Gürbüz ÖZALTINLI
Türkiye’de yargı bazı önemli tasarruflarda bulunuyor ve biz bu olayların hangi mekanizmalar içinden, nasıl motivasyonlarla gerçekleştiğini bilmiyoruz. Demokratik şeffaflıktan, kurumsal güvenilirlikten uzak bir ülkeyiz. Gölgeli, mat alanlar var. Bu da, politik tarafların o olaylar üzerine diledikleri gibi spekülasyon yapmalarına, sıradan propaganda malzemesine dönüştürmelerine imkan tanıyor. Gerçeğin ne olduğu sorusunun fazla müşteri bulmadığı bir toplumda samimi, verimli bir sorgulama da yapılamıyor. Malum, “inanç toplumu”yuz. Çoğunluk, meşrebine uygun olana inanıyor.
Biliyorsunuz geçtiğimiz günlerde yargı iki önemli tasarrufta bulundu. Birincisi merhum Tahir Elçi’nin PKK’ya ilişkin yaptığı değerlendirme nedeniyle soruşturma başlatılması ve hakkında yakalama kararı verilmesiydi. Diğeri ise Can Dündar ve Erdem Gül hakkında açılan soruşturmada verilen tutuklama kararıydı.
Tahir Elçi, izlediği barışçı politik tutum ve üstlendiği kamusal sorumluluğu taşıma tarzıyla çok saygı duyduğum bir meslektaşımdı. Can Dündar ise tersine, hem politik hattı hem de gazetecilik fonksiyonu ve ahlakı açısından değerli bulduğumu söyleyemeyeceğim bir figür.
Ancak, kişiliklerinden ve fonksiyonlarından bağımsız olarak; haklarında yapılan yargı tasarrufunu demokratik değerler açısından onaylamak imkânsız. Elçi olayında düşünce ve ifade özgürlüğüne; Dündar ve Gül kararında ise basın özgürlüğü ve adil yargılanma hakkına açık bir saldırı var.
İşin bu kısmını kabul etmeyenler; yani kararları haksız bulmayanlar… Ya da her sorunda reel politiğe vurgu yapıp “şimdi bunları tartışmanın zamanı değil, mücadele zamanı. Büyük dava tehlikede” çağrısı yapanlar… Öyle düşünmeye devam etsinler. Onlarla farklı zemindeyiz. Bu yazı onlara cevap olsun diye yazılmıyor.
Asıl soru şu: Bu kararların temelinde yatan nedenler ve süreçler nelerdir?
Çeşitli cevaplar olabilir. Birincisi; bu tasarrufları, yargı bürokrasisinin uzun yıllar içinde şekillenip taşlaşmış ideolojik refleksleriyle izah edebiliriz. Yani, arkasında bir siyasi irade, yargıyı manipüle eden bir güçlü dokunuş olmadığını; kurumsal kültürün yol açtığı bir kendiliğindenlikle karşı karşıya bulunduğumuzu düşünebiliriz. Başbakan Davutoğlu’nun 4-5 kez üst üste, yargılamaların tutuksuz yapılması yönünde görüş belirtmiş olması bu açıklamamızı güçlendirebilir.
İkincisi; yine, bu olaylardan AKP hükümetinin zarar gördüğü argümanına dayanarak ve yargı alanındaki Cemaat örgütlenmesinin etkinliğini göz önünde bulundurarak, işin içinde bit yeniği arayabiliriz. Hükümeti içeride ve dışarıda sıkıştıran bir provokasyon yapıldığı aklımızdan geçebilir. Nitekim Davutoğlu’nun açıklamaları bu izah modeline de oturtulabilir.
Üçüncüsü; bu yargı kararlarını siyasi mücadele ve fayda anlayışına uygun bulan ve otoritesi başbakanı aşan bir siyasi iradenin, soruşturma sürecine etkin müdahalesi olduğunu düşünebiliriz. Yargıya çeşitli kanallardan gönderilen güçlü işaretlerin istikamet verdiği aklımızdan geçebilir.
Bugün durduğumuz yerde bu cevaplardan hangisinin doğruya daha yakın olduğunu bilmiyoruz. Bunun çok önemli olmadığı; hangi cevap verilirse verilsin esas meselenin tarafsız ve kendisini hukukla bağlı gören bir yargı yapısının inşa edilmesi olduğu söylenebilir. Bu kısmen haklı bir önermedir. Gerçekten de yargı üzerinden gerçekleşen bu tür anti-demokratik müdahalelere karşı ses yükseltmek, kamuoyunu uyarmak, toplumu tepki vermeye çağırmak gerekir. Yargının doğru temellerde yeniden inşa edilmesinin zemini böyle oluşacaktır.
Fakat bu önerme yukarıda sorulan somut soruların önemini azaltmaz.
Olup biteni sorgulamak, anlamak zorundayız.
Doğru siyasi mücadele, gerçeğin üstünden atlanarak verilemez…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023