Fehmi KORU
Bir yazıdan hareketle doğru bilinen yanlışlar ya da çakma bilgi çöplüğü olan ülkemiz…
29.07.2018
1654
Yazı şöyle başlıyor:
“CIA eski direktörü Graham Fuller, İslamsız Dünya kitabında diyor ki,
‘ABD’nin dünya hâkimiyeti önündeki tek engel Sünni Müslümanlardır.
Vahhabilerle ortak çalışıyoruz, Şiileri kullanıyoruz.
Sünni iktidarın yıkılması, Sünniliğin kalesi olan Türkiye’nin yıkılması ile mümkündür.”
Araya *** konulmuş, uzun yazının girişinin hemen devamında da şu satırları okuyoruz:
“Bilmediğimiz bir şey değil…
İngilizler, Osmanlıyı bunlarla parçaladı.
Ve asırlardır, Sünni Anadolu Müslümanlarıyla savaşları hiç azalmadı.
Osmanlıdan sonra, Kur’ân-ı kerim, Hadis-i şerif ve ilmihal kitaplarını okumak devlet eliyle yasaklandı (!)
Âlimler darağacına çekildi…
Ezan-ı şerif, zorla Türkçe okutulmaya başladı.
Sonra bu yasaklar kırıldı…
Ama oyun ve tuzakların ardı arkası gelmedi.”
Aslı astarı olmayan ifşaat
Vay canına.
Vaktiyle ‘CIA direktörlüğü’ yapmış biri bu denli açık sözlü olacak ve büyük bir planı hiç lafını eğip bükmeden bu açıklıkla kendisi deşifre edecek…
Ne kadar heyecanlandığımı tahmin edemezsiniz.
‘İslamsız Dünya’ kitabının bende İngilizcesi var, e-kitap olarak… Okurken farkına varmadığım bu ifşaatın kitabın kaçıncı sayfasında yer aldığını öğrenmem o yüzden kolay…
Ancak aa o ne, o iki cümlede yer alan belirli sözcükleri defalarca aratmam bir sonuç vermiyor… Kitabın İngilizcesinde öyle iki cümle bulunmuyor…
E, ne yapabilirim?
Bu defa kitabın Türkçesine başvuruyorum, yine bir e-kitap olarak…
Onda da yok böyle bir ifşaat.
Yok. Sadece bu açıklıkla değil, üstü kapalı bile yok buna benzer ifadeler…
İşin aslı, kendisinden söz edilen ansiklopedi maddelerinde Fuller için ‘CIA direktörü’ sıfatı da kullanılmıyor. Kabil’de (Afganistan) yaptığı istasyon şefliği CIA’de aktif en yüksek makamı. Bir de CIA içerisindeki ‘Ulusal İstihbarat Konseyi’ adlı birimin başkan yardımcısı imiş eskiden…
Fuller Türkçe de bilen, Türkiye’de ve Türkçe konuşulan coğrafyanın bazı ülkelerinde de görev yapmış bir CIA mensubu.
Türkçe dışında bir yığın (Arapça ve Farsça da dahil) dil biliyor. Hatta meraklısına yabancı dillerin nasıl kolayca öğrenilebileceğini anlatan bir kitabı da var.
Bunlar bildiklerimiz.
Ancak bu yazının girişinde yer alan o müthiş ifşaat yazarın sözünü ettiği kitapta yok.
Daha da önemlisi, kitap bir ifşaat kitabı da değil.
“Şunu kullandık, bundan sonra şunu yapacağız” türünden açıklamalarla istihbarat birimlerinde çalışmış üst düzey birilerinin anılarında karşılaşılabiliyor.
Oysa ‘İslamsız Dünya’ bir anı kitabı değil.
Aynı alıntı başka yazılarda da var

Dikkat ettiyseniz alıntı yaptığım yazarın adını vermedim, vermiyorum.
