Eyüphan KAYA
Bir sorunu araştırmak, ilgili paydaşlarıyla görüşüp doğru bir tespitte bulunmak ve sorunun çözümü için bir reçete ortaya koymak medeni insana yakışan erdemli bir davranıştır.
Uzun süre Türk aydınları televizyon ekranlarında Kürt sorununu aralarında tartıştılar ama arpaboyu yol alınamadı, ne zaman ki Kürtler bu tartışmaların bir paydaşı oldular işte o zaman bir şeyler ortaya koyuldu çözüm için ufak tefek de olsa iyileştirmeler oldu.
Şimdi buna benzer bir tartışma daha yaşanıyor“Koruculuk kaldırılsın” ne kadar basit bir slogan değil mi? Asıl olan Korucuları dinlemek onların bu süreçten beklentilerini değerlendirmek iken yine vatandaş kendi kendine konuşuyor.
Bu meselede iki kavram üzerinde duruluyor devlet ve korucu cenahı yahu bu sürecin üçüncü bir aktörü daha yok muydu? ama ona toz kondurmuyorlar gel de bu tür çalışmaların iyi niyetine… inan arkadaş bana pek inandırıcı gelmiyor.
Diyorlar ki madem devlettir vatandaşın güvenliğini sağlakla yükümlüdür bu yarı sivil güvenlik güçlerine ne gerek var? Devlet olduğunu kim söylüyor, devlet dediğin bir karakoldu; arada bir dedelerimizi, babalarımızı işkence eden, göz dağı veren birer zulum aracından öte gitmiyordu. Kim karakol komutanına bir vesileyle kendini beğendirmişse karakol onun arkasındaydı. Onun için eski günlere gönderme yaparak devlet kavramını lütfen kirletmeyelim, böyle devlet olur mu? Öz geçmişi bırak, öz geleceğe bak, Kürtçe’de bir ifade var “Bavé te suvara küşt peya küşt çu” yani olan olmuştur, bundan geride kalan sıkıntıları nasıl temizliyebiliriz ona bakalım.
Prof.Dr.Mehmet Altan hoş bir ifade kullandı “Bir karanlıktan gelip diğer bir karanlığa giyiyoruz, birileri diyor ki bu ara süreçte kendin gibi yaşamaya hakkın yok, benim istediğim gibi yaşayacaksın” işte mesele budur, devlet bu zulume artık tamam mı? Devam mı? Diyecek asıl sorun burada biz vatandaşlar olarak, bu süreç bize bir rahatlama getirecek derken bir de bakıyoruz ki yeni yeni “kalekollar” yapılıyor, kurucular alınıyor işte bu ürkütücüdür.
70 bini aşkın korucular olduğuna göre bu barış sürecinde muıhakkak bunların sorununa bigane kalamayız. Eğer silahsızlanma olacaksa bu korucuları da ikna edici bir rehabilitasyondan geçirerek silahsızlandırıp, hayata katkı vercek tarzda kamuda görevlendirmek icab eder. Yok eğer PKK kanadını silahsızlandırmazsanız korucuları silahsızlandırmak PKK’ye yem olarak vermek anlamına geliyor ki bu yeni bir facianın başlangıcı demektir.
Bu süreci tüm paydaşlarıyla ele almak gerekir. Kanaatim o ki, PKK bunu sözüm ona bazı insan hakları örgütlerinden daha iyi kavramış. Bu sene bazı yağcı yardakçı kimseler bir korucuyu alıp PKK’ye teslim ediyorlar PKK sorumlusu diyor ki -bir daha böyle iş güzarlık yapmayın bir barış süreci var Korucular da bu sürecin bir parçasıdır. İşte izan işte düşünce fakat kimi insan hakları diye geçinen örgütler hala Koruculara selam verelim mi? Vermeyelim mi? Sorusuna net bir cevap bile vermiş değiller.
Yani sivil Toplum Kuruluşlarımız çok zayıf ve halkla selamlaşmaktan çekiniyorlar. Şimdi soruyorum eğer insan hakları örgütleri bir milyon duyarlı varandaşlarımızı Ankara’da toplaya bilseydi Roboski katliamı şimdiye kadar üstü kapalı kalır mıydı? Bu etkinliğe baktım sürenin %50’sini Diyarbakır mazlumderden bir hanım efendi konuştu o da çoğunlukla kimi korucuların hatalarını dile getirdi. Diğer %50’side konuklara verildi, Dr.Nesrin Hanım da Mehmet Bey de kayda değer bir katkıyla panele zenginlik kattılar, katılımcılara da konuk manken mi? maket mi nasıl desem… Derdimizi bize dinlettiler işte.
Ne demişler siz nasılsanız öyle idare edilirsiniz. Ben bazen sesli düşünüyorum diye insanlar benden şikayet ediyor. Ne yapalım kardeşim bizde işler ağır aksak gidiyor söylenmezsek de kahr olacağız dolayısıyla sırası geldilçe kendimizi yazılı ya da sözlü ifde etmeye çalışyoruz, bu yazıyı da böyle bir gereklilik olarak kabul ederseniz sevinirim.
Vesselam.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Vatandaşımı Yardıma Muhtaç Etme, Ey Devlet!
16.03.2020 - Bana Hizmetkar Başkan lazım!
26.08.2019 - Darü’l islam’ı ziyaret ettiniz mi
20.08.2019 - Meclise Hür Bir Vekil Gönderin
17.06.2018 - Ne hesabı ne hali?
17.04.2018 - İslam’ın neyini güncelleyelim Reisim?
11.03.2018 - Muhtar deyip geçme!
25.10.2017 - Bedelli askerlik vacip oldu galiba!
16.10.2017 - Komisyondan hayırlı haberler bekliyoruz
- Kitap Kafe projesi
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Ro$ev sîtav
Bu yazinin içerigi biraz, Gülen-Erdogan çati$masi gibi.. Demek ki, din, kitap..vs vs, hepsi iktidar ve fikir farkliligidir, diger degerlendirmeler, sadece o dönemde de yapildigi gibi, birer kandirmadan ibarettir..