Erol KATIRCIOĞLU
Her ne kadar öyle görünüyorsa da “Kürt sorunu” Türkiye için bir “beka sorunu” değil, iktidarın eğer demokratik seçimler yapılacaksa Kürtler nedeniyle kaybedeceği korkusudur. Yani konu Türkiye’nin Ali-menfaatleriyle değil bir avuç siyasi ve ekonomik elitin korkularıyla ilgilidir.
İçinde bulunduğumuz “demokrasi” anlayışı doğrudan seçimlere odaklanmış, iddiası öyle olsa bile toplumla doğrudan değil “temsilciler” aracılığıyla ilişkilenen bir yönetim biçimi haline gelmiş durumda. Bu nedenle de artık “Nasıl bir demokrasi?” sorusu ciddi bir konu haline gelmiştir.
Bugün her ülkenin “zenginler kulübünü” temsil eden yapısı ile ve Trump gibi tuhaf liderler ve inanılmaz servetlere sahip teknoloji baronları çıkarıyor olması ile demokrasinin büyüsünün kaybolduğu “dünyanın zenginler kulüplerinin liderlerini” toplayan Davos’taki konuşmalara bile yansımış durumda.
Bütün bu nedenlerle Rojava deneyimi “Nasıl bir demokrasi?” sorusunu cevaplamaya çalışan alternatif bir demokrasi deneyimiydi. Fikriyatını Öcalan’ın oluşturduğu demokratik bir yerel yönetim modeli olarak varlığını sürdürdü taa ki Suriye’nin IŞİD’den bozma ortaçağ kafalı birilerinin ABD, İsrail ve Türkiye’nin destekleriyle sonlandırana kadar. (Doğrusu Rojava’da tam olarak neler olduğunu bilmiyorum. Umarım varolmaya devam eder).
Rojava’nın varolan ve adına hala “demokrasi” dediğimiz yönetim biçimine karşı meydan okuyan varlığı çoğu ülkeyi tedirgin ediyordu. Tamam! Bu modelin tartışılması gereken bir çok yanı vardı kuşkusuz. Tıpkı Arjantin’de ve Brezilya’da denenmiş olan “kooperatif” modellerinde olduğu gibi. Ama bir arayış olarak bile Rojava çok önemli bir girişimdi. Umarım öyle olmaya da devam eder.
Demek istediğim bugünün dünyasında demokrasiler toplumların “avantajlılarına” hizmet eden “dezavantajlılarıyla” da kavga eden bir yapıya dönüşmüş durumda. Bu nedenle de demokrasi idealine uygun gelişmeler onlar için rahatsız edici gelişmeler olarak görülüyor. Örneğin, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, meslek odaları gibi girişimler toplumun “avantajlı” iktidar elitlerini hep rahatsız eden girişimlerdir.
İşte tam da bu nedenle Kürtlerin varlığı ve demokrasiyi ilerletmek yönündeki talepleri Türkiye’nin avantajlı iktidar elitlerini rahatsız ediyor. Çünkü Kürtlerin demokratik talepleri, mevcut sistemde, tıpkı diğer demokratik sivil toplum kuruluşlarının, sendikalar ve meslek odalarının talepleri gibi bir işlev görüyor. Bu da iktidarın Kürtler konusundaki tavrını büyük ölçüde açıklayan bir durum.
Ama toplumların nasıl evrimleşeceği büyük ölçüde hangi siyasi görüşlerin rıza üretmede daha başarılı olacağına bağlıdır. Bu da demokratik bir ülkede yaşamak isteyen herkesin önümüzdeki günlerde, Kürtlerin varlığıyla ilgili kötü söz söyleyenlere inat, onların tıpkı kendimizin içinde olduğu demokrasi mücadelesinin bir parçası olduklarını hatırlayarak davranması ülkenin bu tuhaf “demokrasiden” kurtulmasını sağlayacak değerli bir yaklaşım olacaktır.
Yazarlar
-
Eser KARAKAŞİfade özgürlüğü özünde bir iktisadi etkinlik konusudur ve Ahududu Oscar’ları 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİKavramların anlamı onların kelime anlamı değildir 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞNELER YAZILMAZ, NELER KONUŞULMAZ? 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTam yarım trilyon lira… Bilanço korkunç! 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanBu fotoğraf da İslam ülkelerini utandırmayacaksa 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciAK Parti zekasının ‘bakım-onarım’ gideri 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRİran'da kaos: Otoriter yönetimlerin ürettiği krizler yeni bir kırılma dönemine işaret ediyor 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezKüresel Sistemdeki Yerimiz 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKSavaş, Kürtler ve olası senaryolar 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENABD İran’a saldırırken Çin’i sıkıştırıyor 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNStratejik hezimetler seti 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySavaşın jeoekonomisi: Sermaye mantığı ile jeopolitik mantık çelişirse ne olur? 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaşmak güzel de… 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUVahşet çağında safiyane düşünceler… 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolTarihçiliğimizde İlber Ortaylı 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet Berkan‘Neden S-400’ler depoda’ sorusu neden yanlış soru 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERBugünlerde aklıma hep Brezilya geliyor 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYANewroz Ateşinin Yoldaşı; Mücadele ve Barışın Sönmeyen Yıldızı Salih Müslim... 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğluİmamoğlu Davası ilk haftadan neyi gösterdi? 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUOrtadoğu savaşının göbeğinde… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçTürkiye'nin üniversite tarihi aynı zamanda 'tasfiyeler' tarihidir 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALEkrem İmamoğlu davası tüm muhalefetin yargılandığı bir davadır… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan Tuğalİran rejimi ve antiemperyalizm 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAmerikan PDY’si 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuYangının ortasında… 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
18.02.2026
28.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025