Eser KARAKAŞ
Aşağıya DEM Parti heyetinin İmralı ziyareti sonrası yaptığı açıklamayı basından “kes-kopyala” yaparak siz okurlara aktarıyorum. Bu açıklamadan sonra da konuya ilişkin görüşlerimi, neden yazıma “Öcalan 70’lerde mi kalmış?” gibi bir başlığı tercih ettiğimi açıklamak istiyorum.
***
“DEM Parti İmralı Heyeti, pazartesi günü ziyaret ettiği PKK lideri Abdullah Öcalan’ın mesajını aktardı. Öcalan, “Kürt olgusunun tüm boyutlarıyla Cumhuriyetin yasallığına dahil edilmesi ve bunun için güçlü bir geçiş süreci temel alınmalıdır” dedi. DEM Parti İmralı Heyeti, pazartesi günü İmralı’da gerçekleştirdiği PKK lideri Abdullah Öcalan ziyaretine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada üç saat süren görüşmenin olumlu geçtiği belirtilirken, Öcalan’ın ‘sağlığı ve moralinin oldukça güçlü olduğu’ aktarıldı. DEM Parti İmralı Heyeti’nin yazılı açıklaması şöyle: 3 Kasım 2025 tarihinde İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan ile yaklaşık üç saat süren son derece olumlu bir görüşme gerçekleştirdik. Sağlığı ve morali oldukça güçlüydü. Görüşmemizde özetle şu değerlendirmeleri yaptı:İçinde bulunduğumuz süreci ilerletebilmek, tarihi ve sosyolojiyi daha fazla ciddiye almayı gerektiriyor. Türk-Kürt ilişkisinin bin yıllık iki sütun olarak bugüne geldiğinin tespit edilmesi önemlidir. Bu sütunların görülmesi, anlaşılması ve onarılması suretiyle birlikteliğin güçlendirilmesi gerekir.Çizgiler çekerek değil, güncel sorunlarımızı da kapsayacak bir ufuk oluşturarak hareket etmeliyiz. Sınırlı şartlarda tarihi bir mesele için ciddi bir çaba sarf ediyoruz. Yıkıcı ve negatif değil, pozitif bir aşamayı geliştirmeye çalışıyoruz. Kürt olgusunun tüm boyutlarıyla Cumhuriyetin yasallığına dahil edilmesi ve bunun için güçlü bir geçiş süreci temel alınmalıdır. Bütünsel bir olgu olarak yasallığa geçiş, Demokratik Cumhuriyetin hukuksal temellerini sağlamlaştıracaktır. Bugün dönemsel olarak eşiğinde olduğumuz demokratik entegrasyon imkanı hem yerellik hem evrenselliktir. Pozitif aşamaya geçebilmek için bu süreçte herkesin hassasiyet, ciddiyet ve sorumluluk bilinciyle hareket etmesi hayati önemdedir.
Saygılarımızla.”
***
Gelelim bendenizin bu konuya ilişkin naçiz görüşlerine. Türk ya da Kürt gibi bir etnisite (özel alan) olgusunun Cumhuriyet gibi hukuk temelli bir olgunun (kamusal alan) esasına dahil edilmesi meselesine.
Yıllardır savunduğum görüş bana vatandaşlık hukukunun objektif bir amir hükmü gibi geliyor. Bu görüş, idare şekli cumhuriyet ya da değil demokratik hukuk devletlerinin kimliğini belirleyen anayasalarında, tüm hukuk mevzuatı içinde, bu devletlerin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde bir etnisiteye, bir inanca ait tüm sıfatlardan, göndermelerden özenle kaçınmasına dayanır. Bu alanları devletin özgürleştirme, güvenli kılma gibi pozitif bir mükellefiyetinin olduğu özel alanlardır. Kamusal alanın konusu olan, hukuk metinlerinde Türklüğe ilişkin tüm göndermeleri tek tek ayıklamak, başka etnisite göndermelerine gitme yanlışına da düşmemek gerekiyor.
Türklüğü Kürtlükten önce yazıyorum, bunun nedeni protokoler bir öncelik asla değil, özel alanlarında kendini etno-kültürel olarak Türk diye tanımlayanların demografik sayısal büyüklüğünün kendini etno-kültürel alanında Kürt diye tanımlayanlardan epey fazla olması; bu taksonomiye, metodik sıralama, tüm etno-kültürel aidiyetleri de dahil etmek şart doğal olarak.
Ancak, bu etno-kültürel aidiyetlerin sıfatlarının birer kamusal alan belgesi olan anayasalarda, yasalarda, başka hukuksal belgelerde kesinlikle yer almaması da gerekiyor. Maalesef bizde de zurnanın tam da zırt dediği yer burası: Hafızam yanıltmıyor ise merhum Çetin Altan’dan duymuştum; “hukuk sıfat kaldırmaz” diyordu. Bu çok önemli, yol gösterici değerlendirmedir.
Senelerce Kürt siyasi hareket(ler)inden duyduk “bu Cumhuriyeti biz Türklerle beraber kurduk, Anayasada Kürt kimliğine gönderme yapılmasını zorunlu görüyoruz” değerlendirmesini.
Hayır sevgili Kürt arkadaşlar, bu Cumhuriyeti bir dönem bu topraklarda yaşayan insanlar beraber kurdular. Evet bu insanların bir bölümünün Türk etno-kültürel aidiyetinin Anayasada kalın harflerle altının çizilmiş olması, mesela Anayasa Madde 66’da (Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür) ne kadar yanlışsa, “Cumhuriyeti Türkler ve Kürtler beraber kurduk” ibaresini Anayasaya koymak da o kadar yanlıştır. Ve iki yanlış bir doğru etmez. Kürt kimliğinin Anayasada yazmasını talep etmeyelim, Türk göndermesinin Anayasadan çıkarılmasını talep edelim. Daha hakkaniyetli bir yol olur sanki bu. Mesela, Çanakkale’deki askeri mezarlıkları ziyaret ettiğinizde mezar taşlarına ay-yıldız konmuş ve yaşasalardı soyadları “yan” biten çok sayıda asker mezarı göreceksiniz. Bu askerlerin hatırasına sanki daha uygun olur; “Cumhuriyeti Türkler ve Kürtler beraber kurdu” dememek.
Öcalan mesajında “tarih ve sosyolojiyi daha ciddiye almalıyız” diyor. Çok haklıdır, tarih ve sosyolojiyi ciddiye almamak mümkün müdür ama mesele tarihi ve sosyolojiyi ciddiye alıp almamak değil, bir hukuk metni oluştururken tarihi ve sosyolojik göndermeler yapmaktır. Bu yol açıldı mı işin nerelere gideceğini kimse kestiremez. Bu tarih ve sosyoloji meselesinde de bir metin öneriyorum, Albert Camus’nün 10 Aralık 1957 Nobel Edebiyat ödülü Nobel konuşması, mükemmel bir metindir bu konuda.
Bilemiyorum başlıkta neden “Öcalan 70’lerde mi kalmış?” derken neyi murad ettiğimi anlatabildim mi?
Anayasaları hamasetten temizlemek, sadece ve sadece hukuka emanet etmek bu kadar mı zor?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
18.12.2025
8.12.2025
1.12.2025
26.11.2025