Erol KATIRCIOĞLU
Piyasadan bir malı aldığınızda o maldan memnun kalmamışsanız önünüze iki seçenek çıkar. Ya o malı bir daha almazsınız ya da o malı satan firmanın yönetimine bir mektup yazarak (ya da bizzat giderek) memnuniyetsizliğinizi dile getirirsiniz. Birinci davranışta o piyasadan “çıkmış” olursunuz (yani firma sizi belki de sonsuza kadar kaybetmiş olur), ikinci davranışta ise firmayı yaptığı bu yanlıştan dönmesi için uyarmış olursunuz.
1970’lerde Amerikalı iktisatçı Albert O. Hirschman, bu iki olasılığı kavramlaştırarak kapitalist piyasa mekanizması konusunda bir tartışma başlatmıştı. Exit, Voice and Loyalty (Çıkış, İtiraz ve Sadakat olarak çevrilebilir) adındaki bu kitapta Hirschman “çıkış” mekanizmasının daha çok Amerikan tarzı bir piyasa ekonomisine, “itiraz” mekanizmasının ise daha çok Avrupa tarzı bir piyasa ekonomisine denk düştüğünü yazar. Yani birinde (çıkış), memnuniyetsiz tüketicilerin bir daha dönmemek üzere o firmanın malını almamasının yaratacağı disipline edici bir mekanizma olarak çalıştığının, diğerinde (itirazda) ise tüketicinin firmayı uyararak yanlıştan dönmesini sağlamasının disipline edici ama daha yumuşak biçimde çalışan bir mekanizma olduğunun altını çizer. Ürüne ya da firmaya olan “sadakatin” ise “çıkış” seçeneği üzerinde bir fren etkisi yaratarak bu seçeneğin sertliğini yumuşatan bir etki ürettiğine dikkati çeker.
Siyasette de benzer bir tasnif mümkün
Tabii Hirschman’ın açtığı bu tartışmayı illaki piyasa mekanizmalarını yorumlarken kullanmak zorunda değiliz. Bu kavramlarla siyaset alanının niteliğini de tartışmak mümkün.
Örneğin bir ülkede insanlar mevcut yönetimden memnun değillerse karşılarında nasıl imkânlar vardır diye sorarsak, cevabını da, Hirschman’ın tartıştığı çerçevede, ya o ülkeden çekip gitmek (çıkış) ya da çeşitli protesto imkânlarını kullanarak o yönetimin değişmesini talep etmek (itiraz) olarak verebiliriz. Ülkeye olan “sadakatin” ise çekip gitme biçimindeki bir davranışı caydıran, dolayısıyla da insanı yumuşak davranmaya davet eden bir etki üreteceği de ortada.
Türkiye’de durum nasıl?
Ama doğrusu ben Türkiye’yi düşündüğümde, Türkiye’deki ekonomik ve siyasi alanı düşündüğümde, Hirschman’ın açtığı bu tartışmanın yeterince açıklayıcı olmadığını hissediyorum. Çünkü bu toprakların kurulu sistemlerinde “çıkış”ın da “itiraz”ın da çok önemli olmadığını, çıkmak istediğiniz de çıkamadığınız, itiraz etmek istediğinizde itiraz edemediğiniz bir sistemler dünyasının daha yaygın olduğunu düşünüyorum.
Bu söylediklerimin ekonomide ve siyasetteki izdüşümlerinin ise bu alanlarda varolan güç dağılımının çok eşitsiz olmasıyla ilgisi var. Ekonomide de siyasette de “güç”ün az sayıda kişi tarafından kullanılarak çok sayıdaki kişinin hayatını belirliyor olması ya da tersten ifade edersek toplumda“adem-i merkezileşme”nin yeterince gelişmemiş olması mevcut sistemlerimizin de ana sorunu.
Bu tartışmayı bağlayacağım iki konu var. Bunlardan biri “başkanlık sistemi” konusu. Benim bu konu üzerinde düşünmemiz gerekir dememin nedeninin ne Başbakan’la ve ne de Kürt sorunuyla doğrudan ilgisi var. Benim dikkate getirmek istediğim konu, bu denli “adem-i merkezileşme” sorunu yaşayan sistemlerle “başkanlık sisteminin” yan yana yürümesinin zor olduğu konusu. Tabii bunun da hem Başbakan’la ve hem de Kürt sorunuyla ilgisi olduğu açık.
İkinci olarak, sokak protestolarına eğilimli olmayan ve fakat neredeyse konan bütün kuralları çiğneyerek yaşayan bu toplumun bu özelliği ile “çıkmak istendiğinde çıkılamayan, itiraz edilmek istendiğinde itiraz edilemeyen” bir sisteme sahip olmamız arasında yakın ilişkiye, yaniprotestonun sessiz biçimiyle varolan demokrasimizin niteliği arasındaki ilişkiye dikkat çekmek.
Bu iki konunun da ülkenin demokrasi ihtiyacı önündeki en önemli engeller olduğunu düşünüyorum. O nedenle de demokrasinin her alanda yaygınlaştırılması anayasa yapım sürecinin devam ettiği bu günlerin en önemli konuları olması gerekir bence.
Ünlü Fransız düşünür Derrida demokrasiye, “demokrasi” yerine “gelmekte olan demokrasi”demeyi uygun görmüştü. Yani henüz gelmemiş ve belki de hiçbir zaman gelmeyecek ve fakat her zaman gelmesi için mücadele edilmesi gereken bir yönetim biçimi olarak.
Önümüzdeki mücadelenin şifresi de Derrida’nın bu kavramında gizli değil mi?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025