Erol KATIRCIOĞLU
Başbakan Erdoğan, “Türkçe Olimpiyatları”nın kapanış konuşmasında, “Kardeşlerim, gurbet hasrettir. Hasretin bedeli çok ağırdır, faturası çok ağırdır. Biz, gurbette olup, şu vatan topraklarının hasreti içerisinde olanları aramızda görmek istiyoruz” demiş. Kimi ya da kimleri “aramızda görmek” istediğini söylememiş ama herkes anlamış. Cümlenin arkasından gelen büyük tezahürat da zaten bunu göstermiş.
“Aramızda görmek” istenen kişi kimilerinin “Hocaefendi” demeyi tercih ettiği ve bir zamandan beri Amerika’da yaşayan, daha doğrusu yaşamak zorunda bırakılan Fethullah Gülen.
Tuhaf bir ülkeyiz velhasıl. Hâlâ sembollerin, işaretlerin, manaların, ikili konuşmaların, rivayetlerin siyasette de etkili olduğu tuhaf bir ülke. Bu nedenle de bütün Batılılaşma inadımıza rağmen bizim “Doğu”ya ait olmamızın da bence nedeni bu.
Bu, “Doğu” “Batı” farkını en güzel anlatan cümleleri şimdi artık oldukça eskimiş bir filimde duymuştum. 1982’de Peter Weir’in The Year of Living Dangerously adlı C.J. Koch’nun aynı adlı romanından sahneye aktardığı; Endonezya’da Başkan Sukarno’ya karşı girişilen darbeyi konu alan filmin bir sahnesinde, bir yerel gazeteciyle (Linda Hunt) bir Avustralyalı gazeteci (Mel Gibson) arasında geçiyordu.Yerel gazeteci, bir tür Hacivat-Karagöz perdesinin önünde, mealen şöyle diyordu Batılı gazeteciye,: “Sizler (Batılılar) hep bu perdede gördüklerinizle ilgilisiniz, oysa biz Endonezyalılar (yani Doğulular) perdede gördüklerimizin ardındaki ellerin kimlerin olduğuyla... Aramızdaki fark da sanırım bu.”
Bir toplumun “sosyolojisi” böyle olunca, yani semboller, işaretler, manalar, ikili konuşmalar hâlâ insanlar arasındaki ilişkilerde etkiliyse, bunların o toplumun “siyasetinin” içinde de olmaması mümkün değil. Nitekim Başbakan’ın “gurbetteki kişi” dediğinde ülkedeki oldukça geniş bir kesimin Fethullah Gülen’i anlaması da, jenerik bir isim olsa bile “cemaat” denince “Gülen Cemaati”nin akla gelmesi de bundan.
MİT müsteşarının mahkemeye çağrılması olmasaydı Adalet ve Kalkınma Partisi’nin içinde “cemaat” adı verilen bir başka “güç odağının” olduğunu kaç kişi biliyor olacaktı dersiniz? Bilenler biliyordu kuşkusuz ama toplumun önemli bir kesiminin de bundan haberi yoktu. Nitekim bu olayla birlikte siyasette bir “cemaat”tir aldı gitti. Hemen herkes “cemaat” ve hükümet arasındaki gerilimlerden, güç mücadelelerinden söz eder oldu. Anlaşılan Başbakan’ın konuşması da bu “mücadeleye” son vermek içindi.
Doğrusu bir toplumda “cemaatlerin” olması beni rahatsız eden bir konu değil. Ama “cemaatlerin” “cemaatçi” davranmaları ve hele de devlet ve siyaset içinde güçlü olmaları bana doğru gelmiyor. Mesela bu tartışmada neredeyse genel bir bilgi olarak ifade edilen “Cemaat’in” özellikle yargı ve polis içinde güçlü olduğu gözlemini ele alalım. Yargı ve polis içinde güçlü olan bir cemaatin çeşitli konularda hükümetle ayrı düşmesinin ne türden sorunlara yol açabileceğini düşünmeye başlayalım. Mesela KCK davası gibi anlamı ve yararı şüpheli bir davanın ve takip eden soruşturmaların bu “ayrı” düşmenin bir sonucu olması olasılığı az bir olasılık mıdır? Bunun anlamı ise birçok insanın, belediye başkanlarının ve bu arada Büşra Ersanlı’nın suçlu olmadıkları hâlde devlet içindeki güç çatışması nedeniyle tutuklanmış ve özgürlüklerinin ellerinden alınmış olması değil midir?
O zaman sade suya tirit açıklamalarla geçiştirilecek bir konu değil bu “cemaat” meselesi. Doğu ve Batı arasında nerede olduğumuzu da gösterecek bir mesele. Nasıl gelişeceğini de hep birlikte göreceğiz.
***
Bu arada ülkenin siyasi alanında, bir süreden beri var olan ve fakat ayrı kulvarlarda yürüyen iki siyasi partinin birlikte yürüme kararı alıyor olması her şeye rağmen sevindirici. Eşitlik ve Demokrasi Partisi ile Yeşiller Partisi’nin cumartesi günü (bugün), saat 11:00’de Taksim Hill Otel’de düzenleyecekleri basın toplantısıyla bu konuda ortak bir açıklama yapacaklar. Ülkedeki düzende yalnızca insan çevremizin değil aynı zamanda ekolojimizin de tehdit altında olduğu fikrinden yola çıkan bu iki parti ve bu iki partiyle birlikte davranan kişi ve kuruluşların ortak bir eşitlik, özgürlük, adalet ve vicdan hareketi olarak biraraya gelmeleri sevindirici ve umut verici. Hayırlı olsun!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025