Erol KATIRCIOĞLU
Demokrasiyi sadece sandığa gitmek olarak anlayan bir siyasal kültürümüz var. Demokrasinin bir toplumun birlikte yaşama halinin yönetilebilmesi için insanlığın bulduğu en etkin yollardan biri olmasının ötesinde, demokrasinin bir ortak yaşam anlayışı ima ettiğini çoğu zaman atlayan bir siyasi kültür bu.
O nedenle de demokrasiye geçtiğimiz yani siyasi partilerin seçimlerle işbaşına gelmesi kararını verdiğimiz yılların en önemli partilerinden biri (Demokrat Parti) halkın “demokrasi” teriminin yabancılığını aşabilmesi için, içini daha da boşaltarak “demokrasi”ye “demir kırat” demeyi uygun bulmuştu. “Demir”in gücü “Kırat”ın da efsanevi çağrışımlarının demokrasiyle bir ilgisi yoktu olmasına ama yine de “Altı ok”un yanında daha sempatik gelmişti topluma.
O yıllardan bu yıllara çok gitmedik aslında. Demokrasinin anlamı bugün hâlâ birçok siyasetçimiz için “seçimlerle” sınırlı. Ülkede serbest seçimler yapılıyor mu öyleyse ülkemiz demokratik bir ülkedir demek, diyebilmek bizim siyasetçilerimizin hemen çoğunda varolan temel bir anlayış. O nedenle demokrasi bahsinde gidecek epey yolumuzun olduğu ortada.
Allahtan Kürt sorunu var da bu düzeyin üzerinde bir arayış çabası anlamlı oluyor. Bu ifade de nereden çıktı demeyin. Gerçekten de bu toplumda Kürtlerin kimlik mücadeleleri olmasa Türklerin varolanı değiştirmek gibi bir dertleri olmayacak sanki. Bugün yeni anayasa arayışları aslında Kürt sorunun varlığının bizi getirdiği bir nokta. Demiyorum başka sorunlar yoktu diye, aksine eski anayasayla bu toplumu yönetmek imkânsızlaşmaya başlamıştı zaten. Ama yine de temel itici gücün Kürt sorunu ve onun etrafındaki sorunlar olduğunu unutmamak gerek.
Yeni anayasanın yeni Türkiye insanları eski Türkiyelilerden farklı olacak. Farklı olacak çünkü Kürtlerin kimlik mücadeleleri uzun bir zamandan beri Türklerin de kendilerini sorgulamaya yöneltti ve onları değiştirdi. Sonuçta Türkler de başka bir Türkiye özlemi içindeler.
O nedenle de Türkiye’nin demokratikleşmesini büyük ölçüde Kürt siyasetine borçlu olduğunu söylememi abartılı bulmayın sakın. Çünkü öyle anlaşılıyor ki Kürt sorunu, hepimize, farklılıklarımızla birlikte nasıl yaşayabiliriz sorusunu sordurttuğu için böyle bir öneme sahip.
Şimdi artık bir tür konsolidasyon zamanı bence. Neyin konsolide edileceği ise açık. Türkiye denilen bu toprakların çok sayıda farklılığı barındıran insanlığının konsolidasyonu. Belki de ilk defa birbirlerine dokunarak ve birbirlerini anlamaya çalışarak yeni bir toplum olmak için yapılacak bir konsolidasyon.
Neden olmasın?
Bakmayın siyasetçilerin bazılarına! Onların demokrasisi “demir” “kırat” demokrasisi. Ama geniş çoğunluğun özlemi ise özgürlükçü bir demokrasi. Sahiden ve gerçekten kendisinin de içinde kendini hissedebileceği bir demokrasi.
Biliyorum ki varolan güvensizlikleri aşmak kolay değil. Tarih bu! Biriktirmiş. Ama eğer Türklerle, Kürtler ve diğerleri gerçek bir konsolidasyon yaratacaklarsa bu, demokrasinin sınırlarının, içeriğinin ve zihniyetinin değişmesi ve genişlemesiyle mümkün olacak. Yani ucundan tutmamız gereken demokrasidir. Demokrasiyi “demir”den ve “kırat”lıktan çıkarabildiğimiz ölçüde güvensizliği aşmanın köşe taşlarını da döşemiş olacağız.
Eğer sokaklarda, meydanlarda, caddelerde yürürken, havada bir özgürlük kokusu alabiliyorsak orada gerçek bir demokrasi var demektir.
Gerçek bir demokrasi varsa gerçek bir kardeşlik de var demektir…
[email protected]
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- “Anayasal vatandaşlık” mı dediniz?
22.01.2026 - Hakan Fidan’ın anlamadığı
20.01.2026 - İki ‘dost’: Trump ve Erdoğan
11.01.2026 - Kapitalizmin yeni yüzü
6.01.2026 - Kürtlerin muhatabı CHP! Hala anlaşılmadı mı?
4.01.2026 - Çözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir
30.12.2025 - Raporlar ve demokrasimiz
23.12.2025 - Solun bölünmüşlüğü ve Öcalan
18.12.2025 - Öcalan’ın mektubu üzerine bazı gözlemler
13.12.2025 - Kıvılcımlı ve Öcalan üzerine
9.12.2025
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Eyüp GÜLTOPLAYAN
Ak Partinin Şark kurnazlığı "Midyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak" deyimini doğru çıkaaracak gibi gözüküyor. Batılıları kandıralım derken % 50lik oranı sanırım oldukça düşürecek. "Kıldıkları namaz, ürküttükleri kurbağaya değmeyecek."