Hasan CEMAL
CHP taraftar mı, yoksa karşısında mı yer alıyor barış sürecinin? Bazı sözcülerine kulak verilirse, CHP’nin barış sürecine taraftar olmadığı anlaşılıyor. Öylesine açıklamalar yapıyorlar ki, üslubun perişanlığı bir yana, barış fikriyle uzaktan yakından bağdaşmayan içerikleri var. Devlet Bahçeli’den herhangi bir farkları yok CHP’li bu sözcülerin...
Erdoğan ince bir oyun oynuyor, CHP’yi bir tuzağa çekiyor. Hedefi açık: Kamuoyunda CHP’yi barış karşıtı göstermek... Başarısız bir oyun da değil bu. Bir kısım CHP sözcülerinin Devlet Bahçeli diliyle konuşmaları da, Erdoğan’ın değirmenine bol su taşıyor. Kamuoyunda CHP’nin barıştan yana olmadığı algısını besliyor.
Evet, CHP barış sürecinin neresinde?
İçinde mi?
Yanında mı?
Karşısında mı?
İçinde olmadığı açık.
Peki ya taraftar mı, yoksa karşısında mı yer alıyor barış sürecinin?
Bazı sözcülerine kulak verilirse, CHP’nin barış sürecine taraftar olmadığı anlaşılıyor. Öylesine açıklamalar yapıyorlar ki, üslubun perişanlığı bir yana, barış fikriyle uzaktan yakından bağdaşmayan içerikleri var.
Devlet Bahçeli’den herhangi bir farkları yok CHP’li bu sözcülerin. MHP liderinin barış karşıtıdilini benimsemek, barışı geçiyorum, parti programında yazan ‘sosyal demokrasi’yi de ayaklar altına alıyor.
Kılıçdaroğlu ve inandırıcılık
CHP’de barış adına bazı makul açıklamalara da rastlanmıyor değil. Bunlara bakınca, insanın kafasında acaba sorusu uyanıyor. Ama aynı CHP’li sözcüler, makul olanı seslendirdikten sonra, buna tümüyle aykırı olanı söylemekten de geri kalmıyorlar.
Bu durum, CHP açısından inandırıcılık sorunu yaratıyor. Ve bu sorun kendini belki en çokKılıçdaroğlu’nda belli ediyor. Sayın CHP Genel Başkanı’nın bir söylediği, bir söylediğini tutmuyor.
Uzun zamandır bu böyle...
İyi niyetle şu da söylenebilir:
Kılıçdaroğlu belki de parti içi dengeleri korumak kaygısıyla böyle hareket ediyordur.
Peki, koruyabiliyor mu?..
Yoksa, CHP içinde barış sürecinden hiç hazzetmeyen kanada, yani ulusalcılara teslimiyetçi, ulusalcılara mahkum bir çizgi mi izliyor daha çok?..
Bu soruyu haklı kılan nedenler var.
114 imzalı bildiri ve CHP...
Öte yandan, CHP’de barış sürecine içtenlikle inananlar da var. Bunların bir bölümü 114 imzalıbildiriye de imza koydular.
Barış ve demokrasinin iç içeliğini haklı olarak savunan bu bildiride, yarıya yakını milletvekili olan ve genellikle partinin yönetici kademesinde görev yapan 35 CHP’linin imzaları da yer alıyor.
Bu sayı daha da artabilirdi.
Ama bu kadarı bile hem CHP, hem barış süreci açısından olumlu bir gelişme sayılabilir.
Çünkü CHP’nin barış sürecine taraf olması, barışın daha sağlam bir kazığa bağlanmasını, kalıcı ve adil bir nitelik kazanmasını kolaylaştırır.
Henüz yakın değiliz bu noktaya.
CHP’den kaynaklanan bu durumu yukarıda özetlemeye çalıştım.
Erdoğan’ın ince oyunu...
Meselenin bir de AK Parti boyutu var.
Bu da görmezlikten gelinemez.
Başbakan Erdoğan ince bir oyun oynuyor, CHP’yi bir tuzağa çekiyor.
Hedefi açık:
Kamuoyunda CHP’yi barış karşıtı göstermek...
Başarısız bir oyun da değil bu.
Bir kısım CHP sözcülerinin Devlet Bahçeli diliyle konuşmaları da, Erdoğan’ın değirmenine bol su taşıyor. Kamuoyunda CHP’nin barıştan yana olmadığı algısını besliyor.
Kılıçdaroğlu, CHP’yi süreç konusunda bilgilendirmediği için, CHP’yi muhatap almadığı için Erdoğan’ı eleştiriyor.
Bu haklı bir eleştiri.
Ama bu eleştiriyi yapan Kılıçdaroğlu’nun özen gösterip Erdoğan’ın ‘ince oyunu’na da gelmemesi ve şunu da iyi bilmesi gerekir:
Barış, seçim sandığında prim yapar!
Kılıçdaroğlu eğer barışın kamuoyunda tutmaya başladığını, her geçen gün topluma mal olduğunu göremezse ve bu noktayı yeterince önemsemezse, Erdoğan seçim sandığında yüzde 50’nin de üzerinde büyüyüp gider.
CHP Genel Başkanı acaba bu konuyu ne kadar sorguluyor, kurmaylarıyla barış ve seçimmeselesine ne kadar zaman ayırıyor, bilemiyorum.
Bildiğim bir şey var ki bu da, Başbakan Erdoğan’ın demokrasi ve hukuk devleti konusundaki yetersizlikleridir, kırık notlarıdır, eksileridir. Ve bu konu, barış sürecinde hiç kuşkusuz göz ardı edilecek bir nokta değildir.
Bir başka deyişle:
Barışın kalıcı ve adil olabilmesi demokratikleşmeyle el ele gitmesine bağlıdır.
Bu yüzden CHP, gerçek bir barış için yaşamsal önem taşıyan kapsamlı bir demokrasi projesiaçıklamalıdır. Kürt sorununa kökleri eskilere giden devletçi yaklaşımından kurtulabilmelidir.
Bunları yaparken de, barışa tümüyle ters düşen Devlet Bahçeli üslubunu bir an önce terk etmelidir.
Ve Kılıçdaroğlu, Ahmet Türk’ün, Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanı’nın dün Van’da yaptığı konuşmaya da kulak vermelidir:
“Ergenekon’la, milliyetçi kesimlerle bütünleşen CHP’nin bir kesimi barış sürecini adeta ortadan kaldırmaya çalışıyor.MHP, bizi incitemez. Onu ve düşüncesini biliyoruz ama Kemal Kılıçdaroğlu gibi bir Kürt'ün bu sürece karşı çıkması, gerçekten inanılmaz, anlaşılmaz bir şey. Bu bizi inciten bir durumdur.” Kılıçdaroğlu’nun “Ben Türklükten vazgeçmem!” sözlerine de dünkü Van konuşmasında değinen Ahmet Türk şöyle devam etmiş:
“Biz de diyoruz ki, bizim Türklükle bir sorunumuz yok. Tam tersi, biz halkların kardeşliğini istiyoruz. Türk, Kürt özgürleşsin istiyoruz. Sen, önce Kürt halkının hakları konusunda ne diyorsun, onu söyle, dürüst ol diyoruz.”
Kılıçdaroğlu - belki artık çok geç ama - eğer Kürtleri tümden kaybetmek istemiyorsa, Ahmet Türk’ün bu sözlerinin ardında yatan gerçeği de düşünmelidir.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024