Güldalı COŞKUN
Tartışamıyoruz. Keskin sınırlarımız, ön yargılarımız, hiçbir farklı fikre tahammülümüz yok.
Yok artık birbirimizden farkımız. Durduğumuz yerler, siyasi görüşler değişse de, değişmeyen tek şey, statükocu zihin dünyamız. Üstelik, bu zihniyetten şikayet etmiş olmak da bir şeyi değiştirmiyor. Bu artık bizim genel bir sorunumuz. Bunca renkli coğrafyada sonunda ortak bir noktada buluştuk!
Herkes bulunduğu yerden yüzde bin emin, şaşmaz, yanılmaz. Aksini söyleyen de yüzde on bin yanılıyordur! Aslında ne dediğinin önemi de yok, biraz farklı olması bile yeter. Hemen, etiketlenip yaftalanmaya başlıyor muhataplar.
Çok değil, kısa bir süre önce büyük resimde, en büyük statükocu olan devlet ve onun partisi CHP ile mücadele ederken, tartışmalarda azıcık “sınırı” aşsanız; şeriatçı, Atatürk düşmanı, demokrasi karşıtı(!) gibi silahlarla vurulurdunuz. Haddimize mi düşmüştü, altı oku eleştirmek ya da Cumhuriyete tek laf etmek. Tek tip olmak zorundaydık. Benzer düşünmek ve benzer yaşam tarzları.
Batı’nın da desteklediği bir rejimimiz vardı. Sıkıntı olduğunda da darbeler işe yarardı! Fakat; bu hep böyle gidemezdi. Seyahatler, göçler, kitle iletişim araçları, eğitimin yaygınlaşması toplumda elbette bir etki yaratacaktı ve statükocu zihniyetin yok saydığı kesimler haklı olarak “yeter artık” diyecekti.
Küçük bir azınlık dışında şikayetçi olmayan yoktu. Ayrıca artan yoksullaşma, gelir dağılımındaki uç noktalar da oldukça kışkırtıcıydı. Alevilerin büyük bir kesimi durumdan memnunlardı. Kendi taleplerinden ziyade, karşıt olarak gördüğü Sünni İslamcıların engellenmesi, bastırılması, kamusal alanda belli etmedikten sonra, sessiz sedasız durması daha önemliydi. Varsın cemevleri yasaklansın; yeter ki örtü üniversiteye girmesin, darbe yasaları da uygulansın, problem değildi.
(Yazarken aklıma geldi: Devletin biçtiği rolün/kimliğin dışına çıkmadıktan sonra sıkıntı olmazdı. İnkâr ve asimilasyona maruz kalmayan yoktu aslında. Anası babası Türk olan kimlikten öte, bir “Türklük” olgusuyla karşı karşıya kalmışız. Kürtleri değil sadece Türkleri de Türkleştirmeye çalışmışlar ve Türkleri asimile etmede Kürtlere nazaran daha da başarılı olmuşlar. Ülke ve unsurun adı da illizyon vazifesi görmüş. Aslında sistemden memnun olanlar da hepimizin içinden asimilasyona yenik düşmüş olanlarıydı.)
Doğrusu, herkes yaralı. Öyle bir hale geldik ki, kazandığımız mevzilerin tekrar elimizden kaymasından korkuyoruz. Bu da her birimizi, “ötekine” karşı daha saldırgan, tedbirli, yer yer savunmacı, her şeyin altında bir bit yeniği arar hale getirdi. Her an birileri bize zarar verebilir endişesi yaşıyor ve ufak bir farklı sesten, eleştiriden nem kapıyoruz.
HDP ya da Demirtaş hakkında en basit eleştiri, destekçileri tarafından, karşısındaki Kürt ise “içimizdeki hain”, değilse “Kürt düşman”ı olmakla itham ediliyor ya da itibarsızlaştırılıyor. Yaşanılan süreçte, “Kürtler de şurada yanlış davrandı” demenin ya da cari bir konuda eleştiri yapmanın karşılığı da hiç bıkmadan her seferinde tekrarlanan ajitasyonlar oluyor ve asıl mevzuu kaynayıp gidiyor. Tartışamıyoruz bile. (Hoş; onlar zaten tartışmadan çukur kazmayı anlıyorlar, naif gelecek şimdi bu ”tartışamıyoruz” isyanı.)
Oysa, hiç birimizin buradan başka bir ülkesi yok. Mağduriyetler şampiyonluğunda yarışmak yerine çözüm üretsek ve asıl sorunun sürekli “ötekiler” yaratıp duran kendi zihinlerimizde olduğunu kavrayabilirsek, ruh sağlığımıza daha iyi geleceği kesin.
AK Parti’ye gelince... On küsur yıldır canını dişine takmış insanların mücadelesi ve buna karşın içte ve dışta engellenmeyle karşı karşıya kalınma hali hiç kolay değil. Rejimin ötekileştirdiği kesimlerden birinin, en sağlamı, dirayetlisi ve gözü pek olan temsilcisi. Hikayesi, güçlü bir lideri ve halkın tercihiyle, ülkenin en büyük hareketi. Hepimizin şikayetçi olduğu yapının karşısında kaya gibi duran AK Parti ile bu günlere gelindi. Üstelik, son derece kifayetsiz bir muhalefet eşliğinde.
Partinin İçinde her sınıf ve kimlikten insanın olduğu ama en büyük korkunun, kazanımları kaybetme ve bu kaygıyla da her türlü eleştiriden rahatsızlık duyulduğu görülüyor. Eleştirinin içeriğinden çok kaygılarımız, korku ve endişelerimiz belirleyici oluyor. Bu da orta vadede partiye ve dolayısıyla davaya zarar verebilir.
Sistemin ötekileştirerek, canlarını yaktığı gerek İslamcı kesim, gerekse Kürtlerin eleştirilere karşı, daha sakin ve yapıcı davranmaları, sorunların çözümünü kolaylaştıracaktır. Hâla egemen olan bizler değiliz, zorlu merhalelerin aşılmasına rağmen. Ki; yersiz eleştirilerde bile yöntemi doğru belirlemeliyiz, onları çürütmeye çalışırken. Çok bilinen bir kural var hani: “Size yapılmasını istemediğinizi, siz de başkasına yapmayın!”. Hırs, kin, öfke, linç, yok etme, ezme, kibir ve tahammülsüzlük bizi esir almamalı ve tüm biz ötekiler, aklımızı başımıza alıp, hoşgörüyü elden bırakmamalıyız.
Yoksa tükete tükete tükeneceğiz. İnsan değirmeni olmanın, kime ne faydası var ki…
Yazarlar
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYaşanacaklara dair olası senaryolar 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBabamın hasta yatağında bana son sözleri: Kötü günler geliyor kendini koru 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.06.2018
3.02.2018
27.05.2018
21.05.2018
14.05.2018
29.04.2018
23.04.2018
15.04.2018
9.02.2018
2.02.2018