Hasan CEMAL
Avrupa’da, Amerika’da ve dünyanın demokratik çevrelerindeTürkiye’nin imajı dökülüyor.
Tek kelimeyle berbat.
Neden mi?
Tabii Erdoğan yüzünden.
Erdoğan yüzünden Türkiye’nin demokrasi ve hukuk çıtası yerlerde sürünüyor, özellikle Batı’daki imajı gitgide kötüleşiyor.
Belki de artık bundan daha kötüsü olamaz denecek bir noktaya gelmiş durumdayız.
Washington Post’un geçen günkü “Amerikan seçmeni, Trump’ın demokrasiye saldırısını ödüllendirmemeli” başlığını taşıyan başyazısında şu satırlar vardı:
Otoriter liderlerin seçim sandığı yoluyla iktidarı ele geçirebileceğini anlamak için tarihteki en meşhur örneğiAdolf Hitler’e kadar geri gitmeye gerek yok.
Bugünün dünyasında seçilmiş liderlerin iktidarı ele geçirdikten sonra tüm yetkiyi ellerinde toplamaları olağan hale geldi. Rusya’da Vladimir Putin, Venezuela’da Hugo Chávez, Uganda’da Yoweri Museveni, Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan... Hepsi de iktidar olduklarında muhalefeti kısıtlamanın, medyayı susturmanın ve güçler ayrılığını erozyona uğratmanın yolunu buldu.
Erdoğan isminin kimlerle birlikte anıldığını görüyor musunuz?
Hitler...
Putin...
Chavez...
Museveni...
Türkiye, askeri darbe dönemleri dışında hiç böylesine hazin bir duruma düşmemişti.
Ne yazık ki öyle.
Türkiye buna layık değil.
Washington Post dahil Batı dünyasının neredeyse önde gelen tüm gazeteleri Erdoğan’la AKP iktidarını desteklemişlerdi.
Erdoğan-Gül ikilisinin AB yolunu açma çabaları, bu yolda attıkları demokratikleşme adımları, ‘askeri vesayet’e karşı mücadeleleriBatı medyası tarafından alkışlanmıştı.
Türkiye, İslam’la demokrasinin bir arada yaşayabileceğini gösteren bir model olarak sunulmuştu İslam dünyasına...
Bunlar, Erdoğan’ın Milli Görüş gömleğini sırtından çıkardığını söylediği, “Hasan Cemal’in değişmeye hakkı var da benim yok mu?” demecinin Milliyet’in manşetine oturduğu zamanlardı.
Avrupa Birliği’yle tam üyelik müzakerelerinin resmen başladığı o yıllarda Erdoğan, demokrasi oyununu kuralına göre oynayan bir Müslüman liderdi, Batı medyasının gözünde.
Bugün ise tam tersi.
Erdoğan bir tiran, bir despot olarak görülüyor.
Erdoğan adı bugün artık oyunun kurallarını çiğneyen bir liderolarak Putinlerle, Chavezlerle birlikte anılıyor.
Şaşırtıcı değil.
Anayasa Mahkemesi kararına uymuyorum diyerek hukuk devletini çökerten o çünkü...
Yargı bağımsızlığını tanımayan o çünkü...
Güçler ayrılığını tanımayan o çünkü...
İfade özgürlüğü, akademik özgürlükleri hiçe sayan o çünkü...
Düğmeye basıp savcılara talimat yağdıran o çünkü...
Anayasa Mahkemesi, Merkez Bankası, TÜSİAD başkanlarını hainilan edebilen o çünkü...
Gazetecileri hain, casus ilan eden o çünkü...
Bakın, nasıl bir Türkiye’de yaşıyoruz:
Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’nin bildirisine imza atan akademisyenlerden 505’i hakkında üniversite yönetimleri tarafından soruşturma açılmış durumda.
37 akademisyenin görevine son verildi.
Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın haberine göre, kamu üniversitelerinde 440 akademisyen hakkında idari soruşturma açıldı, 27 akademisyen görevden uzaklaştırıldı.
Vakıf üniversitelerinde ise 65 akademisyene idari ve adli soruşturma açıldı, 10 akademisyen de görevden alındı.
Düzce Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Latife Akyüz, bildiriye imza atarak barış istediklerini belirterek şöyle diyor:
“Bu ülkede 7 Haziran seçimlerinden sonra başlatılan saldırılarda artık nefes alamaz duruma gelmiştik. Biz bildiride ‘barış olsun, çözüm sürecine geri dönülsün, insanlar, çocuklar ölmesin’ istedik. Her birimizden tek tek imzalarımızı çekmemiz istendi. Baskı gördük. Gözaltına alındık. Hakkımızda yakalama kararları çıktı. Ama geri adım atmadık, atmayacağız.”
Erdoğan’ın bir barış bildirisine imza koyan 1128 akademisyenigüruh, alçak, hain ilan ettiği, YÖK’ü, yargıyı harekete geçirdiği bir ülkede artık demokrasiden söz edilebilir mi?
Akademik özgürlükten, gerçek bir üniversiteden söz edilebilir mi?
İfade özgürlüğünden söz edilebilir mi?
Hukukun üstünlüğünden söz edilebilir mi?
Evet, Erdoğan başlangıçta oyunu kuralına göre oynadı, halkın oyuyla iktidara tırmandı.
Ama iktidara yerleştikçe, oyunun kurallarını birer birer çiğnemeye,tek adam olmaya yöneldi.
Demek ki Hitler gibi, Putin gibi, Chavez gibi Erdoğan için dedemokrasi bir ara istasyon imiş...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024