlamışlar gibi değil mi?
İnsan, “Biz neden bu kategorideyiz, neden daha kaliteli bir demokrasimiz yok?” diye düşünmeden edemiyor. Doğrusu bu soruyu soruyoruz ama demokrasilerin nasıl daha iyi olabileceğiyle ilgili de pek düşünmüyoruz. Her ne kadar bir yönetim biçimi olsa da demokrasiler, üzerinde yükseldikleri toplum yapısı tarafından biçimlenen üstyapı kurumlarıdır. Dolayısıyla toplumdaki güç dağılımın bir sonucu olduğu kadar o güç dağılımını da biçimlerler.
Böyle baktığımızda neden daha ileri bir demokrasimiz yok sorusunun bir cevabı ülkemizdeki güç dağılımının kendi içindeki ilişkilerinin böyle bir adım atmak için uygun olmadığı gerçeğinde yatıyor. Çünkü bir ülkede demokrasinin gelişmesi, ülkedeki “avantajlı” gruplarla “dezavantajlı” grupların aralarındaki dengeleri sarsar da ondan! Öyle ki daha ileri bir demokrasi “avantajlı” grupların etki ve imkanlarının azalmasına, “dezavantajlı” grupların ise önlerinin açılmasına neden olarak hem ekonomik ve hem de siyasal olarak güçlenmelerine neden olur.
Uzatmayalım! Çözüm komisyonuna gönderilen farklı partilerin Kürt sorunuyla ilgili raporları aslında neden ülkemizde daha ileri bir demokrasinin de var olmadığını kanıtlar gibi. Gerçekten de insan üzülüyor hala bu ülkede yaşayan 20-30 milyon civarındaki Kürt insanımızın duyarlılıklarını anlayamamış bir insan grubunun bizi yönetiyor oluşuna. Hele MHP’nin liderinin bugüne dek söylediklerine inat bu ülkede Kürt sorunu yoktur türünden tespitlerle sunulan MHP raporuna, ya da hala devlet çizgisinden vazgeçememiş, hak ve hukuk konularında topluma sırt çevirmiş AKP’ye ve tabii asıl kendini farklılaştırması gereken CHP’nin konuya “mesafeli” duruşuna, insan üzülüyor.
Yukarıda ifade ettiğim avantajlı dezavantajlı kesimlerin demokrasi ile ilişkili düşünceme referansla diyebilirim ki bu ülkede var olan siyasi partiler ve onların arkalarındaki egemen güçler arasında hala gerçek bir demokrasi talebi yok. Bu talep gerçek bir “dezavantajlı” grubun partisi olarak bir tek DEM partiden geliyor.
Peki CHP nerede? CHP, avantajlı grupların partisi mi yoksa mağdur edilmiş, başkanları hapislere konmuş ve hergün bir üyesinin ya da yöneticisinin içeriye alınmakla tehdit edildiği dezavantajlı grupların partisi mi? Verdiği raporun tutumu gibi bir ayağı “avantajlı” diğer ayağı ise “dezavantajlı” gruplar arasında renksiz, kokusuz ve soruna mesafeli bir rapor sunarak doğrusu en azından beni şaşırttı.
Meydanları dolduran ve seküler kesime ve onun partisi CHP’ye destek veren kalabalıkların en önemli özellikleri mevcut sistemin ve yönetimin “mağdurları” oluşlarıdır. Bu mağdurlarla birlikte Kürt olduklarından dolayı eşit vatandaş olarak görülmeyen Kürtlerin bu mağduriyetlerine sahip çıkmayan bir CHP’nin nasıl olacak da bize “Demokratikleşmeyi tüm Türkiye için genel bir reform paketi olarak” gördüğünü anlatacak?
Yok böyle bir şey! Açıkça yazalım. Eğer CHP ana muhalefet partisi olarak Türkiye’nin demokrasi çıtasını daha yükseğe taşımak gibi bir iddiaya sahipse, yalnızca kendi “mağdurlarının” değil, ülkedeki “tüm mağdurların” mağduriyetlerini kendi kapsama alanına alan bir siyaset üretmesi lazımdır. Kurucu parti iddiası da bunu gerektirir. Çünkü gerçekten de bu ülkenin, bu demokrasinin ve bu ulus devletin yeniden kurulması gerekiyor. Cumhuriyeti kuran güçlerle birlikte Cumhuriyetin kuruluşuna destek vermiş bir halkın en azından 100 yıl geçmiş olsa da onurlandırılması gerekiyor.
Kardeş olmak da bu anlama gelmez mi?
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025