Sebebi şu: Ondan önce de başkaları kelimesi kelimesini aynı cümlelerle ve aynı kitaba atıfta bulunarak olmayan ‘ifşaatı’kullanmışlar. Bir kişi de değil, çok kişi…
Yazarın bütün yaptığı kendisinden önce aynı alıntıyı yazılarında kullananlara güvenmek; “Kitaba bakayım, okurlarıma hangi sayfada yer aldığını da belirterek muhtemel araştırmacıların yolunu kısaltayım” dememek…
Bu konularda titizim. Çünkü, benimle ilgili de, bana ait olmayan, gerçek-dışı bir çok çakma bilgi gerçekmiş gibi çoğaltılıp duruyor.
Bir gün bile uğramadığım bir kentte (İngiltere/Exeter) eğitim aldığımla başlayıp gidiyor tezviratlar. En son biri, İngiltere’ye ayak basmamış kayınpederimin Kraliçe tarafından sarayın istihbarat odasında ağırlandığını bile yazabildi.
Gülüp geçiyoruz, ama insanlar bu ve bunlara benzer yaveleri okuyor, onlardan kanaat sahibi oluyor.
Herhalde okurlarından biri yazara yaptığı yanlışı hatırlatmıştır ve düzeltme yapar düşüncesiyle bir sonraki yazısını bekledim.
Bugünü.
Altına not düştüğünü görünce ümitlendim de… Ancak not, yazarımızın seyahat halinde olduğu için yazısını kısa tutmak zorunda kaldığı özrüymüş. Okurları onun üç gün önce yazdığını hala doğru biliyor.
Önemli mi?
Elbette önemli. Çünkü olmayan ifşaatı gerçek sanmak alıntıyı yapan yazarın tezini güçlendiriyor; o alıntı olmasa ona yer veren yazıların çoğunun tezi de havada kalıyor. Yazılar Fuller‘ın o cümlesini gerçek bilmek üzerine oturtuluyor genellikle.
Üzücü bir durum. Yazar adına da üzücü, okurlar adına da…
Eminim, benim okuduğum yazıyı okuyanların çoğu, o alıntıyı gerçek sanıp birbirlerine “Gördün mü, adam her şeyi ifşa edivermiş; Sünni iktidarı yıkmak için Sünniliğin kalesi olan Türkiye’nin yıkılması gerekiyormuş; şimdi bunu yapıyorlar işte” diyorlardır.
Fuller’in AK Parti’yi öven kitabı var
Graham Fuller en son ülkemiz gündemine 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında hakkında çıkarılan yakalama kararıyla girmişti. Darbe günü Büyükada’da düzenlenen bir seminere katıldığı, ardından kendisini Amerikalıların özel bir uçakla kaçırdığı doğruluğu şüpheli haberi üzerine…
Daha önce ise, Türkiye’yi ve onu yönetmekte olan AK Parti’yi öven 2008 tarihli ‘Yeni Türkiye Cumhuriyeti: Yükselen Bölgesel Aktör’ diye dilimize çevrilen kitabı yüzünden AK Parti karşıtları tarafından tefe konulmaktaydı Fuller…
Şu paragraf o kitaptan:
“Gelecek ne getirirse getirsin, bir şey kesindir: O eski, öngörülebilir ve sadık Amerikan müttefiki olan Türkiye artık tarihe karışmıştır. (…) Her ne kadar bu süreç, Washington’un ‘müttefik’ bir Türkiye’ye sahip olduğu o eski güzel günleri aramasına sebep olabilirse de, yeni Türkiye aslında gerek kendi çıkarlarına ve gerekse bölgenin genel istikrarına muhtemelen daha iyi hizmet edebilir. Eminim ki münevver Amerikan gözlemciler, demokratik süreci güçlendirip derinleştirmiş, sorunlu ve çalkantılı Orta Doğu bölgesinde bir istikrar abidesi olan böyle bir yeni Türkiye’nin varlığını takdir edeceklerdir.” (s. 321+325).
Zaten ben de bu cümleleri ihtiva eden kitabı okuduğum için yeni ifşaatın peşine “Acaba?”sorusunu sorarak düştüm.
Vardığım sonucu size de sunuyorum.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
3.02.2026
1.02.2026
30.01.2026
29.01.2026
27.01.2026
25.01.2026