Hasan CEMAL
İspanya’da iktidar-muhalefet işbirliğinin sağlam bir anayasal temeli vardı. Anayasaya göre Basklar, (ya da Katalunya’da Katalanlar) kendi bölgelerinde kendi kendilerini yönetiyorlardı. Partileri vardı. Yerel parlamentoları, hükümetleri vardı. Bask dilinde eğitimleri vardı. Baskların barışçıl yollardan İspanya’dan ayrılma hakları da anayasal bir haktı.
Başbakan Erdoğan cuma gecesi Kanaltürk’teydi. Uslu çocuklar gibi karşısına dizilmiş meslektaşlarımın gayet terbiyeli sorularıyla birçok konudaki görüşlerini öyle hiç zorlanmadan açıklama fırsatını buldu.
Zorlanmadan diyorum, zira sorular sivri ve eleştirel olmaktan uzaktı. Ayrıca, Erdoğan’ı rahatsız edebilecek meselelerle ilgili sorgulamadan da yoksun sorulardı.
Neyse...
Niyetim meslektaşlarımı eleştirmek değil. Erdoğan hep böyle tek kale oynamaktan hoşlanıyor.
Başbakan Erdoğan’ın bazı değerlendirmelerine işaret etmek istiyorum.
Şu sözlerinin altını çizdim:
“Terörle mücadele sadece siyasi iktidarın gayretiyle olacak bir mücadele değil. Dünyanın her yerinde İspanya olsun, İngiltere olsun, orada bütün başbakanlarla görüşmelerde hep şunu açık ve net ifade etmişlerdir:
‘Biz terörle mücadelede hiçbir zaman iktidar muhalefet ayrımını yaşamadık. Birlikte el ele verdik. Halkı ile, medyası ile bu mücadeleyi ortak yürüttük. Bu ortak mücadele neticesinde ETA ile mücadelede İspanya‘da bir yerlere vardık. Aynı şekilde IRA ile mücadelede İngiltere‘de biz bir yerlere vardık. Bunun başka çıkışı da pek yok.’
Dedikleri bu.
Biz ise Türkiye‘de maalesef muhalefet ile bu konuda el ele vermek veya medya ile el ele verip bu işin mücadelesini yürütmeyi ne yazık ki sağlayamadık.”
Erdoğan böyle dedi.
Şöyle bir bakınca makul sözler.
Terörle mücadelede iktidar-muhalefet işbirliği ya da uzlaşması... Bazı açılardan medyanın buna katkısı...
Kimselerin pek öyle itiraz edemeyeceği genel doğrular da denebilir.
Ama konuya biraz yakından bakınca, verdiği örneklerle Türkiye’deki durum mukayese edilince, aradaki ciddi farklılıklar kendini belli ediyor.
Alalım İspanya ve ETA örneğini.
Evet, ETA’ya karşı mücadele konusunda iktidarla muhalefet ve medya tarafından bazı işbirliği ve uzlaşma örnekleri verilmişti.
Ama bu işbirliği ve uzlaşmanın sağlam bir anayasal temeli vardı.
Anayasaya göre, örneğin Basklar, (ya da Katalunya’da Katalanlar) kendi bölgelerinde kendi kendilerini yönetiyorlardı.
Siyasal partileri vardı.
Yerel parlamentoları vardı.
Yerel hükümetleri vardı.
Her ikisi de seçimden çıkıyordu.
Bask dilinde eğitimleri vardı.
Ayrıca, Baskların -şiddeti dışlamak koşuluyla- barışçıl yollardan İspanya’dan ayrılma, kendi devletlerini kurma hakları da anayasal bir hak olarak kabul edilmişti.
Fakat, ayrılmayı savunan parti bunca yıldır seçim kazanamıyordu.
Baskların kendi bayrakları da vardı.
Ve İspanya’nın sarı kırmızı milli bayrağından da fazla hoşlanmazlardı.
Altı yedi yıl önce Baskların San Sebastiyan şehrinde Galatasaray’ın bir maçına gitmiştim. Akşam otelden çıkarken, sırtımdaki sarı kırmızı formayı gören otel yetkilisi beni uyarmıştı, “Yanlış anlaşılırsınız, iyisi mi bu formayı stadyumda giyin” diye...
Baskların vaziyeti böyleydi.
Bütün bunlara rağmen ETA bir süre daha terör ve şiddet siyasetini sürdürmüş, ancak gitgidetecrit olmuş, destek tabanı daraldıkça daralmış, marjinalleşmişti.
İspanya’da, işte böyle bir süreçte, böylesine demokratik bir anayasal zeminde iktidarla muhalefet uzlaşabilmiş, medya da hiç kuşkusuz desteğini vermişti.
Britanya’nın IRA örneğinde de, iktidar-medya-terör üçgeninde işbirliği konusunda da söylenecek çok şey var.
Ama bir pazar günü sözü uzatmak istemiyorum.
Sadece İspanya, Bask ve ETA’ya ilişkin yukarıda kısaca vurguladığım satır başlarına bakılırsa, Türkiye’nin bugün hangi noktada olduğu kolayca anlaşılır.
Sadece 24 saat Kürtçe televizyon diyerek, Kürtçe seçimlik ders diyerek, Kürtçe kurs ya da aş ve iş diyerek, sorunun adını bile koymaktan kaçınarak, Kürt demek yerine hala ‘Kürt kökenli vatandaşlar’ diyerek bu memlekette büyük uzlaşma yolları açmak hayaldir.
Yanı başımızda Kuzey Irak’a bakın.
Kürtçe öğrenim yapılan üniversiteleriyle, müfredatı Kürtçe olan liseleriyle, okullarıyla, Kürtçe radyo, televizyon ve gazeteleriyle, kendi partileri, kendi seçtikleri parlamentosu ve hükümetleriyle bir Kürt devleti kaç yıldır ilerliyor burnumuzun dibinde...
Türkiye’nin Kürtleri yanı başlarındaki bu oluşumu, bu çıplak gerçeği takip etmiyorlar mı?.. Kör mü sanıyorsunuz bu ülkenin Kürtlerini?..
Özetle:
Terör ve şiddete karşı elbette uzlaşmak, işbirliği yapmak gerekir.
Ama nasıl bir zeminde?
Hangi anayasal çerçevede?
Meselenin özü budur.
Ama maalesef biz hala etrafında dolaşmaya devam ediyoruz bu meselenin...
İyi pazarlar!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024