Hüseyin GÜLERCE
Geçen hafta, 25 gün sonraki seçimin, bundan önceki bütün seçimlere bedel olduğunu yazdım. Bunun bir sebebi; 8 ay önceki referandumda, yüz yıllık vesayet karşısında sergilenen demokratik cesaretin devam mecburiyetidir.
Sokaklara dökülmeden, tankların üzerine çıkmadan, seçmen iradesi yoluyla, asırlık vesayet rejimine ilk defa dur denildi. Referandumdaki yüzde 58 evet, bir asır süren acziyetten sonra, vesayete karşı ortaya konmuş ilk demokratikleşme iradesi ve kararlılığıdır. Yüzde 47 oy almış iktidar partisinin kapatılma tehdidi ve Parlamento'nun, Anayasa Mahkemesi'nin insafına terk edilmesiyle kilitlenen siyasal sistem, referandum sayesinde müthiş bir mevzi kazandı. Şimdi, bu demokratikleşme hamlesinin tahkim edilmesi gerekir. Dolayısıyla 12 Haziran'da mesele; bir partinin yeniden iktidar olup olmaması meselesi değildir. Mesele, vesayet karşısında, demokratikleşmenin, yeni bir ivme ve heyecan ile devam edip etmemesi meselesidir. Yani oy verirken, ya vesayet, ya demokratikleşme diyeceğiz.
12 Haziran seçimleri, bundan önceki bütün seçimlere bedeldir. Bunun ikinci sebebi, Türkiye'de mevcut gerilimin ve kutuplaşmanın sona ermesini sağlayacak yeni sivil bir anayasa ihtiyacıdır.
İktidar partisi, 367 milletvekili hesabıyla kuvvetli vaatte bulunmasa da, liberal bazı arkadaşların taşıdığı endişelere şahsen ben katılmıyorum. Yeni sivil anayasa ihtiyacı, 13 Haziran'dan itibaren Türkiye'nin en önemli gündem maddesidir. AK Parti bu konuda görülecektir ki tahminlerin de ötesinde meseleye sahip çıkacaktır. Çıkmak zorundadır. Bu ülkede, iç barışın ve huzurun teminatı; din ve vicdan özgürlüğüne, fikir ve ifade hürriyetinin önemine inanmış dindar insanlardır. Bu büyük kitle, makul yolu benimsemiş, Türkiye'nin bütün problemlerinin ancak hukukun üstünlüğü, özgürlüklerin genişletilmesi esasına dayanan bir demokratikleşme ile çözüleceğine inanmıştır. Bir örnek vermek gerekirse, başörtüsü konusu, bir insan hakkı, eğitim hakkı konusudur. Bir demokratik taleptir. Yine "dindar" denilen insanlar, kendileri için istedikleri demokratik hakları, başkaları için de istemedikçe, bu haklara hiçbir zaman sahip olamayacaklarını görmektedirler. Diyalog, hoşgörü ve uzlaşma; herkesin konumuna saygılı olmaktan geçmektedir. Bu esasa dayanan demokratikleşme, sadece AK Parti'nin teminatı değil, Türkiye'de iç barışın ve istikrarın da teminatıdır. Bunun anlamı şudur: AK Parti, sivil anayasa konusunda tereddüt ettiğinde -ki, ben buna hiç ihtimal vermiyorum- ona ilk hatırlatmayı, bugün kendisine en büyük desteği veren makul çoğunluk yapacaktır.
Şimdi önemli olan, devlet içindeki çetelerin hesap vermesidir. Bunu yapmadan, sivil iradeyi tehdit altından çıkaramayız. Ergenekon davasının adil bir yargılama ile neticelenmesi gerekir. Bugün bu davanın arkasında siyasi bir irade var. O siyasi irade sarsıntı geçirirse, demokratikleşme asla gerçekleşemez.
Sivil bir anayasaya neden acil ihtiyacımız var? Çünkü ancak böyle bir anayasa ile devlet içindeki çeteler bertaraf edilebilir, cuntacı zihniyet sahipleri tasfiye edilebilir. Kurumlar, yeni bir anayasa ile asli görevlerine dönmeden, döndürülmeden bunu başaramayız.
Hem Silahlı Kuvvetler'i korumak, hem demokratikleşmeyi sağlamak için bünyesinde cuntacıları barındırmayan, darbecileri kollamayan bir ordu istiyoruz. İşini gücünü bırakıp siyasetle uğraşan, kendini sivil iradenin üzerinde gören, öyle yetişen generaller istemiyoruz. Darbecilere gerekçe, cuntacılara malzeme olan Silahlı Kuvvetler İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesinin yeniden yazılmasını istiyoruz. Demokratik ülkelerdeki gibi, Silahlı Kuvvetler'in sivil iradeye, yani Genelkurmay Başkanlığı'nın Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı olmasını istiyoruz. Ordumuzun, siyasi tartışmaların anaforunda yıpranmasını istemiyoruz.
Demokratikleşmenin ikinci mevzisi, sivil anayasadır. Referandumdaki duruşumuzu, sandıklarda da gerçekleştirmeliyiz...
[email protected]
http://twitter.com/huseyingulerce
Yazarlar
-
İbrahim KahveciYaşanacaklara dair olası senaryolar 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBabamın hasta yatağında bana son sözleri: Kötü günler geliyor kendini koru 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
18.04.2019
11.04.2019
4.02.2019
28.03.2019
14.03.2019
9.02.2019
9.02.2019
1.02.2019