Hasan CEMAL
Otelden dün sabah ayrılırken kar bastırmış, tipi halinde yağıyordu. Şu üç günde çadırlarda tanıdığım Vanlılara “Allah’a emanet olun!” demek geldi içimden. Başka ne yapabilirdim ki?
Bazıları için ‘macera, keyif’ ifade eden kamp ateşi depremzedeler için mecburiyet.
VAN
Titrek mum ışığı... Hem içini ısıtıyor insanın, hem hüzün veriyor. Çadırın bir kenarına çöküyorum gece vakti. Yoksulluk, insanların yüzündeki acıyı katmerli kılmış...
Belki bana öyle geliyor.
Seyrantepe...
Neredeyse yarısından çoğu gecekondulardan oluşan Van’ın en yoksul mahallesi.
İmarı yok, altyapısı yok.
Yolu dersen yol değil.
“Bak beyim” diyor, “On yılı geçti bu mahalledeyiz, suyumuz yoktur.”
Daha çok büyük acıların yaşandığı 1990’ların Hakkâri’sinden, Çukurca’sından göç almış Seyrantepe...
Diyar, 8 yaşında.
Zilan, 11 yaşında.
Şilan, 7 yaşında.
Çocukların bakışlarında keder yok, her şeye rağmen umut okunuyor.
Üşümekten yakınıyorlar en çok. Yanıma sokulup arada bir koluma dokunuyorlar.
“Deprem günü düğündeydik amca, çok korktuk” diyor Zilan...
Çadırın orta yerindeki saatin altında, “Hâkimiyet Allah’ındır” yazıyor.
Gürül gürül yanan odun sobasına yakın oturuyorum. Sobanın üstünde büyük bir su ibriği...
Zehra, dört yaşında.
Battaniyeye sarmışlar, çadırın orta yerinde mışıl mışıl uyuyor. “Üşüttü, ateşlendi” diyor babası.
Yakınıyor:
“Evlerde çok çatlak var. Gelip bakan da yok. Giremiyoruz evlere...”
Yaşlı bir kadın:
“Yemek gelmiyor, okullar kapalı.”
Kimsenin yüzüne bakmak içimden gelmiyor. Bakışlarımı kaçırıyorum. Bana bir kurtarıcıymışım gibi bakmalarından rahatsız oluyorum çünkü...
Dertlerini olanca içtenliğiyle döküyorlar. Yazmaktan başka elimden bir şey gelmeyeceğini bilmiyorlar.
En kötüsü bu, çaresizlik...
Zübeyir, bir delikanlı:
“Bir aileyiz, on kişiyiz, bir çadırda kalıyoruz. Çadır su alıyor, felaket kokuyor. Hem su hem koku... Babaannem de kalp hastası... Bu kışı böyle nasıl çıkaracağız?..”
23 Ekim günü hava güzelmiş, neredeyse bütün mahalle dışarıda düğündeymiş, bu nedenle ölen olmamış...
Adı Nayif, kırk yaşlarında:
“Hayvanla uğraşıyorum. Biz gitmedik ama hayvanlar gitti, ahırda enkaz altında kaldı. Deprem vurunca çok korktuk. Başım döndü, yere düştüm. Bizim aile on beş on altı kişi... Bir çadırdayız. Bir de yüzde 93 özürlü çocuğum var. Merkez Cami’nin önünde İçişleri Bakanı’nın eline verdim, yüzde 93 özürlü raporunu... Çadır istedik, soba istedik olmadı beyim...”
Kadınlar bir tarafta, ayakta duruyorlar.
Diyar, Zilan, Şilan, çocuklar, üçü birden yanıma sokuluyor, minderin üstünde birlikte oturuyoruz. Arada bir koluma dokunup en sevecen halleriyle yüzüme bakıyorlar.
Kadınlardan biri, Aynur Gölgeş, 46 yaşında, birden konuşmaya başlıyor.
Anlamıyorum.
Kürtçeden çeviriyorlar:
“Bir aydır bir yetkili gelip kapımızı çalmadı. Eski evimiz yıkılmıştır. Yeni ev yapmıştık, daha yeni bitmişti. O da felakette içine girilmez hale geldi. Çadır suyun içinde kaldı. Arada bir erzak kartonu gelmiyor değil. Ama bir erzak kartonu bir gece yetmez. Van’a çok yardım geldi diyorlar, bize ulaşan yok.”
