Erol KATIRCIOĞLU
Son yazıma bir okuyucumdan demokrasi konusunda kafa karıştırdığıma ilişkin bir eleştiri geldi. Demokrasi, “Demokratik Demokrasi” ve “Otoriter Demokrasi” diye ikiye ayrılır mı? Otoriter Demokrasi oksimoron değil midir?” diye.
Yalnızca bir hafta içinde siyasi alanda başta iktidar partisi olmak üzere çeşitli siyasetçilerin günümüz sorunlarına ilişkin sözlerini duydukça bu okuyucumun da bu sözleri benim gibi duymuş olacağı umuduyla bir cevap yazmak bile gereksiz diye düşünmüştüm. Ama yine de “anlaşılmayan” ve “kafa karıştıran” sözleri ben söylemiş olduğuma göre düşündüklerimi biraz daha açmam gerek.
Demokrasi kavramı birçok kavram gibi kavramı kullanan toplumun “zihniyet dünyasına” göre anlam kazanır. Zihniyet dünyaları bizim gibi “ataerkil” olan toplumlarda demokrasinin ima ettiği bütün düzenekler benimsenmiş olsa bile bu mekanizmaların uygulanışı da insanların hayatlarındaki karşılıkları da bu ataerkil dünya görüşünün etkilerini taşır.
Çok uzatmaya da gerek yok bakın partiler sisteminin ki bu sistem de demokrasi sisteminin bir alt-sistemidir nasıl çalıştığına ne demek istediğim de kolayca anlaşılır. Bizi parlamentoda “temsil” edecek kişileri bize sormadan seçen siyasi “liderlerin” olduğu bir demokrasinin “otoriter” bir demokrasi olarak adlandırılması normal değil midir?
Ya da demokratik sistemin “kuvvetler ayrılığı” prensibinin nasıl uygulandığına bakalım. Mesela, bizdeki “yasama”, “yönetimin” belirlediği bir olgu değil midir? Yönetim dediğimiz “hükümet” olduğuna göre yani Meclis’teki milletvekillerinin kim olacağına karar veren erk “hükümet”i kuran erk olduğuna göre, Meclis’te çoğunlukta olan bir yönetimin yasama üzerinde belirleyici gücü olacağı açık değil midir?
Ya da alın “yargı”yı. Atama süreçlerinde “hükümet”in ya da “yasama”nın büyük ölçüde etki edebildiği bir “yargı” “hükümetin” etkisinin çok uzağında oluşabilir mi? Kısacası “yasamanın” “yönetimin” büyük ölçüde kontrolünde olduğu “yargının” da her ikisi tarafından biçimlendiği bir sistemin “demokratik”oluşundan söz etmemiz mümkün müdür? Hele hele bu ilişkilerin hepsinin üzerine bir siyasi lider olarak“başbakan”ı oturttuğunuzda elde edeceğiniz “yönetim” biçiminin “otoriter” olacağı da yeterince açık değil mi?
Bunları da geçtim bizdeki “demokrasi”nin ataerkil bir zihniyet içinde oluşmuş “otoriter” bir demokrasi olduğunu söylüyor olmamın Batı’daki demokrasileri ölçü almamla da bir ilgisi yok. Her ne kadar oralarda “liberal” ya da “sosyal demokrat” zihniyet dünyalarının biçimlediği demokrasiler bizdekine göre biraz daha toplumun taleplerini parlamentoya taşımak bakımından daha etkili olabilirler ama oralardaki demokrasiler de bugünün toplumsal çeşitlenmelerini kucaklayan demokrasiler değiller. O nedenle de benim anlamlı bulduğum günümüz demokrasilerinin “demokrat” bir zihniyet dünyası içinde gelişmiş “katılımcı” bir demokrasi olmaları. Onun da yakın bir olasılık olmadığı ortada.
Aslında bunları yazarken aklımda benim çocukluğumun geçtiği Kuruçeşme’deki Arena adı verilen konser mekânında yeni bir otelin kurulacağı haberi vardı. Bu haberin önemi o sahil boyunda çocukluğu geçmiş biri olmamın yanısıra benim duyduğum toplumu hiçe sayan ve üstelik de çoğumuzun “demokratik” bulduğu bir kamusal alan ihlalinin sonuncusu olması.
Demokrasinin günümüz toplumlarındaki çeşitlilikleri yansıtma yeteneğinin giderek azaldığı bir dünyada hemen her konuda siyasi erkin ya da siyasi erkle birleşmiş sermaye gücünün topluma danışmadan, toplumun düşünce ve beklentilerini anlamadan karar veriyor oluşu “otoriter demokrasi” örneklerinden en sonuncusu ve en vurucularından biri değil mi?
Bence Boğaz’ın sahilleri “kamunun”, yani “bizlerin” sahilleridir. Tarihimizde çeşitli nedenlerle bu araziler üzerinde “özel mülkiyet” oluşmuşsa da günümüzde yenilerinin oluşması önlenmelidir. Giderek kalabalıklaşan İstanbul’un her iki yakasının da çirkin ve yanına yaklaşılamaz lokantalarla doldurulmasının toplumun boğazını nasıl sıktığını bir İstanbullu olarak Recep Tayyip Erdoğan’ın bilmemesi mümkün değil.
Günümüzün demokrasilerinde her şeyin ortada olmuş olması onun yanlış olmadığını göstermez.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025