Hasan CEMAL
Yakınlarda şu sözün altını yine çizmiştim:
“Tarih, yaşamaya ve kanamaya devam ediyor burada...”(*)
Nedeni malum:
Bizdeki tarih korkusu!
Bu korkuyu üzerimizden bir türlü atamıyoruz.
İcat edilmiş, tahrif edilmiş bir tarihle yaşıyoruz.
Gerçek tarihte olan bitenleri hâlâ gizlemeye çalışıyoruz.
Yüzleşme yok tarihle!
Defterimizde yazmıyor bu.
Geçmiş muhasebesi de yok.
Yüzleşmediğimiz için de, geçmiş muhasebesi yapacak cesaretten yoksun olduğumuz için de tarihle barışık hâle gelemiyoruz.
Olgunlaşamıyoruz.
İç huzur ve barış kapımızı çalmıyor.
Geçmiş geçmiş olmuyor.
Tarih tarih olmuyor.
Tarihi hep bugünlere taşıyoruz.
Tarihle haşır neşir olmak politik bir mesele olmaya devam ediyor.
Birbirimizin gırtlağına sarılıyoruz.
Bu nedenle de, tarih burada yaşamaya ve kanamaya devam ediyor ne yazık ki.
Tarih devamlı paçalarımızdan çekiyor.
Barış ve demokrasi konusunda, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve özgürlükler konusunda çıtamız bir türlü yükselmiyor.
İkinci sınıf, üçüncü sınıf kalıyor.
Çünkü tarihten miras temel sorunlarımızı çözmüyoruz, biriktiriyoruz.
Bu sorunları halının altına süpürünce onlardan kurtulacağımızı sanıyoruz.
Ama olmuyor.
Kurtulamıyoruz.
Tarihin yoğun dönemleri, sonraki on yılları ve yüzyılları belirlemeye meyillidir.
O dönemleri yaşayanlar arasında, çehreleri çirkinleşen ve çarpıklaşanlar arasında, gördüklerini ve yaptıklarını unutma eğilimi vardır.
Ve sonra bir veya iki neslin geçmesiyle tarihsel çevre düzenlemesi başlar:
Toplu mezarlar ağaçlandırılır, kemiklerin üzerinde şirin bir park oluşur ve süpürge otları, paslanmış dikenli tellerle iğrenç bir ideolojinin şırıngalarını gizler. (**)
Tarihte kepaze sayfalar hiç eksik değildir.
Her ülkenin tarihinde bu sayfalara rastlanır.
Kiminde az, kiminde çoktur.
Önemli olan, vicdanları kanatan bu kara sayfalarla demin belirttiğim gibi ‘yüzleşmek’tir.
Dünyada devletler vardır, bu yüzleşmeyi yapmış ve özür dilemiştir.
İnsanlığın vicdanını rahatlatan bu tutum, toplumlarda barış ve demokrasi kapılarını açmıştır.
Ama devletler vardır, insanlığın gereği olan bu hesaplaşmadan, yüzleşmeden kaçmaya devam etmiştir.
Dünyada sayıları gitgide azalmakta olan bu devletler arasında ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti de yer alıyor.
Oysa, uzak ve yakın geçmişimizde devlet olarak o kadar çok özür dilenmesi gereken kara sayfalarımız vardır ki...
1915...
1938 Dersim...
Trakya pogromu...
Varlık Vergisi...
6-7 Eylül...
Alevilerin 1970’lerde yaşadığı Kahramanmaraş, Çorum katliamları...
Askeri darbeler...
Hiç bitmeyen Alevi mağduriyetleri...
1990’larda Kürtlere dönük faili meçhul cinayetler...
Roboski katliamı...
Listeyi uzatmak mümkün.
Cumhuriyet’in kuruluşuna giden Kürt yok Türk var politikaları...
Veya bu politikalarla yüzleşemeyen, bu meseleyi demokrasi çerçevesine oturtamayan bir Türkiye’yi yıllardır maddi ve manevi açıdan kanatmakta olan Kürt sorunu...
Aramızda anlaşabildik mi, Kürt sorunu nedir, ne değildir konusunda?
Hayır.
Cumhuriyet’i demokratikleştirebildik mi?
Hayır.
Dün 23 Nisan’dı.
Bugün 24 Nisan.
İkisinde de anlaşabilmiş değiliz.
Egemenlik kimin sorusu da, laiklik tarifi de bugün hâlâ bölmeye devam ediyor Türkiye’yi...
24 Nisan da öyle.
Resmi bakış açısından ayrılanlar, hele soykırım diyenler cadı kazanlarına atılmak isteniyor.
Osmanlı Ermenilerinin yaşadıkları büyük 1915 acılarından dolayıdevletin özür borcu vardır diyenler bugün hâlâ hain ilan edilebiliyor.
Bütün bu acılar konusunda sessiz kalarak, bütün bu acıları unutarak, görmezden gelerek bu topraklara huzur gelmez.
Gerçek barış kapıyı çalmaz.
Geçmiş geçmiş olmaz.
Tarih kanamaya devam eder.
Tarih bizi bölmeye devam eder.
Tarih bizi birbirimize düşürmeye devam eder.
Çareye gelince...
Hep birlikte demokrasi ve hukukun üstünlüğü rejimini benimsemektir.
Farkındayım, bu noktadan çok uzaklaştığımız bir dönemden geçiliyor.
Demek ki, daha yeterince acı çekmedik.
Tarih, kanamaya devam ediyor.
Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de...
Tarih, kanamaya devam ediyor...
Kürtlerin, Alevilerin, Ermenilerin vicdanlarında...
İyi pazarlar!
* Christopher de Bellaigue, İsyan Toprakları, Türkiye’nin Unutulmuş Halkları Arasında, İletişim Yayınları, sayfa 76.
** Sayfa 96.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024