Hasan CEMAL
Kürt sorunuyla ilgili olarak kaç yıldır vurguladığım noktalar vardır, şöyle özetlenebilir:
1. Barış, namlunun ucunda değildir.
2. Silahın, şiddetin kullanım süresi dolmuştur.
3. Çare, ‘masa’ya oturmaktır.
4. Bunun ilk adımı ‘ateşkes’tir, yani parmakların tetikten çekilmesi...
Evet, bu dört nokta yeni değil.
Bunların altını kaç yıldır hem yazılarımda, hem kitaplarımda çizip durdum.
Bu dört nokta, yalnız ‘devlet’e değil, Kandil’e de yöneliktir.
Bu dört noktanın özünde yer alan eleştiri, Ankara’daki siyasal iktidarla birlikte Kandil’deki PKK liderlerine de, Kürt siyasal hareketine de dönüktür.
Bugün şiddetin şiddeti doğurduğu kanlı bir kısır döngünün pençesinde gözyaşlarıyla kıvranıyoruz.
Türkiye’yi bu kısır döngüye öncelikli olarak ‘Saray yönetimi’nin ittiğini, altında da Erdoğan’ın anayasayı değiştirip bir referandumla tek adam olma hırsının yattığını düşünüyorum.
Evet, baş sorumlu Erdoğan’dır!
Ancak kan ve gözyaşına dur denilecekse, bunun tek taraflı değil, iki taraflı çabayı gerektirdiği kanısındayım.
Çünkü yaşanmakta olan kısır döngü konusunda Kandil’in de vahim hataları var.
Bu hatalardan birinin sonucu da, 7 Haziran'dan 1 Kasım'a Erdoğan'a geri dönen ve onu siyaseten dirilten 9 puanlık oy olmuştur.
Ve bugün yangın gitgide parlıyorsa, Kandil’in, PKK’nın devlete geçen yaz hodri meydan çekmesi bunda büyük rol oynamıştır.
Bu böyle gitmez.
Şimdi bu konuda, yani Kürt siyasal hareketine dönük eleştiriyle ilgili olarak sözü Cumhuriyet’in iki yazarına, Nuray Mert’le Ahmet İnsel’e bırakıyorum.
İki yazar da, birer gün arayla yayımladıkları yazılarında, silahlı mücadele ve şiddet konusunda Kandil’e, Kürt siyasal hareketine ciddi eleştiriler yöneltiyor.
Ahmet İnsel’in yazısının şiddet şiddeti üretir arabaşlığını taşıyan son bölümü şöyle:
Kürt sorununda şiddet yöntemleriyle Türkiye’de hak elde edileceğini düşünenler, esas olarak İslamcı-milliyetçi otoriterliğin yolunu güçlendirirler.
Bu çatışma, ölüm, silahlı direniş hali yıllarca sürebilir.
Şiddet yöntemlerinin baş dönmesi içinde olanlar,Filistin’de neredeyse yarım yüzyıldır bu halin devam ettiğini ve İsrail devletinin kazanmasa bile, zayıflamadığını hatırlamaları gerekir.
Kürt siyasal hareketi, Türkiye’de silahlı mücadele ve şiddet yöntemiyle arkasına dünyadaki bazı otoriter rejimlerin desteğini alabilir.
Buna karşılık Batı dünyası, NATO üyesi Türkiye’deki yönetimden hiç hoşlanmasa bile, son tahlilde hep onun arkasında olacaktır.
Ayrıca, şiddet yöntemiyle elde edilen güç amacına erişse bile, yeniden şiddet üretmesi, şiddete dayanması evrensel bir olgudur.
Bunu hatırlatmak her gerçek demokrat için bir yükümlülüktür.
Nuray Mert’in yazısında da aşağıdaki satırların altını çizdim:
Her iki tarafta da zaman zaman seslendirilen, “iki taraf da birbirini zayıflatıp öyle masaya oturacak” analizleri, insan hayatı üzerinden kanlı bir pazarlık değil mi?
O halde, bu ülkenin barış ve demokrasiden yana olan insanlarını kanlı pazarlığın tarafları yapma girişimi, ne taraftan gelirse gelsin, sessizce geçiştirilecek şey değil.
Velev ki, önce mevcut iktidar barış sürecinden vazgeçti, savaş siyasetine döndü, sonuçta Kürt siyasi hareketi de aynı yolu izlemeye karar vermedi mi?
Böylece demokratik siyaset rafa kalkmadı mı?
Bu koşullar altında, barıştan, demokrasiden yana olanların, tam bir emrivaki olan “fiili özyönetim inşası ve bunun için gerekirse silahı direniş”i, hiç sorgulamadan desteklemesi nasıl beklenebilir?
Bakın, bu iş ciddi, devrimcilik oyunuoynamıyoruz/oynamamalıyız.
Buna hakkımız yok.
Demokrasi ve barışa inanan hiç kimse, sadece sivillerin ölmesine karşı çıkmakla yetinemez.
Hakkaniyet hissimiz önce güçlü olana karşı ses vermeyi gerektiriyor diye, Kürt siyasetinin isabeti kendilerinden menkul çatışma siyasetine sonsuza kadar sessiz kalamayız.
Dahası, bu siyasetin Türkiye’de siyasetin daha da otoriterleşmesine zemin hazırladığını görmemek için kör olmak lazım.
En kötüsü, bu siyasetin sonucu, insani çağrıların sesinin meşruiyetini yitirip cılızlaşması oluyor.
(. . .)
Kürtlerin hak ve özgürlük mücadelesine bedeli ne olursa olsun destek vermekten vazgeçmemek başka, Kürt siyasetinin her yaptığına sesli veya sessiz arka çıkmak başka...
Nuray Mert’le Ahmet İnsel’in bu eleştirilerini Kürt siyasal hareketinin, Kandil’in ciddiye almasında yarar var.
Tekrar ediyorum:
Barış artık namlunun ucunda değildir, şiddetle, silahla alınacak mesafe kalmamıştır ve barışın tek taraflı değil, iki taraflı çabayı gerektirdiği büyük harflerle yazılmalıdır.
Yazarlar
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024