Hasan CEMAL
“Liberal Demokrat Parti’nin iktidara geldiği 1955’ten itibaren Japonya aslında tek parti devleti olagelmiştir. Ve yozlaşmış, kibirli Liberal Parti, modern demokratik bir partiden çok feodal bir beyliği andırır.”
Ak Parti’nin pazar günü yapılacak büyük kongresi gündemin en başına oturmuş durumda. Bu konuya ilişkin çeşitlemelerle dolup taşıyor medyamız.
Tayyip Erdoğan ne diyecek?
Nasıl bir yol haritası çizecek?
Türkiye’yi 2023’e nasıl götürecek?
Kendinden son derece emin bir üslup... Türkiye’nin önündeki on yıl konuşuluyor ve sadece AK Parti var, Erdoğan var.
Başka ihtimal akla gelmiyor.
Bunca yıl AK Parti yıpranmayacak mı?
Bu ülkede muhalefet yok mu?
İktidar alternatifi, inandırıcı, yakın geleceğe dönük olarak kitlelere güven telkin eden bir muhalefet partisi yok mu bu ülkenin siyaset sahnesinde?
Galiba yok.
Yok olmalı ki, Türkiye’de son on yıla damgasına vurmuş olan bir iktidar partisi, kendinden gayet emin bir havada bir on yıla daha hazırlanıyor.
Tıpkı Japonya gibi...
İkinci Dünya Savaşı sonrasının Japonya’sında Liberal Parti’nin 1955’ten itibaren ülkenin otuz yılında tek başına iktidar olması gibi...
1985 yılıydı.
Yolum, zamanın başbakanı ve ANAP lideri Özal’la Japonya’ya düşmüştü. Gezi sırasında Özal’ın özellikle siyasette ‘Japon modeli’nden etkilendiği dikkatimi çekmişti.
Batı’da o zamanlar tek partili demokrasi diye iğnelenen bu model, anlaşılan, Japonya’ya getirdiği otoriter istikrar ve hızlı ekonomik büyüme ile Özal’ın gönlünü çelmişti.
1992’de tekrar Japonya’ya gittim.
Bu kez Başbakan Demirel’le.
Özal cumhurbaşkanıydı.
Tokyo’dan Özal’la Japon modeline ilişkin bir yazı yazmıştım, (Sabah, 4 Aralık 1992) bazı bölümleri şöyleydi:
“Özal’ın iktidara olan aşırı düşkünlüğü... İktidar ve gücü tek başına kullanma ihtirası... Tek adamlık merakı... Kural dışı olmakla kural tanımazlığı birbirine karıştıran siyasal kişiliği... Bunların ipuçları, Özal’ın Japonya hayranlığında bulunabilir.
Bir Batı Avrupa ülkesinin Ankara Büyükelçisi bana şöyle demişti Özal için: ‘Kafasıyla batıda, kalbiyle doğuda.’ Bu yapıda olan bir siyasetçinin Japonya’dan etkilenmesi kolay olabilir.
Japonlar bir yandan kendi geleneklerini korurken, aynı zamanda batının araçlarıyla olağanüstü bir kalkınmayı başarmışlardır.
Bunun gibi, Japonya’daki otoriter disiplin anlayışı... İşçi-işveren ilişkilerinde batıda geçerli olandan çok farklı bir düzen... Ve tek partili siyasal sistem...
Nedir bu sistem?
The Wall Street Journal gazetesinin 30 Kasım 1992 tarihli Asya baskısında şu satırlar vardı:
‘Liberal Demokrat Parti’nin iktidara geldiği 1955’ten beri Japonya aslında tek parti devleti olagelmiştir. Ve yozlaşmış, kibirli Liberal Parti, modern demokratik bir partiden çok feodal bir beyliği andırır.’
1983’te iktidara geldikten sonra Özal kendine iki hedef koymuştu:
(1) Rejimde, Amerikan başkanlık sistemi. (2) Partide, Japon Liberal Parti modeli.
Tam kırk yıldır iktidarda olan Japon Liberal Partisi’nin ana özelliği şudur:
Kendi dışında bir muhalefet yoktur; iktidar kavgası kendi çatısı altında sürüp gider.
Özal’ın 1980’lerde siyasal sisteme bakış açısı şöyle özetlenebilirdi:
Türkiye’de İslamcılar dahil sağda yüzde 65 oy vardı. Sosyal demokratlar bölünmüş durumdaydılar, (DSP ve SHP) ve zaten en çok yüzde 35 oyları vardı, (bugünün CHP’si ancak yüzde 25). Eğer Demirel’in DYP’si çökertilir (Bugün DYP de yok), İslamcılar ve radikal sağın büyük bir bölümü de ANAP’ta toplanabilirse, Özal’a ilelebet, kesintisiz iktidar yolu açılabilirdi.
Özal bu özlemini 1987 genel seçimleriyle yakalayabileceğini, DYP’yi çökerttikten sonra da anayasayı değiştirip başkanlık sistemine gitmeyi hayal ediyordu.”
Yirmi yıl önceki bir yazım (*).
Özal, hayal kırıklığına uğradı.
Peki ya Erdoğan?..
Yüzde 50’yi yakalamış olan Erdoğan, Özal’ın yapamadıklarını gerçekleştirebilir mi?
Erdoğan’ın 2014 ve 2023 hesaplarının çerçevesinin ipuçlarında bu ‘Japon modeli’nin Türkiye versiyonu da var mı?..
Veyahut, siyasette bu kadar uzun vadeli hesaplar Türkiye gibi çok oynak bir ülkede biraz fazla iddialı değil mi?..
——————
* Bu köşede 22 Ocak 2012 tarihinde çıkan, “Siyasette Japon modeli... Özal’ı yazarken Erdoğan’ı düşünmek” başlıklı yazım da bu konuyla ilgiliydi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024