Çadırdan çıkıyoruz.
Sis inmiş, ıslak bir hava.
Yerler çamur içinde, kaygan.
Gençler ateş yakmış, ısınıyorlar. Gecenin karanlığında güzel geliyor alevler. Avuçlarımı uzatıyorum ateşe, içim ısınıyor.
Oktay öfkeli, umutsuz konuşuyor, sesinde derin bir hayal kırıklığıyla:
“Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde öğrenciyim Hasan Abi. Biz de bu memleketin insanlarıyız. İsmimiz çıkmış hayalet şehre, kimse gelmiyor Van’a... Devlet gerçekleri söylemiyor. Sabah vakti gün doğarken, gece donmuş çadırlar şişiyor. Her şey ıslanıyor. Rutubet, ıslaklık... Evimiz yıkıldı, dokuz kişi akraba çadırında kalıyoruz. Böylesi reva mı?..”
Teker ailesinin çadırına gidiyoruz.
Nayif, yüzde 93 özürlü çocuğunu göstermek istiyor bana...
“Bir akrabamın aracısı olarak hayvancılıkla uğraşıyordum. Her sabah hayvan pazarına giderdim. Şimdi bu da bitti, n’olacak halimiz beyim?.. Altı çocuk, bir de kemik erimesi olan yaşlı anam, n’olacak?..” diyor.
Çadırın ortasında yatıyor, yedi yaşındaki Mehmet, özürlü olan. Babası Memo deyince, şöyle bir canlanıyor, yüzü aydınlanıyor yattığı yerde...
Acısını anlatıyor Memo’nun babası:
“Allah inandırsın, hepsi bi yana Mehmet bi yana. Çocuklarımın hepsi evde doğdu, bir tek Mehmet hastanede, ama o da böyle doğdu. Doğum sırasında vakitlice oksijen mi verememişler ne...Tazminat davası da açtım, bir işe yaramadı.”
Memo’nun kardeşleri cin gibi.
11 yaşındaki Viyan çok güzel bir kız çocuğu. Kucağına alıyor Memo’yu, sarılıyor kardeşine. Memo da sanki gülücük yapıyor Viyan’a, sevinç çığlıkları atıyor bir an...
Daralıyorum, çadırdan çıkıyorum.
Hayat bazen ne kadar acımasız olabiliyor.
Memo’nun babası, mahallenin adını nedense sıkı sıkıya not ettiriyor bana:
Seyrantepe Mahallesi,
Düzyol,
Işıklar Cami yanı,
20. Sokak...
Namık ve Bünyamin’le gece vakti Van’ın içinden otelimize dönüyoruz.
Gerçekten hayalet şehir!
Bir tek ışık yanmıyor. Bir tek hayat belirtisi yok. Tek bir araç geçmiyor. Sokaklar bomboş. Herkes gitmiş, Van boşalmış gerçekten...
Bu satırları dün sabah yazarken gün yeni doğuyor, sis dağılıyordu Van Gölü’nde. Uzaktan Süphan Dağı’nın karlı zarif doruğu seçiliyordu.
Depremin yerle bir ettiği Canik Köyü’nde geçen gün rasladığım 20 yaşındaki ‘gurbetçi’ Harun İleri’nin sözü kulağımda, öyle ayrılıyorum üç gün geçirdiğim Van’dan:
“Bu topraklar hep acılı zaten!”
Bazen hayat gerçekten çok acımasız.
Otelden dün sabah ayrılırken kar bastırmış, tipi halinde yağıyordu.
Şu üç günde çadırlarda tanıdığım Vanlılara “Allah’a emanet olun!” demek geldi içimden.
Başka ne yapabilirdim ki?
Büyükler dertleri, sıkıntıları anlatırken, hasta olan 4 yaşındaki Zehra uyuyor.
5205
Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Van’da 23 Ekim’de meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki depremin ardından 1 aylık sürede 5 bin 205 artçı sarsıntı olduğunu bildirdi.
Geceleri içinde ışık yanan çadırların görüntüsü aldatıcı... İçlerinde soğuk ve nem var.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024