Eser KARAKAŞ
16 Nisan’da referanduma sunulacak olan anayasa değişikliğine bir yurttaş olarak iki temel itirazım var.
Başka çok sayıda minör itirazım da mevcut ama ben bu iki temel itiraz konumu öne çıkarmak istiyorum.
Birincisine bugün, ikincisine ise, temel öncelik tercihi konusuna ise Salı günü (21 Şubat) değinmek istiyorum.
İlk itiraz konum aslında başlığa taşıdığım soruya ilişkin: Türkiye tipi başkanlık sistemi olur mu?
Bu sisteme, sırf MHP seçmenine daha az sevimsiz gözükmek için, Cumhurbaşkanlığı sistemi denmesi anlamsızlığına hiç girmeyeceğim bile.
Aslında, Türkiye tipi başkanlık sistemi neden olmasın?
ABD türü bir başkanlık anayasası, İngiltere türü bir anayasasızlık sistemi, Fransa türü bir yarı başkanlık anayasa türü mevcut ise, kağıt üzerinde Türkiye tipi bir Cumhurbaşkanlığı sistemi tahayyül edilebilir.
Ancak, şunu hiç ama hiç unutmamak gerekiyor: ABD anayasası yaklaşık 230 senede, konan, kaldırılan eklerle, doğrular ve yanlışlar görülerek bugünkü olgunluğuna geldi.
Keza, İngiltere türü bir yazılı anayasasızlık sistemi de dört asırlık bir parlamento mücadelesinin, bir deneme, ayıklama sisteminin ürünü.
Fransa da Beşinci Cumhuriyet anayasasına 1789’dan günümüze böyle gelmiş.
Bizde ise, birileri, bu modellerin özünü atarak, işlerine geldiği tür bir yeni sistem denemek istiyor.
AKP’li Prof. Burhan Kuzu’nun “Zavallı Obama” dediği konu, mesela Federal Mahkeme yargıçlarının atanmasında Senato’nun onayının gerekmesi konusu muhtemelen ABD’nin o muhteşem, bugünlerde örneklerini görüyoruz, yargı bağımsızlığı başarısının temel öğesi.
Birileri başkanlık sisteminin başarısında ABD’yi örnek gösterecek ama bu konuyu, Yüksek Mahkeme yargıçlarının atanma sistemini bizde olduğu gibi çok alaturka hale getirecek, bu durumu, itiraf edeyim, siyaseten çok etik dışı buluyorum.
Başarılı sistemlerin kendi iç işleyiş mantığı vardır, bu sistemi bir yerden bozarsanız, tüm sistem teklemeye başlar.
Türkiye’de getirilmek istenen sistemi, mühendislik dizaynı, hiç zannetmiyorum ama, mükemmel dahi olsa, deneme sürüşü yapılmayan bir arabanın piyasaya sürülmesi gibi algılıyorum.
16 Nisan 2017 Pazar günü “evet” oyu kullanacak yurttaşlara küçük ama çok önemli bulduğum bir soru yöneltmek isterim: Hiç deneme sürüşü yapılmamış bir yeni arabaya, dizaynı çok iyi (!) dahi olsa, çoluğunuzu, çocuğunuzu bindirip otoyolda beş yüz kilometre yolculuğa çıkar mısınız?
Birileri de bana “her yeni sistem bu sorunları yaşamıştır” diye yanıt verebilir ama bendeniz vatandaşların, ülkenin bu konuda kobay yerine konmasından çok mutlu değilim doğrusu.
Bu satırların yazarı, vatandaş olarak, yönetim sistemleri içinde, parlamenter sistemden yana ama tüm kurum ve kurallarıyla işleyecek bir başkanlık sistemine de karşı değil.
Başka bir ifade ile de, entegre model olarak, başkanlık, yarı başkanlık ya da parlamenter sistemleri eş-meşru olarak görüyor, siyasi tercihi parlamenter sistem.
Meşru göremediğim, deneme sürüşü yapılmamış bir arabayla seksen milyon vatandaşın otoyollarda hız yapmaya zorlanması.
Arzuladığım sistem geçmişteki hatalarından arındırılmış, başarılı dünya örnekleriyle kurumsal olarak bezenmiş bir parlamenter rejim.
Bunu denemek, yapmak yerine, bir ihtiras uğruna büyük bir maceraya atılıyoruz.
Böylece, Salı (21 Şubat) günkü yazımın da konusuna yaklaşmış oluyoruz: Öncelik tercihi konusu.
Türkiye 1982’den beri bir anayasa değişikliğini konuşuyor.
Yapılması gereken değişiklik, öncelikler bunlar mı idi?
AKP’li esti tanıdıklar büyük bir pişkinlikle bu konuya girmek bile istemiyorlar.
Evren Anayasasının kabulünden günümüze milli görüşçülerin, AKP’lilerin tek derdi başkanlık sistemi mi idi?
İdeolojisiz anayasa, Genelkurmay’ın MSB’ye bağlanması, anayasal vatandaşlık, demokratik laiklik gibi konuları AKP’liler neden ve nasıl unuttular?
Neden bütün bir tartışma saçma bir yönetim meselesine kilitlendi?
Salıya bu konunun detaylarına gireceğim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
18.12.2025
8.12.2025
1.12.2025
26.11.2025