Erol KATIRCIOĞLU
Bugün siyasette de medyada da inanılmaz bir çatışma yaşanıyor. Bir zamanlar aynı cenahtaki insanlar birbirlerine en ağır hakaretleri yaparak, akla hayale gelmesi zor senaryolar yazarak birbirlerini suçluyorlar. Sanki ellerinde iddia edilen suçlarla ilgili bilgi ve belge varmışçasına birbirlerine saldırıyorlar. Bu arada bu kavganın tarafları ile değil de toplumla konuşmaya çalışan kimilerini ise ya cemaat yanında yer almakla ya da “steril bir siyaset” yapmakla suçluyorlar. Daha dün yargının arkasında durup, cemaatin yargı ve polise sızmış olduğunu söyleyen kimilerine yıldırımlar yağdıranlar bugün aynı yargının cemaatin elinde olduğundan yakınarak yargıdaki haksız ve hukuksuz estirilen fırtınalara destek oluyorlar.
O günlerde cemaate işaret eden Ahmet Şık, Nedim Şener ve Hanefi Avcı’nın tutuklanmalarında yargıya toz kondurmayanlara “Yahu durun, bu yargı ne zaman doğru karar verdi de bugün yargının arkasında duruyorsunuz” dendiğinde de yine aynı biçimde siz cemaatten yana davranıyorsunuz ya da “Siz steril bir siyaset yapıyorsunuz” diyerek suçladılar.
Bu tuhaf durumu siyasi ortamımızın cilvesi kabul edip “Eh ne yapalım siyaset!” diyerek geçiştirebiliriz. Ama doğrusu yaşadığımız bu olay bence böyle kolay açıklanabilir bir olay değil.
Tuhaflığı anlamak için şöyle bir durum düşünelim: Varsayalım ki önümüzdeki günlerde birileri, kimliklerini bilmediğimiz bazı kişilerin konuşma ve görüşmelerine ait görüntü ve ses kayıtlarını internette yayınlıyor. Yine varsayalım ki bu görüşmeler bugün “cemaatin” yaptığı söylenen ve “darbe” kelimesiyle ifade edilen bir çok eylemin aslında “cemaat” tarafından değil de bu, adlarını bilmediğimiz ve fakat “derin” bir yapılanmanın unsurları olduğunu anladığımız bazı kişilerce yapılmış.
Bu durumda ne olacaktır?
Tıpkı dün hükümetin desteğini de arkasına almış yargının, yargı ve poliste cemaatin etkin olduğunu söyleyen kişileri tutuklayıp hapse attığında yapılan yanlış, bugün de cemaate karşı yapılmış olmayacak mıdır? Meğerse biz yanlış yere bakıyormuşuz asıl sorunu yaratan bu “derin devlet” unsurlarıymış cemaat değilmiş demek durumunda kalmış olmayacaklar mıdır?
Bırakalım Başbakan’ın cemaatle ilgili söylediklerini nasıl geri alacağını, ya da bırakalım cemaatin “gizli” bir biçimde çalışıyor olmasının kimileri üzerinde yol açtığı maliyetleri nasıl ödeyeceğini, (ya da Fethullah Gülen’in “bedduasını” nasıl açıklayacağını), bizim bu savaşta her şeyi göze alarak karşı tarafa yıldırımlar yağdıran kalem erbabının durumu ne olacaktır? “Ah yanlışlık oldu, kusura bakmayın!”mı diyeceklerdir?
Elinde hiçbir kanıtı olmayan, hiçbir özel bilgiye erişemeyen ve fakat yine de bu tartışmada hükümetin yanında yer alanlarla, gün bu gündür diyerek duydukları nefretle hükümete karşı tavır alanlar arasındaki savaşın neferleri nasıl bir ruh halinin neferleri olarak adlandırılacaklardır dersiniz?
Tabii bu benimkisi bir senaryo. Ama gerçek olması halinde ülkedeki siyasetin yapılış biçiminden, siyasetçilerin ve kalem erbabının aldıkları siyasi pozisyonların ne ölçüde fanatikleştiğine dair bir çok olguyu yeterince açık biçimde ortaya koymuyor mu? İşte benim “kimlik siyaseti” diyerek eleştirmeye çalıştığım siyaset bu siyaset. Bizim düşündüğümüzden başka tür düşünenlere hayat hakkı yoktur diyen, kol kırılsa da yen içinde kalması gerekir diyen bir siyaset. Seçim sandığından çıktığı halde demokratik olmayan, olamayan bir siyaset.
Bu siyaset tarzından hala sıkılmadınız mı?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025