İbrahim Kahveci
Faiz artışı gerekli miydi? Ya da, Merkez Bankası bu sefer faiz artırmayarak doğru mu yaptı?
Bir kere piyasada zaten faizler yüzde 20,0’nin üzerine çıkmış durumdayken, Merkez Bankasının yüzde 17,75’den piyasaya 130 milyar civarında para vermesi ne ifade ediyor?
Önce MB’nin şu önemli açıklamasını not düşelim: “Son dönemde açıklanan veriler iktisadi faaliyette dengeleme eğiliminin belirginleştiğine işaret etmektedir. Dış talep gücünü korumakla birlikte iç talebe dair yavaşlama sinyalleri artmaktadır.”
Merkez kısaca diyor ki; ekonomide iç tüketim yavaşlıyor ve ekonomi soğumaya başladı. Yani çok övündüğümüz ama başımıza çok iş açan suni büyüme bitiyor.
Merkez Bankası faiz artışı ile iki temel amaç gözetmektedir:
1-) Yüksek faiz ile TL’nin cazibesini artırarak, tasarruf sahiplerinin paralarını döviz yerine TL’ye yatırmalarını sağlamak.
2-) Yüksek faiz ile tüketimin cazibesini azaltarak tasarrufun cazibesini artırmak, yani talebi kısmak ve ekonomiyi soğutmak.
Merkez Bankası açıklamasında diyor ki, iç talep zaten daralıyor. Faiz artışı ile daralan iç talebi daha da daraltarak krize sürüklemek felaket getirir.
Bizim bilmediğimiz, ama onların bildiği elbette ciddi veriler vardır. Ve muhtemelen de iç talep tahminlerin ötesinde daralma yaşıyordur. O zaman Merkezin kararı oldukça doğrudur.
Bakın size kriz dönemi olan 2008 yılından örnek vereyim: Merkezin faiz oranı yüzde 20,25’dir ama piyasada kriz başlamış ve faizler yüzde 23,0’lere çıkmıştır. Merkez Bankası 23 Ekim günü toplanmış ve faizleri bırakın artırmayı, 50 baz puan düşürerek 19,75’e çekmiştir. Ardından bir iki günde piyasada faizler yüzde 25,0’lere çıkmış ama sonrasında o kadar hızlı düşüş olmuştur ki, Nisan 2009’da piyasa faizleri yüzde 12,0’leri görmüştür.
Kısaca, önümüzde eğer bir kriz-durgunluk var ise faizlerde düşüş beklemek çok daha doğaldır.
İyi de piyasada durgunluk var mı?
Elimizde beyaz eşya satışlarında geçen yıl ÖTV indiriminden kaynaklanan sağlıksız bir düşüş verisi vardır. Konut satışları ise gayet iyi durumdadır. (TÜİK böyle açıklıyor)
En sert hareket Haziran ayı otomotiv satışlarında görülmüştür. Geçen yılın haziran ayına göre satışlarda düşüş yüzde 39,0’a ulaşmıştır. Ama burada şu noktayı verelim: Kaybedilen satışın telafisi için yüzde 64,0 artış olmalıdır.
Bir başka veride ithalattır. Gümrük Bakanlığının verilerine göre haziran ayında ithalat geçen yıla göre yüzde 3,6 azalmıştır. Enerji düşüldüğünde ise ithalattaki daralma yüzde 9,8’e ulaşmaktadır.
Eğer Merkezin uyarısı doğru ise temmuz ayında ithalatta yüzde 20’lere varan bir daralma ile karşılaşmamız hiç sürpriz olmayacaktır. Zaten haziran ayında yüzde 78,3 olan kapasite kullanım oranı da yüzde 77,1’e geriledi. Kapasite kullanım oranında yaz mevsimi nedeniyle 0,3 - 0,5 puanlık daralma anlaşılabilir ama bu sefer düşüş 1,2 puan oldu. Bu ciddi bir uyarı olsa gerek.
Erken uyarı verileri aslında başka göstergelerde de görülüyor. ISO-PMI endeksi nisan ayından bu yana baz puan 50’nin altında seyrediyor. Sanayi üretimi mevsim etkilerinden arındırıldığında geriliyor vs vs...
Şimdi gelelim işin diğer tarafına.
Merkez Bankasının bile ekonomide sıkıntı var ilanına rağmen “Tüketici Güven Endeksi” 21 ayın zirvesine çıktı. Mevsim etkilerinden arındırılmış hizmet sektörü güven endeksi ise yüzde 0,7 artarken, yine arındırılmış perakende sektörü güven endeksi de yüzde 3,1 arttı.
Ya inşaat sektörü? Orada da mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi artışı temmuz ayında yüzde 2,4’e ulaşıyor.
Sokaktaki vatandaş açısından en önemli gösterge tüketicideki güven durumudur. Bakın orada nasıl bir süreç yaşanıyor:
Ekim 2016’da yüzde 74,0 olan güven oranı, sonraki aylarda çok sert düşüşler yaşamış ama 21 ay sonra ilk kez temmuz 2018’de güven oranı yüzde 73,1’e çıkmış. Halen ekim 2016’ya göre yüzde 1,3 aşağıdayız.
Peki, ekim 2016-temmuz 2018 arasında tüketici güveninde ne gibi değişimler yaşanmış?
-Ekonomiye güven azalmış ama eskiye göre... Önümüzdeki dönem beklentisi daha az düşmüş. Mevcut dönem tasarruf etme uygunluğu düşmüş ama gelecekte tasarruf etme ihtimali acayip yükselmiş. Tüketici şimdi borç kullanamam ama gelecekte borç kullanırım diyor.
Tüketici bir de ne diyor; “otomobil alırım ama konut alamam”.
Kısaca birbiri ile çelişen ama bugün karamsarlık olsa da geleceğe hala umutla bakan bir profil duruyor karşımızda.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2026
6.02.2026
4.02.2026
2.02.2026
30.01.2026
28.01.2026
22.01.2026
21.01.2026
19.01.2026
16.01.2026